Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1584 E. 2026/680 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1584
Karar No
2026/680
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1584

KARAR NO: 2026/680

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/06/2022

NUMARASI: 2019/420 Esas - 2022/502 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı borçlu .... A.ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereği borçlu şirkete çek taahhüt kredisi, şirket kredi kartı, taksitli ticari kredi, ticari kredili mevduat hesabı açılıp kullandırıldığını, diğer davalının ise müteselsil kefil sıfatı ile sözleşme kapsamında borçtan sorumlu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalılara ihtar çekildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalılarının itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; davalıların davacı bankadan kullanmış oldukları KGF Kredilerine ait taksitlerin ödenmesinde hiçbir gecikme olmadığını, tüm ödemelerin en geç vade tarihinde olacak şekilde yapıldığı bildirilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı taraf, yatırım amacıyla aldığı aylık sabit taksitli kredinin geri ödeme planına güvenerek parayı yatırıma yatırmış ve davacı kredinin tamamını geri çağırarak davalı yönünden katlanılamaz bir yük yaratmıştır. Kredinin sabit taksitli ve aylık ödemeli olması, davalının ticareti terk ettiğine dair somut bir bilgi veya belge sunulmaması, icra takibine kadar da ödemelerin devam etmiş olması nazara alındığında, davacının hesap kat ihtarının dürüstlükle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. İtirazın iptali davası takip tarihi itibarıyla geçerli olan koşullara göre değerlendirilecek bir dava olup, davalı sonradan ödemeleri kesmiş ise de davacının icra takibine geçmesinde haklılığı bulunmamakta, davanın hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Kaldı ki, ihtiyati haciz kararı üzerine zaten davalının ödeme imkanı da elinden alınmaktadır. Bu nedenle davacının haksız olduğu anlaşılmıştır. Davacı takip ve davasında haksız olduğuna göre, davasının reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece oluşturulan kararın kabulünün mümkün olmadığını, davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca borçluya çek taahhüt kredisi, nakdi krediler, şirket kredi kartı, ticari kredili mevduat hesabı, taksitli ticari kredi kredileri açılıp kullandırıldığını, banka tarafından keşide edilen ihtarname ve ekinde gönderilen hesap özetleri usulüne uygun düzenlendiğini, boRcun muaccel hale geldiğini ve borçluların temerrüde düştüğünü, akabinde borcun ödenmemesi sebebiyle davacı banka tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası marifetiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını,

yerel mahkemenin temerrüt oluşmadan takibe geçildiği yönündeki kararının hukuken muteber bir yanı bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davacı banka’nın genel kredi sözleşmesi ile açtığı hesapları dilediği anda kat etme hakkı bulunduğunu, davacı bankanın sözleşmeyi feshetme yetkisi ödemelerin gecikmesi şartına bağlanmadığını, bunun yanında usulüne uygun tebliğ edilen ihtarnamede açıkça ifade edilen alacak tutarı da ferileri ile birlikte borcular tarafından ödenmediğini,

ayrıca taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi, borçlu firmanın müvekkil bankaya bildirmiş olduğu ve ticaret sicil gazetesinde güncel olarak yer alan adreslerine yapılan müşteri ziyaretlerinde faaliyet göstermediği tespit edildiği için tek taraflı olarak feshedildiğini, bu kapsamda davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini,

kaldı ki; davacı banka tarafından kullandırılmış olan krediye ilişkin ödenen tutarlar ve taksitler ipotekli taşınmazın satışı neticesinde tahsil edildiğini, bu kapsamda davacı banka tarafından, kullandırılan kredinin kalan kısmının borçlular tarafından ödenemeyeceğine ilişkin kanaat oluştuğunu, ayrıca söz konusu süreçte davacı banka tarafından yasal istihbarat süreçleri işletilmiş olup borçluların da mal kaçırmaya yönelik eylemlerde bulundukları yönünde ve ticari faaliyetlerini durdurdukları yönünde saha bilgisi edinildiğini,

tüm bu nedenlerle borçlunun hesabı kat edilmiş ve davacı banka tarafından keşide edilen ihtarname ve ekinde gönderilen hesap özetleri usulüne uygun düzenlenmiş, borçlulara tebliğ edilmiş ve ödeme süresi içerisinde ödeme gerçekleştirilmemiş olmakla artık borç muaccel hale geldiğini ve borçluların temerrüde düştüğünü beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi nedeniyle banka alacağının bulunup bulunmadığı ve kefillerin sorumlu olup olmadıkları noktasındadır.

Davacı banka ile davalı ...Anonim Şirketi arasında 27/03/2017 tarihinde 3.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı ... bu sözleşmeye 27/03/2017 tarihinde 3.500.000,00 TL limitle müteselsil kefil olmuştur.

