İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1354 E. 2026/1028 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1354
Karar No
2026/1028
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1354 Esas KARAR NO : 2026/1028

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/03/2021 KARAR TARİHİ : 02/11/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalılar arasındaki ticari ilişkide, müvekkili tarafından davalılara mal temin edildiğini ve bu hizmet karşılığı fatura düzenlendiğini, müvekkilinin takip tarihi itibari ile 42.376,23-TL olan alacağının davalılar tarafından ödenmediğini, 29.08.2015 tarihli faturaya bakıldığında müvekkili tarafından davalılara mal teslim edildiğini ve bu malların davalılar tarafından teslim alındığının açık olduğunu, davalılar tarafından yapılan itirazda borcun kabul edildiğini ve fakat borcun ödendiğinin iddia edildiğini, bu nedenlerle ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı icra takibine davalıların, müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle, fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; davalıların ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı sayılı dosyasına yaptığı tüm itirazların iptali ile takibin devamına, davalıların takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada aleyhe karar verilmesi halinde rücu hakkı doğacağından müflis ...Şti. 'ne HMK 63. Maddesi gereğince müvekkili yanında davaya katılması için davanın ihbarına, davacının davayı açmak için bir yıllık hak düşürücü süreyi kaçırdığını, davacının satış hizmetlerini yapabilmek için dava dışı ... şirketi ile 21/12/2012 tarihinde çerçeve sözleşmesi yaptığını, dava dışı ... vasıtasıyla davacı ...'ten davaya konu faturada belirtilen 42.376,23-TL'lik akaryakıtı aldığını ve bu akaryakıtın bedelinin karşılığı olan 42.376,23-TL 'yi dava dışı ...'e nakden ödediğini, dava dışı ...'in de bu miktarı ...tarihli ... nolu çek ile davacı ...'e ödeyerek bu akaryakıt satımı oluşan 42.376,23-TL borcu kapattığını, bu nedenlerle davanın reddine, %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkememizce daha önce verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararı ile taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, davalı vekili tarafından vefat eden davalı ... mirasçılarından alınan vekaletnameler dosya içerisine sunulmuş taraf teşkili sağlanmıştır. Davacı Mahkememize nezdinde açmış olduğu dava ile; davalılara akaryakıt temin edildiğini, davalılar tarafından bedelinin ödenmediği gibi başlatılan takibe de itiraz edildiği belirtilerek itirazın iptali talep edilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde öncelikle itirazın iptali davası için hak düşürücü sürenin geçtiğini iddia etmiş ise de; davalının itirazının davacı şirkete tebliğ edilmediği, itirazın iptali davası açmak için gereken hak düşürücü sürenin itirazın tebliğinden itibaren başlayacağı gözetilerek davalının hak düşürücü süre savunmasına itibar edilmemiştir. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde esas yönünden ise; davacı ile dava Dava dışı ...Şirketi (...) ile 21.12.2012 tarihinde Çerçeve Sözleşmesi yaptığını, davacı tarafından temin edilen akaryakıtın bedelinin sözleşme kapsamında davacı tarafından yetkilendirilen ... şirketine davalılar tarafından elden ödendiğini borcun bulunmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu bağlamda taraflar arasında davacının davalıya akaryakıt temin ettiği hususunda ve fatura konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık davalı tarafından borcun ödenip ödenmediği ve ...'e yapıldığı iddia edilen ödemenin davalıyı borçtan kurtarıp kurtarmayacağı noktasında toplanmaktadır. Davalı tarafında cevap dilekçesinin ekinde bir sureti sunulan davacı ve dava dışı ... Şirketi arasındaki sözleşme incelendiğinde; davacı ve dava dışı ... arasında ...'in davacıya müşteri getirmek ve sözleşme yapmak üzere aracılık etmek hususunda sözleşme imzalandığı ve ...'in ayrıca davacıya karşı bulunan müşterilerin akaryakıt ücretini ödemesi hususunda üçüncü kişinin fiilini taahhüt kapsamında garantörlük üstlendiği ve müşteri ile birlikte davacıya karşı müştereken borçlu olmayı taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı ve dava dışı ... arasında komisyonculuk sözleşmesi bulunmakla birlikte dava dışı ... tarafından davacıya bulunan müşterilerin davacıdan aldığı akaryakıt bedelinin ödenmesi bakımından müşteri ile birlikte ...'in de davacıya karşı müşterek ve müteselsil olarak sorumluluğu üstlendiği ancak sözleşme kapsamında davacının alacaklarını tahsil etmek üzere ...'e yetki verilmediği gibi davalılara dava dışı ...'e