Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/436 E. 2024/5176 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/436
Karar No
2024/5176
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3449 E., 2023/3560 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/503 E., 2023/263 K. 1-İlk Derece Mahkemesince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, tapu iptal ve tescil ile tazminata ilişkin asıl dava ile sözleşmeye dayalı menfi ve müspet zararın tazminine ilişkin karşı davada davalı-karşı davacı yüklenici tarafından 01.06.2018 tarihli "Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" nedeniyle menfi zararlar ile birlikte yoksun kalınan kâra ilişkin müspet zarar talebinde bulunulduğu, ancak davalı yüklenicinin sözleşmenin feshine ilişkin bir irade açıklamasında bulunmadığı, buna karşın davacı arsa maliki tarafından sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanında bulunulduğu, taraflar karşılıklı olarak söz konusu sözleşmenin feshedildiğini belirtilmeseler de karşılıklı dilekçelerin içerikleri ve gelinen aşamada arsa sahibi ve yüklenicinin fesih iradelerinin birleştiğinin kabul edildiği, zira aralarında tanzim olunan söz konusu inşaat sözleşmesinin devamına ilişkin bir adım atılmadığı ve inşaat imalatına başlanmadığı, her ne kadar davacı taraf edimini yerine getirmemiş ise de, sözleşmenin feshi gerçekleştiğinden davacı arsa sahibinin tapu iptali talebinin kabul edildiği, sözleşme imza edildikten sonra dava konusu taşınmaz üzerinde yüklenici tarafından dava tarihine dek inşaata başlanmadığı ve herhangi bir imalatın yapılmadığı, sözleşmede ise yapı ruhsatı alınmasının arsa sahibinin sorumluluğunda olduğu ve ruhsat alınmadan inşaatın süresinin başlamayacağı hususlarının düzenlendiği, dolayısıyla davacı arsa sahibinin yapı ruhsatı başvurusunda bulunması ya da bu hususta davalı yükleniciye vekalet vermesi gerektiği, ayrıca yine belediye tarafından imar uygulamasındaki değişikliğin dava açılana dek onaylanmamış olduğu, tüm bu durumlar dikkate alınarak davalı yüklenici şirketin kusurunun bulunmadığı, davacı arsa sahibinin öncelikle ediminin yerine getirmesi gerektiği, davalı yüklenicinin TBK'nın 485/1 maddesi uyarınca karşılanması gereken menfi zararının kapsamına giren dava konusu taşınmazda yapılan projelerin hizmet bedeli olan ve şirketten gelen müzekkere cevabına göre ödendiği anlaşılan 70.000,00 TL, sözleşme tanzim olduktan sonra davacıya ödenen 100.000,00 TL ve 150.000,00 TL, noter masrafı olarak ödenen 10.243,16 TL, sözleşme kapsamında yine davacıya ödenen 117.000,00 TL, banka kayıtlarına göre davalı yüklenici tarafından karşılanan tapu masrafları olarak 4.938,75 TL, yine banka kayıtları ve şirket kayıtlarında dava dışı Fatih Sarı'ya ödenen 100.000,00 TL tutarındaki çekler ile birlikte toplam 552.181,91 TL ödemenin davalı yüklenici şirketler tarafında işbu sözleşme kapsamında gerçekleştirildiği, buna karşın dava dışı Tolon Ertürk'e yapılan ödemenin davacıdan istenemeyeceği, diğer ödemelerin ise sözleşme kapsamında yapıldığının (senetle ispat kuralı çerçevesinde) ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kaydına, menfi zarar isteminin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 552.181,91 TL’nin tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, kâr kaybı talebinden vazgeçilmesi nedeniyle bu talebin reddine karar verilmiştir. 2-İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 3-Bu karara karşı süresinde davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Somut olayda, yapı ruhsatının alınamamasının idari yargının yürütmeyi durdurma kararından kaynaklandığı ve dava tarihine kadar tahammül süresinin aşıldığı anlaşıldığından sözleşmenin geriye etkili feshinde taraflara kusur yüklenemeyecektir. Bu nedenlerle ; 1-Asıl dava yönünden; yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması, aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 2- Karşı dava yönünden ise; a) Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre karşı davalı arsa sahibi vekilinin tüm, davacı yüklenici vekilinin ise aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. b) Yüklenici şirket tüzel kişi tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/1. maddesinde bir tacirin borçlarının kural olarak ticari olacağı ve 2. fıkra gereğince de taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm yoksa, diğer taraf için de ticari iş sayılacağı düzenlemiştir. Ticari işin varlığı durumunda ve açıkça talep edilmesi halinde 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi gereğince alacağa ticari faiz hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle mahkemece, davacı yüklenici dava dilekçesinde avans faiz talep ettiğinden karşı davada hükmedilen alacağa “ avans faiz” uygulanması gerekirken yasal faize hükmedilmesi ve yine karşı dava kısmen kabul edildiğinden reddedilen kısım 207.818,00 TL üzerinden arsa sahibi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken karşı davada talep edilen 760.000,00 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplayarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekse de yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve gerekçesinin düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekili ile davalı vekilinin, (2-b) no.lu bentte açıklanan nedenlerle karşı davada davacı vekilinin temyiz sebeplerinin kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HÜKÜM kısmının 5. bendinde yer alan “ yasal faizi” ibaresinin çıkarılarak yerine “ avans faizi” ibaresinin eklenmesine, 8. ve 9. fıkraların hükümden çıkarılarak yerlerine 8.fıkra olarak “ Asıl dava dosyasında davacı tarafından yatırılan harcın davacı üzerinde bırakılmasına” ve 9. fıkra olarak “ Asıl dava dosyasında davacı tarafından sarf olunan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin eklenmesine, yine 11. ve 12. fıkraların hüküm kısmından çıkarılarak yerine 11. fıkra olarak “Taraflar yararına vekalet ücretine takdirine yer olmadığına “ ibaresinin eklenmesine, 18. fıkrasında yer alan “112.400,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin hükümden çıkarılmasına yerine “ 33.172,70 TL vekalet ücretinin” ibaresinin eklenmesine suretiyle kararın gerekçe değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (2-a) bentte açıklanan nedenlere, karşı davada davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.12.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/436, K. 2024/5176, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-436-e-2024-5176-k-473fb6b12ccc