Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2647 E. 2026/5253 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2647
- Karar No
- 2026/5253
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1581 E., 2026/16 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/402 E., 2024/239 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.11.2015-18.08.2022 tarihleri arasında depo yöneticisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiğini ve ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti ile ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirkete ait malları onay ve izin almadan kendisi yararına kullanması ve kazanç elde etmesi sebepleriyle haklı nedenle feshedildiğini, davacı hakkında bu nedenle şikayetçi olunduğunu, ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin feshi ihbarnamesinde, davacının 16.08.2022 tarihinde dava dışı M.F'ye olağan dışı şekilde 50 çuvala yakın bedelsiz boy vermeyen ve kırpıntı kumaş teslimatını Şirket prosedürüne aykırı yapması ve denetim departmanına bilgi vermeksizin hiçbir yetkisi bulunmadığı hâlde inisiyatif kullanarak işlem yaptığı iddiasıyla iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/448 Esas, 2023/1164 Karar sayılı kararı ile davacı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyete hükmedildiği, verilen cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, niteliği itibarıyla askıda hüküm niteliğinde olduğundan ceza yargıcının kabulünün mahkemeyi bağlamayacağı, tanık beyanları uyarınca davalı Şirketin artık kumaşları sattığı ancak kırpıntı olarak tabir edilen kumaşları bedelsiz olarak kumaş alan kişilere verdiğinin anlaşıldığı, davalı tarafça davacının M.F'ye ait araca yüklediği kumaşların satılabilir (artık kumaş) olduğu iddia edilmekte ise de davacının savunmasının aksine bu kumaşların satılabilir kumaş olduğu hususunda bir delil sunulmadığı, bu kapsamda davacı tanığı M.F'nin beyanı uyarınca davacı tarafından yüklenilen kumaşların kırpıntı (satılamayan kumaş) olduğunun kabulü gerektiği, davacı tarafından gerçekleştirilen yüklemenin mesai saatleri içerisinde yapılması nedeniyle davacının gizli bir şey yapma kastıyla hareket etmediği sebepleriyle feshin geçerli fesih sebebi olarak kabul edilebileceği, haklı fesih sebebi şartlarını taşımadığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ispatlayamadığı, ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/17325 Esas, 2017/12150 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının eylemin varlığını yok saymadığı ve maddi olguların somutlaştırıldığının belirtildiği, davacı hakkında verilen İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile de feshe konu olan eylemlerin somutlaştırıldığı, davalı tanıklarının feshe ilişkin olayı doğruladıkları, ayrıca davacı tarafça da itiraz edilmeyen Şirkette ürün çıkarılmasına ilişkin prosedür gereği; denetim departmanına bir gün öncesinden alıcı firmanın bildirilip e-posta gönderilmesinin gerektiği ve bu departmandan birinin yüklemede hazır olması ve eşlik etmesi ile birlikte kantar tartımının yapılması ve buna göre belirlenen kilogram veya metraja göre kumaşın bedelinin belirlenmesi ile ürün giriş departmanına yüklenen miktarın bildirilerek irsaliye kesilmesiyle bir nüshasının da alıcıya teslim edilerek ürünlerin yalnızca irsaliye ile firma dışına çıkarılması gerektiği, ancak depo sorumlusu olan davacının bu kurallara uymadığı, görevi gözetildiğinde, işyerinde çalışma düzeni ve barışın bozulduğu, ... ilişkisinin sarsıldığı, bu koşullarda işverenden iş sözleşmesine devamı beklenmeyeceğinden işveren feshinin haklı olduğu, kıdem ve ihbar tazminatlarının reddi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin hüküm niteliğinde olmadığından hukuk hâkimi bağlamayacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hâkiminin ceza hâkimin kusur değerlendirmesiyle bağlı olmadığını, feshin son çare ilkesine aykırı davranıldığını, ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin delil sayılarak iş hukuka özgü feshin ölçülülüğü ve haklı neden ağırlığı değerlendirmesinin yapılmadığını, bu anlamda Bölge Adliye Mahkemesinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verdiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshi, buna göre kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.