Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1607 E. 2026/473 K. – Menfi Tespit Ve
Konu: Menfi Tespit Ve Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1607
- Karar No
- 2026/473
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit Ve Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1607
KARAR NO:2026/473
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/04/2021
NUMARASI:2016/458 Esas - 2021/415 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit- Alacak (İşletmenin devrinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit ve alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... AVM içerisinde bulunan ... isimli işyerinin davalı tarafından müvekkili şirkete satılması için 23.11.2015 tarihinde karşılıklı olarak anlaşıldığını, işbu anlaşmaya göre davalı şirketin söz konusu restoranı müvekkili şirkete 01.12.2015 tarihinde hakları ile beraber satış ve devir etmeyi taahhüt ettiğini, yapılan protokol gereğince restaurantın KDV dahil 750.000,00 TL'ye tüm franchise sözleşme hakları ile birlikte bütün ekipmanları, demirbaşları, yani anahtar teslim olmak kaydı ile devredileceğini, anlaşma uyarınca toplam 500.000,00 TL bedelli 10 adet çekin müvekkili şirket tarafından ciro edilerek davalı şirkete verildiğini, devir için müvekkilince davalıya 225.000,00 TL'nin elden nakit olarak makbuz mukabilinde bankadan havale yolu ile çek olarak ödendiğini, bilahare işletme devrinin yapılmaması üzerine tarafların karşılıklı anlaşarak devir işleminden vazgeçtiğini, bu kapsamda davalı yana ödenen 225.000,00 TL nakit paradan 35.000,00 TL'nin elden iade edildiğini, hali hazırda 190.000,00 TL'nin ise davalı uhdesinde bulunduğunu, davalı yana 2. grup olarak verilen çeklerin ise toplam 3 adet ve 245.000,00 TL tutarında olduğunu, bahse konu çeklerin de davalı yanca müvekkili şirkete iade edilmediğini, bu nedenle davalı şirkete Kadıköy ...Noterliği'nin 01.04.2015 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve 190.000,00 TL nakit paranın faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini, işbu ihtara davalı yanın Bakırköy ...Noterliği'nin 11.04.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verdiğini, davalının cevabi ihtarnamesinde, 10 adet 500.000,00 TL bedelli ve 3 adet 245.000,00 TL bedelli çekleri teslim aldığını kabul ve ikrar ettiğini, keza davalının uhdesinde bulunan 190.000,00 TL'nin de alındığının açıkça beyan edildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli eylemlerinin önüne geçilebilmesi için bahse konu çeklerle ilgili ve davalı şirketin işletme hakkı üzerine ihtiyati tedbir kararı niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesine, müvekkilinin mezkur çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, 190.000,00 TL'nin 04.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacının edimlerini ve yükümlülüklerini yerine getirmediği için sözleşmeyi feshettiklerini, davacı şirketin sözleşmenin kurulmasından sonra sözleşme gereği belirli tarihlerde ödenecek 500.000,00 TL meblağlı çeklerin teslimi ve ödenmesi ile, 225.000,00 TL nakit paranın ödenmesi edimini yerine getirmediğini, ilk etapta dava konusu 10 adet 50.000,00 TL bedelli toplam 500.000,00 TL tutarlı çekler ile birlikte toplam 125.000,00 TL nakit paranın alındığını, davacının sözleşme gereği bakiye 100.000,00 TL nakit parayı ise... numaralı çek ile ödendiğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu ve kayıtların tetkiki ile ortaya çıkacağını, davacı yana iade edilen 35.000,00 TL tutarın sözleşmenin kurulmasından sonra 11.12.2015, 22.12.2015, 27.12.2015 ve 31.12.2015 tarihli makbuzlar karşılığı işyeri kasasından teslim alınan paraları gösterdiğini, taraflar arasında akdedilen devir sözleşmesi uyarınca, müvekkili şirketin ediminin fiilen işyerine devir etmek, davacı ediminin de satış bedelini ödemek olduğunu, müvekkilinin devir için iyi niyetini ortaya koymasına rağmen davacının sözleşme uyarınca mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının resmi olarak işyeri açılışı yapmamış olmamasına karşın kasanın fiilen davacıya teslim edildiğini, davacının verdiği toplam 300.000,00 TL olan çeklerin karşılıksız çıktığını, satış