İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/592 E. 2025/49 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/592
- Karar No
- 2025/49
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/592 Esas KARAR NO:2025/49 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:07/10/2024 KARAR TARİHİ:21/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: Davalı- borçlu "... adresinde ticari iş yaptığını, sözleşmesi bulunmasına karşılık harici hat çekmek suretiyle kullandığı kaçak elektrik kullandığı, 07.03.2024 Tarihli, H-... Seri No'lu Kaçak /Usulsüz Elektrik Kullanım Tespiti Tutanağı tespit edildiğini, tutanağa bağlı olarak düzenlenen 16.02.2024 Son ödeme tarihli, 130.616,50 TL bedelli 18.03.2024 Son ödeme tarihli, 218.865,72 TL bedelli ve 18.03.2024 tarihli faturaların son ödeme tarihinde ödenmemesi sebebiyle ...İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı ile takip başlatıldığını, davalı tarafından 04.04.2024 tarihinde itiraz edildiğini, itirazın iptali davası öncesinde dava ön şartı olarak öngörülen arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anlaşmama tutanağı tutulduğunu, hukuka uygun olarak faiz ve KDV taleplerinin olduğunu, süreç içerisinde faiz artışı kararları halinde de borçlunun bakiyesi bu durumdan etkileneceğini, değişen oranlarda gecikme zammı taleplerinin söz konusu olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; 130.616,50 TL bedelli 18.03.2024 Son ödeme tarihli, 218.865,72 TL bedelli ve 18.03.2024 tarihli fatura alacaklarının tamamı yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesini, borçlu ... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyada yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile asıl alacağa uygulanan %54,00 yıllık (6183 Sayılı Yasa gereği değişecek oranlar üzerinden) gecikme zammı, işbu gecikme zammına işleyecek % 20 KDV ile birlikte takibin devamını, haksız ve mesnetsiz kötü niyetle takibe itiraz ederek takibi durduran borçlunun %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatını ödemeye mahkum edilmesini, mahkeme masrafı ile vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: Uyuşmazlık, kaçak elektrik kullanım olduğu iddiası ile davalıya yönelik başlatılan icra takibinden kaynaklı olduğunu, davalı, abonelik adresinde elektrik hizmetinden faydalanmadığını, anılan yerde işletmeci olmadığını, davalının anılan adreste ticari faaliyeti bulunmadığı mahkemece yazılan müzekkere cevapları ile sabit olduğunu, somut uyuşmazlık açısından ve davacı ile olan ilişkisinde tacir sıfatı bulunmadığını, uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmayacağını, elektrik hizmetinden yararlanan yerin mesken olmaması sebebiyle de uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesi görevli olmayacağını, açılan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı verilmesini, arabuluculuk son tutanak aslının sunulması için davacıya kesin süre verilmesini, verilen sürede belge aslının sunulmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesini, derdest menfi tespit davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, referans alınan güç tüketimleri ve kaçak tespiti yapılan faz bağlantı sayısına ilişkin değerlendirme hatalı olduğunu, tespit tutanağındaki kayıtlar gerçeği yansıtmadığını, buna ek olarak gerçeğe aykırı durumdan yola çıkılarak yapılan hesaplama da hatalı olduğunu, tahakkuk ettirilen fatura bedelinin fahiş olduğu bilirkişi incelemesi ile ortaya konulacağını, ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporu önceki başlıkta yaptıkları savunmalar dikkate alınmadan yalnızca hesaplamadaki hataların tespiti üzerine tanzim edildiğini, emsal rapor da, fatura bedellerinin fahiş ve hatalı olduğunun gösterildiğini, Katma Değer Vergisi tahakkuk ettirilen bedele dahil olup mükerrer talebin reddi gerektiğini, talep edilen faiz miktarı fahiş olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının, hatalı tespitler ve bu hatalı tespitlerden yola çıkarak yaptığı hatalı hesaplamalar ile tanzim ettiği fatura bedelinin likit alacak mahiyetinde değerlendirilmesi mümkün olmadığını, davalı, gerçeğe aykırı tespitler olmasa dahi, birim başı fiyat ve değişen hesaplama yöntemlerini bilebilecek durumda olmadığından takip konusu alacağın likit olmadığının sabit olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatına yönelik talebin reddinin gerektiğini, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, göreve ilişkin itirazlarının kabulü ile mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosyanın uyuşmazlıkta görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini, dava şartı arabuluculuk son tutanak aslının sunulması için davacı tarafa kesin süre verilmesini, verilen sürede belge aslının sunulmaması halinde dava şartı zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddini, ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosya karşısında somut uyuşmazlığın bekletici mesele yapılmasını, davalının önceki aylara ilişkin ödediği fatura bedelleri dikkate alınarak, kaçak elektrik kullanımı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı gözetilerek davanın esastan reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davalının önceki aylara ilişkin ödediği fatura bedelleri dikkate alındığında tüm elektrik kullanımının kaçak olduğu şeklindeki tespitin hatalı olması ve kullanılmayan eşyalar açısından tüketim bedelleri yansıtılması nedeniyle tespit tutanağındaki gerçeğe aykırı kayıtların düzeltilmesi ve sonrasına yeniden hesaplama yapılması adına keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına, takip konusu alacak miktarının fahiş ve hatalı olması nedeniyle, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak gerçek değeri aşan kısım açısından davanın reddini, takip konusu faturalardaki birim başı fiyat KDV dahil fiyat olduğundan talep edilen KDV bedeli açısından davanın reddini, uyuşmazlığın itirazın iptali davası olduğu gözetilerek, KDV bedelinin icra takibine konu edilmemiş olması sebebiyle talep edilen KDV bedeli açısından davanın reddini, davacı tarafından asıl alacağa uygulanması talep edilen faiz miktarı fahiş ve hatalı olduğundan savunmalarının aksi kanaatle mahkemece alacak miktarına hükmedilmesi halinde bu miktara yasal faiz uygulanmasını, takip konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına yönelik talebin reddini, ihtiyati haciz şartları oluşmaması nedeniyle 04.11.2024 tarihli ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin ara kararın kaldırılmasını, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibari ile itirazın iptali davasıdır. 7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden alınmış, yapılan incelemesinde; davacı alacaklı tarafından davalı aleyhine 349.482,22 TL kaçak elektrik bedeli, 3.669,56 TL gecikmiş gün faizi, 733,91 TL faizin KDV'si 353.885,69 TL toplam alacağın tahsili için takip başlatıldığı, takip dosyasında ödeme emrinin tebliği ile ... tarafından tarafına ödeme emri tebliğ edildiğini, tarafına ait böyle bir borç bulunmadığını, borcun tamamına, ödeme emrine, faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiğini, takibin durdurulmasına karar verilmesinin bildirildiği tespit edilmiştir. Dava, Menfi Tespit davasıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, Vergi Dairesi'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davacının işletme esasına göre defter tuttuğunun ve kazancının Bakanlar Kurulu'nun belirlediği sınırın altında kaldığı, Ticaret Sicil'den gelen müzekkere cevabının incelenmesinde gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davacının kaydının bulunduğu ve devam ettiğinin bildirildiği anlaşılmakla, her ne kadar davalı taraf tacir ise de davacının tacir olmadığı, dava konusu yer iş yeri olsa da ticari işletme niteliğinde olmadığı, bu kapsamda davacının 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici de olmadığı, bu durumda uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından ve davanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVANIN GÖREV DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-HMK.nun 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birisinin başvurması halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, süresi içinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususunun ihtarına, 3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, HMK 331/2. maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan kısmının Mahkememizce karar altına alınmasına, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır