Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2269 E. 2026/5268 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2269
Karar No
2026/5268
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1844 E., 2025/2134 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/157 E., 2024/260 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait restoranda temizlik görevlisi olarak 03.11.2011-12.04.2022 tarihleri arasında çalıştığını, davacıya ücretinin bir kısmının elden verildiğini, primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmediğini, davacının annesinin cenazesine katılması sonrası devamsızlık yaptığı gerekçesiyle haksız olarak işten çıkarıldığını, son olarak işe 08.04.2022 Cuma günü gittiğini, gece annesinin vefat haberi üzerine 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca kendisine tanınan 3 günlük izin hakkı doğrultusunda cumartesi, pazar, pazartesi günleri annesinin cenaze işleri ile uğraştığını, salı günü işe geldiğini, davalının bu durumu kabul etmediğini ve işi bırakmasını söylediğini, davacının çalıştığı sürece fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, ödenmeyen aylık ücret alacakları bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası açılmasında davacının hukuki yarar bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, ücret bordrolarının banka kayıtları ile uyumlu olduğunu, elden ödeme yapılmadığını, davacının çalışma koşullarına dair iddialarının asılsız olduğunu, işyerinde iki vardiya olduğunu, antrakt sistemi uygulandığını, çalışma karşılığı ücret alacaklarının eksiksiz ödendiğini yıllık izinlerini kullandığını, davacının devamsızlık yaptığını iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının annesinin vefatı üzerine izin aldığını, izin dönüşünde haksız olarak iş sözleşmesine son verildiğini iddia ettiği, davalının ise davacının devamsızlık yaptığını savunduğu, davalı tarafından devamsızlık tutanağı mümzilerinin tanık olarak dinletilmediği, davacının annesinin nüfus kayıtları incelendiğinde 09.04.2022 tarihinde vefat ettiği bu sebeple davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun ek madde 2 hükmü gereği yasal izin hakkı bulunduğu, davacı hakkında tutulan 09-10-11.04.2022 tarihlerine ilişkin devamsızlık tutanaklarının bir önemi bulunmadığı, davalının nisan ayında 10 gün prim tahakkuku yaptığı, davacının üst üste 2 iş günü işe gelmediğini ispat edemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının karşılığı ödenmeyen ücret alacağı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alındığı, ispatlanamayan asgari geçim indirimi ile yıllık izin ücreti taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Belirsiz alacak davası olarak açılan davanın usulden reddi gerektiğini, 2. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, işyerinde elden ödeme yapılmadığını, bordroların gerçek ücreti yansıttığını, 3. Davacının Covid-19 döneminde ve sonrasında ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını, 4. İş sözleşmesinin davacının devamsızlığı nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, 5. Bilirkişi raporunda sadece tanık beyanları esas alınarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, davacı tanığının çalışma dönemleri Kurumdan temin edilerek ona göre hesap yapılması gerektiğini, davacı tanığının açtığı davada kabul edilen alacaklar yönünden karar kesinleşse de husumeti devam ettiğinden beyanlarına itibar edilemeyeceğini, 6. Davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunmadığını, bu günlerde çalışırsa karşılığının ödendiğini, bordrolardaki ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının mahsubu gerektiğini, 7. Fazla çalışma iddiasının gerçeği yansıtmadığını, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, antrakt sürelerinin gözetilmesi gerektiğini, nadiren fazla çalışma olursa karşılığının ödendiğini, işçinin ücretine fazla çalışma ücretinin dâhil olduğunu, yazılı deliller yerine tanığa dayalı fazla çalışma ücreti hesabının kabul edilemeyeceğini, 8. Bordrolarda yer alan fazla çalışma tahakkuklarının mahsup yerine dışlanması gerektiğini, davalı tanık beyanları değerlendirilirken hatalı yorum yapıldığını, 9. Pandemi döneminde çalışılmayan sürelerin eksik değerlendirildiğini, 10. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, indirim oranın az olduğunu, 11. Davacı ıslah dilekçesindeki taleplerin net ya da brüt olduğunu belirtmediğinden, taleplerin brüt olduğunun kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zamanaşımı, ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ispatı, hesap yöntemi ve indirim hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2269, K. 2026/5268, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2269-e-2026-5268-k-14e5ba784006