sebebi ile davacıya keşide edilen faturadan dolayı 76.271,19 TL KDV ödemesi yapıldığını, işbu sözleşme nedeni ile KDV miktarı kadar menfi zararlarının bulunduğunu, davacının sözleşme konusu çekler için menfi tespit davası açmasında hukuki menfaat bulunmadığını savunarak, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava dilekçesinde bahsi geçen 190.000,00 TL nakit verildiği iddiasının ise davacı defterlerinde hiçbir kayıt olmaması, aynı zamanda defterlerinin HMK. 222. md. uyarınca lehine delil mahiyetinde olmadığı gözönüne alınarak ispat edilememiştir. Ancak cevap dilekçesinin incelenmesi sonucu ikrar beyanında olan "tarafımıza teslim ettiği nakit 125.000,00 TL'si yukarıda bahsini yapmış olduğumuz şekilde, 35.000,00 TL'nin kasadan davacıya ödenmiş para düşüldüğünde kalan bakiye menfi zararımızı dahi karşılamadığından davacının tarafımızdan hiçbir hak ve alacağı yoktur" beyanı uyarınca 90.000,00 TL'nin davalı şirket bünyesinde zarar karşılığı olarak tutulduğu ve davacıya iade edilmediği görülmekle taraflar arasındaki yazılı işyeri devri protokolü hüküm ifade etmediğinden TBK. 77/1. "haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür" maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermesi gerektiği anlaşılmakla, temerrüd tarihinin TBK 117 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle olduğu hallerde temerrüt için bildirimin şart olduğu belirtildiğinden davalı için herhangi bir bildirim olmadığından dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." gerekçesiyle, menfi tespit talebi yönünden taraflar arasındaki sözleşme yerine getirilmediğinden verilen; 15/01/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 20/01/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 15/02/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 20/02/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 15/03/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 20/03/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 20/05/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 15/05/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 20/04/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 15/04/2016 tarihli ...banka ... Şubesine ait 50.000,00 TL, 07/05/2016 tarihli ... Bankası ... Şubesine ait 65.000,00 TL, 31/05/2016 tarihli ... Bankası ... Şubesine ait 90.000,00 TL, 05/08/2016 tarihli ... Bankası ... Şubesine ait 90.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, mahkeme kasasında bulunan çeklerin davacıya iadesine, ödemeye ilişkin olarak kısmen kabulü ile kabul beyanı uyarınca 90.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin iştemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili şirketin tüm edim ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının ise edim ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin ediminin iş yerini devretmek, davacının ise satış bedelini ödemek olduğunu, devir için müvekkilinin tüm iyi niyetini ortaya koyduğunu, davacının sözleşme gereğince mali ve hukuki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin resmi iş yeri açılışını yapamamış olsa da kasayı fiilen davacıya teslim ettiğini, davacının gönderilen personelin yeterli olmasına rağmen işe başlatılmadığını, müvekkili şirketin davacının yapması gereken muhasebe ve ilgili makamlara başvuru işlemlerine dair yapmamasından dolayı davacının müvekkilini sürekli beklettiğini, uzunca bir süre iyi niyetli olarak kasadan davacıya para dahi teslim edildiğini, devir protokolünün 2.maddesinde, bu hususun açıkça belirtildiğini, devir için 500.000,00 TL meblağı faturanın dahi keşide edildiğini, ek raporda davacının bahse konu faturayı kabul etmemesinin yasal olarak yerinde olacağı ifade edilmiş ise de fatura bedelinin KDV'sinin kim tarafından ödeneceğine açıklık getirilmediğini, devir ve satış anlaşmasından sonra kasadaki mevcut 35.000,00 TL'nin davacı şirket ortağı ... tarafından makbuz karşılığı teslim alındığını, sözleşme sonrasında personel yeterli olmasına rağmen davacının göndermiş olduğunu ve davacının bünyesinde kayıtlı personellerinin maaşlarının davacı tarafça ödenmediğinden müvekkilinin toplam 40.400,00 TL maaşı makbuz ile ödediğini, bu ödeme sonrasında müvekkilinin uhdesinde bulunan 13.728,81 TL düşüldüğünde davacının halen 26.671,19 TL borçlu olmasına rağmen bu hususlar göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulduğunu, 500.000,00 TL'lik çekler üzerinden kesilen faturanın 76.271,19 TL'lik KDV tutarı ve 40.400,00 T L maaş ödemelerinin müvekkili şirketin davacı taraf ile yaptığı devir ve satış sözleşmesine binaen yaptığını, sözleşmenin feshedilmesinden müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacının menfi ve müspet zarardan sorumlu olduğunu, 90.000,00 TL'lik kabul beyanının hükme esas alınmasının hukuka aykırılık oluşturduğunu, gerekçeli kararın hem müvekkili şirketin sözleşmesinin yerine getirilmemesinde kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, hem de gerekçeye aykırı olarak müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda sözleşmenin yerine getirilmemesindeki tüm sorumluluk ve kusurun davacı tarafta olmasına rağmen 76.271,19 TL'lik KDV tutarının kim tarafından ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığını, müvekkili şirketin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, ihtarnamenin davacıya tebliğ edilmesinden üç gün sonra davacının hiçbir şekilde müvekkiline başvuru yapmayarak dava açtığını, davacının borçlu olmadığının tespiti davasında hukuki menfaati olmadığını, davanın açılmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, davadan önce müvekkilinin davaya konu çekleri teslim etmeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen davacının çekleri teslim alma yönünde işlem tesis etmediğinden ve çekler müvekkili tarafından mahkeme kasasına teslim edildiğinden çekler konusuz kalmış olmakla hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekir iken mahkemece aksi hüküm kurulduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, işletmenin devri sözleşmesi kapsamında teslim edilen çeklerin iptal edilmesi ve iadesi, çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile nakit olarak verilen paranın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, bayilik devir protokolünün ve protokol ile ek protokollerin düzenlenmesi, dava konusu çeklerin davacı şirket tarafından davalıya teslimi, devrin gerçekleşmemiş olması hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshedilmesinde hangi tarafın kusurlu olduğu, dava açılmasına davalının sebebiyet verip vermediği, çekler yönünden menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 23.11.2015 tarihli adi yazılı şekilde protokol düzenlendiği, protokolde ... Merkezi içinde yer alan ... Restoranının davalı şirketin davacı şirket ortaklarına devredilmesi olduğu, söz konusu protokolle satıcıya devir için toplamda 725.000,00 TL olacak şekilde 225.000,00 TL'nin elden teslim ve KDV dahil 500.000,00 TL'nin ise 5 ay boyunca 100.000,00 TL olacak şekilde 15.01.2016 tarihinden itibaren belirtilen tarihlerde ödeneceği, protokol için 5.000,00 TL'nin kaparo olarak alındığı, protokol ile ...ın 01.12.2015 tarihi itibariyle restoranı devraldığı ve imzalanan tüm kira ve franchisse sözleşmelerinin şartlarını kabul ettiğine yer verildiği, 01.12.2015 tarihli franchisse (bayilik) devir protokolünün düzenlendiği, devir edenin davalı şirket, devir alanın davacı şirket, devir konusunun protokolde bahsedilen restoranın devri olduğu, protokolün 1.maddesinde; restoranın KDV dahil 725.000,00 TL ile bütün ekipmanları, demirbaşları, anahtar teslimi olmak kaydı ile anlaşıldığı, 1.maddenin (b) bendinde; anlaşılan tutarın ödeme şeklinin belirlendiği ve 225.000,00 TL tutarın 15.01.2016 tarihinden itibaren düzenlenecek her biri 50.000,00 TL çekler şeklinde olacağının ifade edildiği, 2.maddede; devir alanın restorantı 01.12.2015 tarihi itibariyle fiilen kendisine geçmiş olduğunu, bu tarihten itibaren AVM'nin yönetimine karşı ticari ve hukuki açıdan doğrudan sorumlu olduğu, (b) bendinde; devir edenin restoranın 30.11.2015 tarihine kadar gerek markanın merkezine gerek bulunmadığını AVM'nin yönetimine karşı ticari ve hukuki açıdan doğrudan sorumlu olduğunun belirtildiği, davalı ile dava dışı franchisse veren ... Şirketi arasında 14.06.2017 tarihinde