İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/572 E. 2022/698 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/572
Karar No
2022/698
Karar Tarihi

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A G E R E K Ç E L İ K A R A R ESAS NO : 2022/572 Esas KARAR NO : 2022/698 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... ... DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/08/2022 KARAR TARİHİ : 08/08/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evrakten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Gereği Düşünüldü: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın bir dönem davalının sahibi olduğu ... Ltd. Şti'de çalıştığı, iş kadinin sonlanmasından sonra Adana 3. İş Mahkemesinin 2017/... E. Sayılı ilamı ile eski işlerine karşı dava açtığı ve kazandığı, davalı ...'ın eski personeli olan ...'ın kendisinden olan alacağını bertaraf etmek amacıyla Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2021/... E. Sayılı dosyasından bonoya dayalı icra takibi başlattığı, bono üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığı ve benzemediği, müvekkilinin böyle bir bonoya imza atmadığı, müvekkilinin davalı ile aralarında herhangi bir para alışverişi olmadığı ve borcunun bulunmadığını belirtmiş olup, Adana 2. İcra Hukuk mahkemesinin 2021/... - 2022/... E-K. Sayılı dosyasından imza ve borca itiraz edildiği ancak ilgili mahkemenin davanın reddine karar verdiği, davalının sahibi bulunduğu şirkette eski çalışan kişiler ile müvekkil müvekkilinin aynı şeyleri yaşadığı, müvekkilin işe girme esnasında davalı tarafça imzalanması gereken resmi belgeler arasında bu senet de konulmuş olabileceği ihtimalinin olduğu, gerek müvekkilinin gerek diğer mağdurların davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı, bilerek ve istenerek imzalanan bir bononun bulunmadığı, bu hususta Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/... Sor. Sayılı dosya ile şikayette bulunulduğu, dava konusu haksız durum sebebi ile müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı, bu nedenlerle müvekkilinin hak kaybı yaşamaması için öncelikle teminatsız, aksi halde kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında yapılacak yargılama neticesinde verilecek kararın kesinleşmesine kadar Adana 12. İcra müdürlüğünün 2021/... E. Sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinden bırakılmasına karar verilmesi vekaleten arz ve talep etmiştir. GEREKÇE: Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyasında davalı tarafından davacı aleyhine tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra yolu icra takibi başlatılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.) TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takibe karşı menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasında uyuşmazlık takibe konu senedin işçi işveren ilişkisinden kaynaklı olarak düzenlenen senet niteliğinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 393'üncü maddesinde ise "Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde hizmet (iş) sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Bu tanımlardan yola çıkıldığında iş sözleşmesinin, "iş görme", "ücret" ve "bağımlılık" unsurlarından oluştuğu açıktır. İş sözleşmesinden bahsedilebilmesi için, gerekli unsurlardan olan "iş görme", bir gerçek kişinin ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmasıdır. İş görme borcunun konusunu oluşturan iş, bedensel, düşünsel, teknik, sanatsal ve bilimsel vb. olabilir (Süzek, S.: İş Hukuku, 11. Baskı, İstanbul, 2015, s. 244). İş sözleşmesinin varlığı için gerekli ikinci unsur "ücret" olup, bu unsur iş sözleşmesinin esaslı öğelerindendir. Ücret, işçinin üstlendiği iş görme ediminin karşılığıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesi ile 6098 sayılı TBK'nın 393'üncü maddesindeki iş sözleşmesi tanımından açıkça anlaşılacağı üzere ücret, hem iş sözleşmesinin temel unsuru, hem de işverenin işçiye karşı yükümlülük altında girdiği en önemli borcudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32'nci maddesinin birinci fıkrasında genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Bir işin görülmesi, karşı tarafın ücret ödemeyi vaat etmesi karşılığında olur. Bu nedenledir ki, ücret karşılığı olmadan yapılan çalışmalar iş sözleşmesi sayılmaz. Nihayet iş sözleşmesinin varlığı için gerekli olan üçüncü unsur, "bağımlılık" unsuru olup bu unsur, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesinin birinci fıkrasında "bağımlı olarak" şeklinde ifade edilmiştir. İş sözleşmesinde işçi, üstlendiği iş görme edimini az veya çok olmakla birlikte işverenine bağlı olarak yani onun gözetim ve denetimi altında yapmalıdır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Buna göre iş mahkemelerinin görev hususu da 25.10.2017 tarih 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile düzenlenmiştir. 7036 sayılı Kanun'un görevi düzenleyen 5’nci maddesine göre iş mahkemeleri; “…5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına...” ilişkin dava ve işlere bakar. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün iş yerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Yukarıdaki tüm bu nedenlerle; Davalının davacı aleyhine Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyası üzerinden 54.000 TL tutarındaki senet ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı, davacının bir dönem davalıya ait iş yerinde çalıştığı ve takibe konu senedin işe girme esnasında davalı tarafça imzalanması gereken resmi belgeler arasında konularak kendisine imzalatıldığının, davalı ile aralarında ticari bir ilişkinin bulunmadığının iddia edildiği tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davalının işçisi olduğu, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklı düzenlenen senet olup olmadığı noktalarında toplandığı, takibe konu senedin iş ilişkisinden kaynaklı bir senet olup olmadığı bu senetten davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı hususlarını değerlendirme yetkisinin iş mahkemesinde olduğu anlaşılmakla, bu haliyle taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince iş mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak görev hususunun HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olduğu, her aşamada görevsizlik kararı verilmesinin de HMK 115/1. Maddesi gereğince mümkün olduğu gözetilerek dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddi ile dosyanın görevli İş mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber), 4-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, 6- İhtiyati Tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, HMK.'nun 341/1 ve ....maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343. Maddesi gereğince mahkememize ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/08/2022 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/572, K. 2022/698, T. 08.08.2022, www.arakarar.com/karar/adana-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-572-e-2022-698-k-084d4c77f844