İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/567 E. 2025/85 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/567
- Karar No
- 2025/85
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/567 KARAR NO : 2025/85 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2024 KARAR TARİHİ : 31/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı yan arasında 20.02.2024 tarihinde ---- poliçe numaralı ''----Sigortası Poliçesi'' tanzim edildiğini, söz konusu poliçe kapsamında müvekkilinin 33.896,11-TL tutarında prim ödemesinin 8 taksit halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ilk taksidinin poliçe başlangıç tarihinde tahsil edildiğini, poliçe süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, müvekkilinin davalı yan ile arasındaki sigorta poliçesinin başlangıcı akabinde müvekkilinin ayak bileğinde burkulma meydana gelmdiğini ve söz konusu hastalık neticesinde birtakım sağlık giderleri ortaya çıktığını, 05.03.2024 tarihli hasta bilgi formunda yer aldığı üzere müvekkiline “eklem kıkırdağı debridmanı + drill ya da mikrokırık ayak bileği artroskopisi” ameliyatı önerildiğini, bu hususta müvekkili tarafından sigorta şirketine provizyon başvurusunda bulunulduğunu, sigorta şirketi tarafından 05.03.2024 tarihli provizyon talebine onay verildiğini, ardından müvekkilin ameliyatı ----- Hastanesinde gerçekleştirildiğini, ancak ne var ki müvekkilinin hastaneden taburcu olacağı esnada gerekli ameliyat masrafların davalı sigorta şirketince karşılanmadığı için müvekkilinin 119.677,67-TL tutarında tedavi ve ameliyat masraflarını ---- Hastanesine ödemek zorunda kaldığını, yine müvekkilinin, ameliyat akabinde 13.05.2024 tarihinde muayene ve kontrol amacıyla ----- Hastanesine gittiğini, bu tarihli provizyon talebi, sigorta şirketi tarafından reddedildiğini, müvekkilinin ameliyat sonrasında söz konusu muayeneye ilişkin olarak 1.816,10-TL tutarında muayene masrafı ödediğini, dolayısıyla müvekkilinin söz konusu ameliyat ve muayene işlemleri için toplam 121.483,77 TL tutarında ödeme yaptığını, sigorta şirketinin provizyon onayına rağmen ödeme yapmaması nedeniyle müvekkilinin, yukarıda belirtilen tutardaki ödemeleri hastaneye yaptıktan sonra 07.06.2024 ve 24.06.2024 tarihlerinde ------ başvuru yapıldığını, ödenen tutarların müvekkile iadesinin talep edildiğini, sigorta şirketinden olumlu bir yanıt alınamadığını, davalı sigorta şirketinin, ödeme taleplerini müvekkilinin yaşadığı sağlık sorunlarının muafiyet kapsamında olduğunu ileri sürerek reddettiğini, davalı sigorta şirketinin, vermiş olduğu provizyon onayı ile bağlı olması gerektiğini, davanın kabulüne, HMK m. 109 hükmü uyarınca kısmi alacak davası olmak üzere; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00-TL'nin davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 27.06.2024 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyanın görevli ve yetkili ---- Tüketici Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, 28.11.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun 3/1-k bendi ile “tüketici” “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişi” olarak tanımlanmış olup, aynı maddenin “l” bendi ile “tüketici işlemi” tanımlaması yapılmış ve maddede geçen işlemler arasında sigorta sözleşmelerine de yer verildiğini, somut olayda; uyuşmazlığın sağlık sigorta poliçesinden kaynaklandığı, sigorta sözleşmelerinin de kanunda tüketici işlemleri arasında sayıldığı, davacı gerçek kişinin olayda ticari ve mesleki amaçlarla hareket etmediği, davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici sıfatını sahip olması ve sigorta sözleşmesinin de kanunda tüketici işlemleri arasında sayılması karşısında uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerekliliği açıkça ortada olduğunu, dava değeri itibariyle davanın, dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, bilindiği üzere tüketici ile satıcı ve sağlayıcı arasında çıkan uyuşmazlıkların daha hızlı ve daha az masrafla çözümlenmesini sağlamak ve aynı zamanda tüketici mahkemelerinin iş yükünün hafifletilmesi amacıyla tüketici sorunları hakem heyetleri kurulduğunu, kanun koyucu tüketici hakem heyetlerinin atıl duruma düşmesini engellemek ve kaynakların daha hızlı ve etkin şekilde çalışmasını sağlamak için belli miktarın altında kalan uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurulmasını zorunlu kıldığını, söz konusu kanun hükmü emredici mahiyette olup tüketiciye tercih hakkı tanımadığını, yukarıda açıklanmış olan hususlar çerçevesinde dava konusu asli dava değerinin 2.000,00 TL olması nedeniyle dava tarihi itibariyle hakem heyetine başvuru zorunluluğu getiren bir değer olduğu görülmekle iş bu dava açısından 6502 sayılı TKHK.'nun 68. maddesi ile 6100 sayılı HMK.nın 114/1 ve 2. maddelerine göre ön koşul yokluğu nedeniyle dava şartı noksanlığının bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen ----- numaralı, 20/02/2024-2025 vadeli -----Sigorta Poliçesi ile davacı ---- (-----)’e poliçede belirlenen azami teminat limitleri dahilinde ve poliçede yer alan genel ve özel şartlar uyarınca sağlık teminatı verildiğini, davacı sigortalının, müvekkil şirkete müracaatta bulunarak, 05.03.2024 tarihinde ----- Hastanesi'nde vaki başvurusu üzerine yapılan ameliyat ve tetkik masraflarının ödenmesi talebinde bulunduğunu, adı geçen sigortalının, sağlık tedavi giderinin teminat kapsamında olduğu halde ödenmediğini iddia etmekte ise de; müvekkil şirket kayıtlarında yapılan araştırmada poliçe genel ve eki özel şartlar gereği bahse konu sağlık tedavi gideri talebinin teminat kapsamı dışında kaldığının tespit edildiğini, sigortalının poliçe öncesinde ilgili tıbbi kayıtlar sağlık risk değerlendirme departmanı tarafından değerlendirilerek ve sigortalının “sol ayak ve ayak bileği hastalıkları ve operasyonu kontrol komplikasyon tedavi hariçtir” notu ile buna ilişkin hastalıklar istisna tutularak teminat verildiğini,----- hastanesi tarafından tanzim edilen fatura bedeli sigortalı tarafından müvekkil şirketten talep edilmekle beraber yukarıda da izah edildiği üzere sigortalının poliçesinde yer alan '' sol ayak ve ayak bileği hastalıkları ve operasyonu kontrol komplikasyon tedavi hariçtir” düzenlemesi uyarınca davacının talebi poliçe kapsamında düzenlenen istisna ile doğrudan ilgili olduğundan ilgili tedavi için yapılan sağlık harcaması teminat kapsamı haricinde olduğunu, sigortalının başvuru ve bilgilendirme formu kapsamında doğru beyan yükümlülüğü bulunduğunu, gerçeğe aykırı ya da eksik beyan edilen hususların tespiti halinde ------poliçe düzenlememe, poliçe düzenlenmiş ise TTK, poliçe özel ve genel şartları uyarınca tazminatı ödememe ve/veya sigortadan vazgeçme hakkına sahip olduğunu bildiğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini,05.03.2024 tarihli ön onay aşamasında iletilmeyen ancak çıkış aşamasında iletilen belgelerde saptanan bilgi neticesinde istisna kapsamında talep reddedilmiştir. 12.07.2024 tarihli provizyon red yazısında: “Provizyon Talebini Aşağıdaki Neden / Nedenlerle Kabul Edemiyoruz İletilen evraklarda Poliçe öncesi rahatsızlık/ hastalık tespit edilmiş ve dosya inceleme için Tıbbi Risk değerlendirme birimine yönlendirilmiştir. İnceleme sonucundaki karara göre tazminat talebi provizyon veya sonradan ödeme sürecinde yeniden değerlendirilebilecektir.” denilerek talebin teminat kapsamında karşılanamayacağı hususunun iletildiğini, Sağlık Sigorta Poliçesi Özel Şartları uyarınca istisna kapsamında tutulan hastalıklardan kaynaklanan her türlü harcama teminat harici olmakla poliçe öncesi mevcut rahatsızlık sebebi ile talebin reddinin son derece uygun olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, aleyhe dava ikame edilmesinde müvekkil şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. Ticaret Mahkemeleri sadece ticari davalara bakmakla görevli olup görevi dışındaki işlere genel görevli asliye hukuk mahkemelerince bakılması gerekmektedir. 28.11.2013 tarihli ---- Gazetede yayınlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, yasanın 87. maddesi gereğince yayım tarihinden itibaren altı ay sonra 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet , bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 83/2. fıkrasında “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” düzenlemesine yer verilmiştir, ilgili yasa maddesi ile görev konusunun tartışılmasının önüne geçilmiştir.---Bölge Adliye Mahkemesi ----. H.D. 13/03/2024 Tarih, ---- Esas, ----- Karar sayılı kararı; ''...Dava; sağlık sigorta poliçesinin iptali işleminin geçersizliğinin ve poliçenin yürürlükte olduğunun tespiti istemine ilişkindir.... Somut davada uyuşmazlık konusu sağlık sigorta poliçesi tüketici işlemi olduğu için yargılamanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği sabittir...'' Dava, - sağlık sigortasından kaynaklı tedavi, muayene ve ameliyat masraflarının tazmini istemine ilişkindir. Sonuç itibariyle; iki taraf arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu anlaşılmakla, Mahkememizin görevsizliği, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu tespit edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 114/1-c uyarınca görev bir dava şartıdır. Yine aynı kanunun 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması, bulunamadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USÛLDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya ---- Tüketici Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 maddesi uyarınca,kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ---- Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Yargılama giderinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.