Davacı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefillere çekilen .... Noterliğinin 05/10/2018 Tarih ve ...'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği; muaccel hale gelen kredi alacağının ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "genel kredi sözleşmesi" sebebine dayalı olarak 1.233.797,51 TL asıl alacağın, 100.980,79 TL işlemiş faizi, 5.049,04 TL BSMV'si ve 1.130,85 TL masraf alacağıyla birlikte tahsili istemiyle 20/11/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlularının itirazı üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

İlk derece mahkemesince davanın temerrüt oluşmadan takibe geçilmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, takibe geçilebilmesi için temerrüt şart olmayıp, alacağın muaccel olması yeterlidir. Bu halde öncelikle takibe konu alacağının, takip tarihi itibariyle muaccel olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

Davalı tarafça kredi taksitlerinin vadesinde ödendiği ve geciken taksit bulunmamasına rağmen davacı banka tarafından haksız yere kredi hesabının kat edildiğini, davacı banka ise sözleşmede bankayı dilediği anda cari hesap veya kredileri kısmen veya tamamen kesebileceğine, sözleşmeyi feshedebileceğine cari hesap/kredileri muaccel kılmaya, borç bakiyelerinin tamamen ödenmesi halinde dahi bankanın fesih hakkını saklı tuttuğuna ilişkin hükümlerin bulunduğunu ileri sürmüştür.

Genel kredi sözleşmeleri, genel olarak önceden hazırlanmış olarak müşterinin imzasına sunulmaktadır. Bu özellikleri sebebiyle genel kredi sözleşmelerinin hükümleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 20/1. maddesinde düzenlenmiş olan genel işlem şartları niteliğindedir. Ancak genel kredi sözleşmesinin hükümlerinin birer genel işlem şartı olması onları tek başına geçersiz hale getirmemektedir.

TBK'nın 21/1. maddesi(yürürlük denetimi)’ne göre, bir genel işlem koşulunun sözleşmenin içeriğine dahil, başka bir söylemle muhatap açısından bağlayıcı, olabilmesi için sözleşmenin kurulduğu esnada söz konusu genel işlem koşullarının varlığına ilişkin olarak sözleşmenin muhatabına açıkça bilgi verip bunları açıkça öğrenme imkanının sağlanması ve muhatabın bu koşulları kabul etmesi gereklidir. Kredi alanın tacir olması nedeniyle TTK. m. 18 II’de yer alan basiretli bir işadamı gibi her zaman tedbirli ve tecrübeli olarak davranma yükümlülüğü bulunduğundan kredi sözleşmesi imzalayacak olan tacirin sözleşme koşullarını incelemesi ya da bir uzmana inceletmesi bekleneceğinden banka ile bir kredi sözleşmesi kuracak olan bir tacirin kuracağı sözleşmenin genel işlem koşulu içerdiğini bilmediğini ya da fark etmediğini ileri sürmesi mümkün değildir. BK. m. 21’in gerekçesinde belirtildiği gibi genel kredi sözleşmesi ile bankaya tanınan yetkinin tacir bakımından şaşırtıcı kayıt olarak nitelendirmek mümkün değildir.

TBK'nın 23. maddesi(yorum denetimi)'ne göre, genel işlem koşulu niteliğinde olan bir hüküm, açık veya anlaşılır değilse ya da birden fazla anlama geliyorsa bu sözleşme maddesi onu kullanan kişinin aleyhine yorumlanır. Bu kapsamda, genel kredi sözleşmesindeki feshe muacceliyete ilişkin düzenlemeler açık ve anlaşılır niteliktedir.

Son olarak TBK'nın 25. maddesi(içerik denetimi)’ne göre, dürüstlük kuralına aykırı olacak bir biçimde, genel işlem koşullarına sözleşme muhatabının aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı hükümler konulamaz. Bu denetim yapılırken, somut olayın koşulları ve tarafların somut olaydaki sıfatlarını da dikkate alınarak hangi hükümlerin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek bir biçimde sözleşmenin muhatabının durumunu ağırlaştıracağı değerlendirilmelidir. Bu kapsamda bankanın tek taraflı fesih/hesabı kat etme hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmemesi gerekir. Esasen bankaların kredi sözleşmelerinde tek yanlı fesih/hesabı kat etme hakkını saklı tutmasının sebebi kredinin geri dönmesini temin etmektir. Bu bağlamda, ister teminatlı isterse de teminatsız olsun kredi alanın kullanmış olduğu kredinin geri ödenmesinin riske girmesi halinde bankanın sözleşme ile kendisine tanınan hesabı kat etme veya fesih hakkını kullanabilmesi gerekir. Bankaya tek taraflı fesih yetkisi veren sözleşme maddeleriyle ilgili olarak Yargıtay 11. HD'nin 21.11.2022 Tarih ve 2021/4499 E. - 2022/8102 K. Sayılı kararında da benzer hususlar ifade edilmiştir.

Somut olayda, davacıya mahkemece verilen süreye istinaden sunulan beyan dilekçesinde, bankanın yasal istihbarat süreçleri işletilerek borçluların mal kaçırmaya yönelik eylemlerde bulundukları ve ticari faaliyetlerini durdurdukları yönünde saha bilgisi edinildiği ve bu nedenle genel kredi sözleşmesinin feshedildiği açıklanmıştır. Bu kapsamda HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin aydınlatma görevi kapsamında davacının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususların incelemesi gerekir. Buna göre, ilk derece mahkemesince, kredi borçlusu davalı şirketin, vergi ve ticaret sicil kayıtları celbedildikten sonra ticari defterleri üzerinde bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılarak hesabın kat edildiği tarih itibariyle davalı şirketin faaliyetlerinin gelecek döneme yönelik sonraki taksitlere ilişkin kredinin geri ödenmesi bakımından risk oluşturup oluşturmayacağı, davalı şirketin mali durumu ve faaliyeti itibariyle bankanın risk algısının dürüstlük kuralına uygun olup olmadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Hal böyle iken, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın karara bağlanması yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1584, K. 2026/680, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1584-e-2026-680-k-815c69d1cf5a