Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/463 E. 2026/315 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/463
Karar No
2026/315
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 799-169

I. HUKUKÎ SÜREÇ Cinsel saldırı suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.02.2015 tarihli ve 280-148 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19.10.2022 tarih ve 5230-9224 sayı ile; ''Olayın intikal şekli, katılanın beyanları, tanık ifadeleri, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın katılana yönelik müsnet suçtan mahkumiyeti yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesince 07.03.2023 tarih ve 799-169 sayı ile; cinsel saldırı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1-2. cümlesi, 102/3-b, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna, bu hükmünde sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.12.2023 tarih ve 9101-8176 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.03.2024 tarih ve 59865 sayı ile; "...Somut olayda, suçun sübutuna yönelik olağanüstü itiraz talepleri yerinde görülmemekle birlikte, sanığın katılan üzerinde kamu görevinden ya da hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzunun olup olmadığı, varsa suçun bu nüfuzun kötüye kullanılarak işlenip işlenmediğinin, diğer bir ifade ile olayda TCK’nın 102/3-b maddesinin uygulanma koşullarının olup olmadığının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Kamu görevden kaynaklanan nüfuzun kötüye kullanılmasından bahsedilebilmesi için failin görevinin mağdur üzerinde güç ve otorite oluşturması, otoritenin mağdurenin direncini kıracağı, mağdurun bu nedenle çekinerek faile karşı koyamayacağının kabulü gerektiği, sadece görevin sağladığı kolaylıktan faydalanarak eylemin gerçekleştirilmesi halinde nüfuzun kötüye kullanıldığının kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması kavramı ile ise failin, yazılı veya sözlü bir hizmet akdine dayanarak mağdur üzerinde işe alma, işten çıkarma, ücret gibi sosyal haklarını belirleme şeklindeki yetkilere sahip olup, bunun verdiği nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar karşısında, sanık ve katılanın suç tarihindeki iş ve görev konumları, ilişkileri, olayın oluş ve işleyiş şekli dikkate alındığında somut olayda kamu görevinden ya da hizmet ilişkisinden kaynaklanan bir nüfuz kullanımından bahsedilemeyeceği açıktır. Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nın 102/3-b maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, sanığın eylemi değerlendirildiğinde suç tarihinden sonra lehine yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 6545 sayılı kanun ile değişik 102/1 (2.cümlesi) maddesine uygun olup 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, sorgusunun yapıldığı 18.09.2014 tarihinden itibaren 07.03.2023 hüküm tarihinden önce 18.09.2022 tarihi itibarı ile bu sürenin geçtiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.06.2024 tarih ve 3244-6043 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUNLAR Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nın 102/3-b maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmadığının kabulü hâlinde dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; 1- Yerel Mahkeme kararının Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 2 30... . maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin, 2- Gerekçe içerdiğinin kabulü hâlinde ise katılan mağdure üzerinde nüfuz kullanımı bakımından sanığın görev ve yetki alanına ilişkin olarak bir iş bölümü bulunup bulunmadığının tespiti noktasında eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının, Belirlenmesine ilişkindir. IV. GEREKÇE 1. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir. CMK'nın "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.”, "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de; "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61... . maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi. d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar. (2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.", Hükümlerine yer verilmiştir. Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2003/7-223, 2003/2 39... /4-23, 2004/38 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; Karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. Sorun bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, gerekçe kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. Sonuç, hüküm kısmında ise 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 268. maddesi uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (AİHM Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini gösterilmelidir. Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin in'ikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır. Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir metin olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçenin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, CMK'nın 289/1-9 ve CMUK'un 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır. 2. Hukuki Nitelendirme Yerel Mahkemenin 07.03.2023 tarihli ve 799-169 sayılı kararının "Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe" başlıklı bölümünde; mağdurenin iddiasına yer verildiği ve sanığın suçlamaları kabul etmediğinin belirtildiği anlaşılan dosyada; Her ne kadar kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı olmasa da; hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Buna karşılık Yerel Mahkemece sanığa isnat edilen suç ile delillerin ilişkilendirilip tartışılmamış, olay kabulü yapılmamış, mahkûmiyet hükmüne esas alınan ve reddedilen delillerin neler olduğuna, hangi delillerin makbul addedilip üstün tutulduğuna ve maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığına yer verilmemiştir. Böylelikle vicdani kanaatin oluşum sürecinin, hukuka ve dosya kapsamına uygun olarak kararda gösterilmemiş olmasına nazaran, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmüne ilişkin gerekçenin Anayasa’nın 141 ve CMK'nın 34, 2 30... . maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermediği kabul edilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin ikinci ön sorun yönünden değerlendirme yapılmamıştır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 07.12.2013 tarihli ve 9101-8176 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 799-169 sayılı mahkûmiyet hükmünün Anayasa’nın 141 ve CMK'nın 34, 2 30... . maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/463, K. 2026/315, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-463-e-2026-315-k-79f94159c6e5