ödeme yapılması hususunda davacının yazılı bir talimatının da davalılar tarafından sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; davaya konu icra takibine ilişkin faturanın davacının ticari defterlerinde davalı borcu olarak kayıtlı olduğu, bu borca karşılık ... tarafından davacıya çek verilmiş ise de Mahkememize gönderilen 16.10.2026 tarihli banka müzekkere cevabında ... tarafından davacıya verilen çekin karşılıksız çıktığı ve bedelinin ödenmediğinin banka tarafından belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı tarafından davalılara temin edilen akaryakıt bedelinin dava dışı ... tarafından sözleşme ile üstlenilen garantörlük/3. Kişinin fiilini taahhüt kapsamında davacıya ödenmediği anlaşılmaktadır. Davalılar bedelin ...'e elden ödendiği bu sebeple borçlu olunmadığını savunmuş ise de davacı ve dava dışı ... arasındaki sözleşmede davacının ...'e tahsilat yetkisi verdiğine dair bir hüküm bulunmamakta olup, davalılara da dava dışı ...'e ödeme yapılması ve bu suretle yapılan ödemenin davacı tarafından kabul edilmiş olacağı ve davalının davacıya borcunun sona ereceği hususunda davacının davalılar ile anlaştığı ve davalılara davacı tarafından bu yönde talimat verildiğine dair de davacı tarafından imzalanmış yazılı bir belgenin sunulmadığı ve ispat edilemediği anlaşılmıştır. Nitekim davalılar tarafından dava dışı ...'e yapıldığı iddia edilen ödemenin de ispatlanamadığı, ...'e yapılmış ödemeye dair yazılı bir belge sunulamadığı anlaşılmakta olup, Mahkememizce verilen süreye rağmen davalılar tarafından ticari defter ve kayıtların da incelemeye sunulmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından kesilen faturanın doğrudan davalılara kesildiği, dava dışı ...'e fatura edilmediği dolayısıyla sözleşme kapsamında ...'in davalılar ile sözleşme yapmadığı yalnızca davacı ile davalılar arasında sözleşme yapılmasına ve akaryakıt teminine aracılık ettiği gibi davalıların borcunu davacıya karşı üstlendiği ancak bu kapsamda davacıya ... tarafından ödeme yapılmadığı gibi davacıya ... tarafından verilen çekin de karşılıksız çıktığı, davalılar tarafından ...'e ödeme yapıldığının da ispatlanamadığı gibi ödeme iddiasının ispatı yönünden ispat yükü üzerine düşen davalılar tarafından ödeme belgesinin de sunulmadığı ve ödeme iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Davacının akaryakıt temin ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı gibi davalılar ödeme iddiasında bulunarak ispat yükünü üzerine aldıkları gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların incelemeye sunulmadığı 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının davacıya ödeme yapmadığı gibi davacının ...'den bedeli tahsil ettiğini ispatlayamadığı gibi, davalılar tarafından dava dışı ...'e ödeme yapıldığını da ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Sonuç olarak ispat yükü üzerine düşen davalıların dava dışı ...'e ödeme yapıldığını ispatlayamadığı gibi ... tarafından davacıya davalıların borcu kapsamında ödeme yapıldığının da ispatlanamadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre ...'in davacıya verdiği çekin tahsil edilemediği, banka müzekkere cevabında da ... tarafından davacıya verilen çekin karşılığının ödenmediğinin belirtilmesi karşısında davacının davasının kabulü ile davaya konu ... 5. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında davalıların itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla tazminat koşullarının da oluştuğu değerlendirilmiş, itirazın iptaline karar verilen Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.475,24-TL tazminatın da davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu ... 5. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı takip dosyasında davalıların itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.475,24-TL tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 2.894,72 TL harçtan, peşin yatırılan 511,81 TL harcın düşümü ile geri kalan 2.382,91 TL harcın davalılardan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 511,81 TL Peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı 2.400,00 TL bilirkişi ücreti ve 401,10 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.372,21 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 42.376,23 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 7- 1.320,00 TL Arabulucu ücretinin davalılardan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/11/2026

Katip ... ¸e-İmzalıdır.

Hakim ... ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1354, K. 2026/1028, T. 02.11.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1354-e-2026-1028-k-0ec592b79bbc