ek fesih protokolünün düzenlenmiş olduğu, davacının Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen 01.04.2016 tarihli ihtarname ile davalıdan tarafların iş yeri devir işleminden vazgeçmiş olmaları sebebiyle şirkete teslim edilen toplam 745.000,00 TL bedelli çeklerin şirkete geri iade edilmesi ile nakit olarak ödenen 190.000,00 TL paranın ise faizi ile iadesinin talep edildiği, açıklama kısmında taraflar arasında iş yerinin müvekkiline satışı ve devri konusunda anlaşmaya varıldığı, işletme devir protokolü gereğince sözleşme hakları ile birlikte demirbaşlarının anahtar olmak kaydıyla devredilmesi hususunda anlaşmaya varıldığı ve toplam 500.000,00 TL bedelli çeklerin müvekkili tarafından ciro edilerek verildiği, ancak 01.12.2015 tarihine kadar müvekkili şirkete iş yerinin devir işlemi yapılması gerekmesine rağmen devir işleminin yapılmadığı, iş yerinin devredilmediği, franchisse sözleşme hakları, mal, kasa veya işletme devrinin yapılmadığının belirtildiği, davalı şirket tarafından Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen 11.04.2016 tarihli cevabı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği belirtilerek zararlarının olduğu iddia edildiği, söz konusu ihtarname içeriğinde, taraflarına teslim edilen 10 adet toplam 500.000,00 TL bedelli çek ile keşidecisi ... Şirketine ait üç adet toplam 245.000,00 TL çeklerin teslim edildiği ve 225.000,00 TL nakit ödeme yapıldığının ifade edildiği, bu iddiayı kabul etmediklerini, müvekkiline 125.000,00 TL ödenen nakit para olduğunu, iş yerinin devrinin sağlanmadığı iddiasının kabul etmediklerini, taraflarınca marka ve bayilik sözleşmesi yapılmasının sağlandığını ancak verilmesi gereken teminat mektubu zamanında verilemediğinden markanın tarafları ile olan bayilik sözleşmesini tek taraflı feshettiğini, ayrıca şirkete kayıtlı göndermiş oldukları personellerin personel sayısı geçerli olduğu halde işe başlatıldığı vb hususlara yer verilerek nakit taahhüdünün kalan bakiyesinin ödenmediği, bu sebeple devir yapılmadığı iddiasının kötü niyeti olduğu, ayrıca satış ve devir için verilen 500.000,00 TL meblağlı faturanın keşide edildiği, bu faturanın şirket ortağı...'a teslim edildiği, 300.000,00 TL meblağlı çeklerin karşılıksız çıktığı ayrıca sözleşmede belirtilen nakit ödeme taahhüdünün eksik olarak yerine getirildiği belirtilerek taraflarından alacaklı oldukları 26.671,19 TL'nin menfi zarar miktarı düşülerek 49.600,00 TL'nin ödeneceğinin belirtildiği, davacı tarafça 15.04.2016 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini ibrazı ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 01.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; İTO kayıtlarında davaya konu restoranın halen davalı şirkette olduğu, davacı şirkete ait 2015 ve 2016 ticari defterlerin incelendiği, gerekli açılış onayına sahip olduğu, ayrıca kapanış tasdiklerine sahip olduğu, davacı ile davalının sözleşmeye dayalı ticari ilişkisinin olduğu, ticari ilişki kapsamında iş yerini davalı tarafın devredeceğinin anlaşılmasına varıldığı, anlaşma gereği davacının davalı yana ciro edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve ödenen nakit paranın iadesi amacıyla dava açıldığı, davacının davalı yana keşide/ciro ile 13 adet toplam 745.000,00 TL tutarında çek verdiğinin tespit edildiği, ...bankanın vermiş olduğu cevabı yazıda; 10 adet çekin karşılıksız çıktığı, ... Bankasına ait cevabı yazıda ise üç adet çekin ibrazına rastlanılmadığının ifade edildiği, davacı defterlerinin detaysız ve cari hesap incelemesine elverişli kayıt edilmediği, hiçbir alt hesabın kayıtlı olmadığı, ticari ilişkiye ait hareketlerin detaylarının açıkça yazılı olmadığı, verdiği iddia edilen çeklerin defterlerinde kaydına rastlanmadığı, ticari defterlerde salt ana hesap bakiyesinin olduğu, davacının menfi tespit talebinin kendi ticari defterleri üzerinde ispatı hususunun kaydi olarak izaha ve ispata muhtaç göründüğü, davalı ticari defterlerinde yapılan incelemede davacı yandan 31.12.2017 tarihi itibariyle kaydi olarak 500.000,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Davacı bilirkişi raporuna itiraz ederek, bilirkişinin dosya içeriğinden habersiz olduğunu, yetersiz ve hatalı tespitler yapıldığını belirterek, iddialarını tekrar ettikten sonra raporun kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişilerce incelemesini talep ettikleri hususların incelenmesi için ek bilirkişi incelemesi yapılması amacıyla dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdini talep etmiştir.23.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; dosyada dava konusu iş yerinin resmi olarak teslim edildiğine ilişkin herhangi bir tutanağın mevcut olmadığı, davalının sözleşmeye konu iş yerini davacı yana teslim ettiğine dair bir belgeye dosyada rastlanmadığı, davaya konu sözleşme gereğince davacının edimi olan peşinat kısmının önem kazandığı, davalının bakiye 100.000,00 TL'lik kısmın ödemesinin yapılmadığını ve çeklerinde karşılıksız çıkmasıyla davacının edimlerini yerine getirmediğini beyan ettiğini, ancak bahse konu ödemenin davalı yana 18.12.2015 tarihli 100.000,00 TL bedelli çekin ciro edilmesiyle ve sonrasında bu çekinde AVM içinde elden nakden ödenmesi ile gerçekleştiği, çeki teslim alan ... isimli şahsın davalı şirketin yetkilisi olduğu iddia edildiği bu iddiaya dayanak olarak da şahit ve kamera kayıtlarının gösterildiği, belge anlamında davalı ticari defterlerinde çeki şirket adına tahsil ettiğine dair bir işlem ve sonuç bulunmadığı, davacı defterlerinde sadece iki sayfasının yazıldığı, defterlerde yapılan incelemede davalınında kabulünde olan ödemelerde dahil hiçbir belgenin kayıtlı görünmediği, davalının bahse konu çeklerin kendi uhdelerinde olduğunu beyan ettiği, teslim konusunda çekişme olmadığı, davalı tarafın tahsil edemediği çekleri iade etmeye hazır olmakla birlikte davacı yanın keşide ettiği faturadan kaynaklı 76.271,00 TL KDV tutarının iade faturası ile geri verilmesi halinde iade edeceğini beyan ve kabul ettiği, davalının teslim ettiği çeklerle birlikte fatura tanzim etmesinin yasal bir zorunluluk olduğu ancak teslimatın gerçekleşmemesi ile birlikte davalının keşide edilen faturayı işlememesinin yanında iade ettiğine dair bir verinin bulunmadığı, davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği menfi zararın içerik bakımından izaha ve ispata muhtaç göründüğü, sonuç olarak davalı defterlerinin denetime elverişli nitelikte olmadığı, ek olarak herhangi iade faturası düzenlendiği veya düzenlenen faturayı da iade ettiğine bir veriye rastlanmadığı, faturanın mal ve hizmet teslimi ile düzenlendiğininde davacının dava konusu faturayı kabul etmemesinin yasal olarak yerinde olabileceği, davacının peşinata yönelik edimlerini yerine getirdiğine dair ispatı kamera kayıtları ve şahitlere dayandırdığı, ticari defterlerde kayıt olmadığı belirtilmiştir.Tarafların göstermiş olduğu tanıkları dinlenmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, yapılan devir sözleşmesi, protokoller, teslim edilen çekler ve ödemeler ile ihtarnameler konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davalı tarafın davacıya göndermiş olduğu sözleşmenin feshini de içerir 11.04.2016 tarihli cevabı ihtarnamede teslim edilen çekler, yapılan nakit ödemeleri kabul edilmiştir. Bilirkişi incelemesi neticesinde her iki tarafın ticari defter ve ekli belgelerinde ticari ilişkiye dair bilgi ve belge tespit edilememiştir. Ancak yukarıda ifade edildiği üzere, davalı şirketin feshe dair cevabı ihtarnamesinde, davalı şirket tarafından davacı tarafça müvekkiline 225.000,00 TL nakit ödendiğinin ifade edilmesine rağmen davalı şirkete ödenen paranın 125.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Davalının kabulü doğrultusunda mahkeme tarafından sözleşme kapsamında ödenen nakit alacağa dair davalının cevap dilekçesi de dikkate alınarak 35.000,00 TL davacı tarafa yapılan ödemenin mahsubu neticesinde 90.000,00 TL yönünden karar verilmiştir. Karar davalının ihtar ve cevap dilekçesine göre verildiğinden nakit alacağa yönelik verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, taraflar arasındaki devir protokolü ile birlikte banka cevabı yazıları ve taraflarında kabulünde olduğu üzere her biri 50.000,00 TL olan 10 adet çek davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilmiştir. Davalı vekili tarafından