İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/482 E. 2024/1178 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/482
- Karar No
- 2024/1178
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/482 Esas KARAR NO : 2024/1178 DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 22/05/2024 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, Davacının 10/08/2016 tarihinden beri davalı ....... isimli şirkette işçi olarak çalıştığını, 15/02/2023 tarihinde meydana gelen hem iş hem trafik kazası neticesinde sol bacağını kaybettiğinden mesleğini ifa edemez duruma geldiğini, 15/02/2023 tarihinde davalı ....... sevk ve idaresindeki personel aracının hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazası sonucunda servis aracında yolcu olan davacının ağır şekilde yaralandığını, sol bacağını kalıcı bir şekilde kaybettiğini, işveren ile yapılan protokol neticesinde işçilik haklarından vazgeçilmesi karşılığında tedavi için davacı protez alındığını, davacının yüksek bir maluliyet oranının mevcut olduğunu, davacının sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme almadığını belirterek, şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalılar yönünden için kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini, 1.000.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç diğer davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..... Sigorta vekilinin cevap dilekçesinde özetle, dava konusu kazanın iş kazası olduğundan görev itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın Karayolları Trafik Kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmediğinden dava açtığından davanın usulden reddinin gerektiğini, dava şartı yokluğu nedeniyle, davanın reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. Davalı ...... Plastik vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, dava konusu kazanın iş kazası olduğundan İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini, meydana gelen kazada müvekkil şirkete yüklenecek bir kusur bulunmadığını, istenilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. Davalı ....... vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi için davacıda ağır bedensel zararın mevcut olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bu hususun bilirkişi tarafından incelenerek açılığa kavuşturulması gerektiğini, talep edilen tazminat tutarına itiraz ettiklerini, iş bedelin sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını belirterek, davacının davasının usulden, esastan reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı Sigorta vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, iş bu davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, belirsiz alacak olarak açılamayacağını, işveren sorumluluk sigortası kapsamında talepte bulunabilmek için ZMMS ve İhtiyari mali mesuliyet sigortası limitlerinin tüketilmesi gerektiğini, bu durumu gösterir herhangi bir delil sunulmadığını belirterek, davanın usulden, esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. Dava, Davacının dava konusu kaza nedeniyle 100,00-TL maddi tazminatın sigorta şirketleri yönünden, kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, diğer davalılar içinde kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile 1.000.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar tazmini taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, Davacının 15/02/2023 tarihinde meydana gelen iş kazası niteliğindeki trafik kazası neticesinde sol bacağını kaybettiğinden mesleğini ifa edemez duruma geldiğini, 15/02/2023 tarihinde davalı ...... sevk ve idaresindeki personel aracının hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazası sonucunda servis aracında yolcu olan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek, maddi ve manevi tazminat bedellerinin davalılardan tahsilini talep etmiş ise de, yukarıda açıklanan tanımlar ve hukuki gerekçeler kapsamında yerleşik yargı içtihatları (emsal Yargıtay 10. HD 2023/13845 esas, 2024/4932 karar sayılı ilamı) da dikkate alınarak, her ne kadar davalılar arasında sigorta şirketi de bulunuyor ise eldeki dava konusu uyuşmazlığın iş kazası nitelemesi ve araştırmasının özel nitelikli İş Mahkemesi tarafından yapılacağı, yine iş kazasından kaynaklı tazminat davasının nispi ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği sonuç ve kanaati ile mahkememizin görevsizliğine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmitşir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy İş Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davalı vekilinin yokluğunda, davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır