Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1653 E. 2026/1737 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1653
- Karar No
- 2026/1737
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2022/1653 KARAR NO : 2026/1737
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 14/04/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/240E., 2022/285K. DAVA : İflas Sıra Cetveline İtiraz KARAR TARİHİ : 15/10/2026 YAZIM TARİHİ : 16/10/2026
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davalı müflisin müvekkiline cari hesap alacağından kaynaklı 579,233,75-TL anapara borcunun bulunduğunu, bu alacağın tahsili için Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2014/23223 Esas sayılı dosyası ile 579.233,75-TL anapara, 82.552,71-TL faiz olmak üzere toplam 661,786,46-TL üzerinden 25/11/2014 tarihinde takip yapıldığını, müflis şirketin takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, icra takibi ile kesinleşen alacak nedeniyle 02/03/2018 tarihinde Ankara İflas Dairesi'ne (21. İcra) 2017/2 İflas dosyasına kayıt talepli dilekçe verildiğini, Ankara İflas Dairesi'nin alacaklarının tamamının red edildiğine dair kararının taraflarına 22/03/2021 tarihinde tebliğ edildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulüne, müvekkili şirketin alacağının tamamının sıra cetveline kaydına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacının davasının usul ve esas bakımından yasaya aykırı olduğunu, davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının araştırılmasının gerektiğini, iflas idaresinin kararında yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gibi eksik bilgi ve belge ile iflas masasına alacak kaydı başvurusunda bulunan davacının davanın açılmasına da bizzat sebebiyet verdiğini savunarak; usuli itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine, esasa ilişkin itirazları göz önünde bulundurularak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "... davaya konu 22/04/2013 tarihli faturanın davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olup müflis şirketin faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirmesi karşısında HMK 222.maddesi uyarınca davacı şirketin fatura bedeli kadar müflisten alacaklı olduğunu ispat ettiği, fatura bedeline istinaden yapılan 588.000,00-TL'lik mahsup işleminden sonra taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı/teyit ettiği 579.233,75-TL asıl alacak üzerinden davacının müflis şirketten alacaklı olduğu, her ne kadar davacı şirket iflas idaresine takip öncesi işlemiş 82.552,71-TL'lik faiz alacağının masaya kaydı için başvuruda bulunmuş ise de, davacının takip öncesi müflis şirketi temerrüde düşürdüğünü ispat edemediğinden davacının takip öncesi faiz alacağı isteminde bulunamayacağı, davacının alacak kaydı başvurusunda takip tarihinden iflas tarihine kadar işlemiş faiz yönünden talebinin olmadığı, icra takibine konu asıl alacağın faiz dışıdaki fer'ileri yönünden miktar belirterek iflas idaresine başvuruda bulunmadığından sıra cetveline itiraz davasında alacağın faiz dışındaki diğer fer'ileri yönünden istemde bulunamayacağı kabul edilerek, 579.233,75-TL'nin adi alacak olması sebebi ile 4.sırada iflas masasına kayıt ve tesciline..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, gerekçeli kararda yer alan ticari defterlerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı ifadesinin gerçeği yansıtmadığı, taraflarınca dosyaya süresi içerisinde kazandırılan 03.02.2022 tarihli dilekçe ile müflis şirket defter ve kayıtlarının iflas müdürlüğünde olduğu ve iflas müdürlüğünden talep edilmesi halinde inceleme yapılabileceğinin belirtilmesine karşın bilirkişinin bu dilekçelerini görmezden geldiği ve kayıtları incelemeden; yalnızca davacı yanın defter ve kayıtlarını esas alarak rapor tanzim ettiği, anılan raporun da hükme esas alındığı, eksik inceleme ile tanzim edilen rapora dayanarak kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığı, alacağı kesinlikle kabul manasına gelmemek kaydıyla lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, İİK'nın 235. maddesi uyarınca iflas sıra cetveline itiraz taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına davalı göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile kalan 651,30 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15/10/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...