her ne kadar çekler yönünden dava açılmasında hukuki yarar olmadığı iddia edilmiş ise de dava tarihine kadar dava konusu çekler davacı tarafa teslim edilmediği gibi banka cevabı yazısından bir kısım çeklerin bankaya ibraz edildiği, ibraz edilen çeklerden karşılıksız çıkmış olanların çek teminat bedellerinin davalıya ödendiği, çeklerin bankaya davalı şirket tarafından ibraz edildiği, ibraz tarihlerinin bir kısmının ise dava tarihinden sonra olduğu dikkate alındığında, davalı vekilinin savunmasının aksine davacının çeklere yönelik menfi tespit davası açmasında hukuki yararının olduğu kanaatine ulaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşme ani edimli bir sözleşmedir. Her iki tarafın sözleşme kapsamında yerine getirmesi gereken edimleri mevcuttur. Sözleşmede, davacı devir alan şirket, dava konusu restorantın devrine ilişkin toplam 725.000,00 TL tutarın 500.000,00 TL miktarını çek olarak, kararlaştırılan 225.000,00 TL nakit ödemesinin ise 125.000,00 TL'lik kısmını nakit olarak ifa etmiştir. Ancak devir konusu restoran 01.12.2015 tarihi itibariyle davacı şirkete teslim edilmemiştir. Bu durumda ise davalı şirketin kendi üzerine düşen sözleşmenin esas olan edimini yerine getirmediği sonucuna ulaşılmıştır. Davalı şirket, davacı şirketin gönderdiği ihtarnameye cevap tarihine kadar, davacının sözleşmedeki edimini yerine getirmediği veya eksik yerine getirdiğine dair bir ihbar veya ihtarı yoktur.TBK'nın 97. maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Borcun ifa edilmemesi ise 112. maddede düzenlenmiştir. Maddede, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmediği durumda borçlunun kendisine hiçbir kusuru yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, sözleşmenin ani edimli bir sözleşme olması nedeni ile TBK'nın 125.maddesinin değerlendirilmesi uygun olacaktır. Maddenin 1. fıkrasında, temerrüte düşen borçlunun verilen süre içerisinde borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklının her zaman ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat istemi hakkına sahip olduğuna yer verildikten sonra 2. fıkrada, alacaklının sözleşmeden dönebileceği, 3.fıkrada ise sözleşmeden dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacakları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri bu durumda borçlunun temerrüte düşmekten kusuru olmadığını ispat edemediği durumda alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle zararın giderilmesini de isteyebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacı vekili tarafından sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen çekler ve nakit paranın iadesinin istenmesinin sözleşmeden cayma olarak kabulü isabetli olacaktır. Bu durumda, sözleme gereğince taraflarca ifa edilen edimler geri istenebilecektir. Ayrıca davalı tarafçada cevabi ihtarname ile sözleşme açıkça fesih edilmiş olduğundan aynı kural geçerli olacaktır. Davalı taraf temerrüte düşmekte kusuru olmadığını ispat edememiştir. Çünkü iddia olarak ileri sürülen hususları ispatlar nitelikte bilgi, belge ibraz edilememiştir. Davalı şirket tarafından cevap dilekçesinde takas talebinde bulunulmamıştır. Cevabında belirtmiş olduğu 35.000,00 TL tutarlı nakit ödeme ise mahkemece resen davacının nakit alacak tutarından mahsup edildiğinden, davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Diğer taraftan, davalı dava konusu çekleri davadan önce davacı tarafa iade etmediği gibi dava tarihinden sonra da bankaya ibraz etmiş olduğu çeklerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihinden sonra çekler davacıya değil mahkeme kasasına teslim edilmiştir. Davalı vekili 22.03.2017 tarihli celsede, 13 adet çeki dilekçe ile mahkemeye sunduklarını kasada saklanmasını talep etmiştir. Özellikle davacının talep sonuçları da dikkate alındığında davanın konusuz kalmasına neden olmayacağı gibi HMK'nın 331. maddesi kapsamında yargılama giderleri yönünden de sonuca etkili olmayacağı kanaatine varılmıştır.Davacının dava açmasına davalı sebep olmuştur. Bu nedenle yargılama giderlerine dair istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 4.610,90 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.