Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2314 E. 2026/5271 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2314
Karar No
2026/5271
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2807 E., 2026/66 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/104 E., 2025/432 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.02.2012 tarihinden iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiği 25.06.2019 tarihine kadar davalının Belarus’taki Mogilev şantiyesinde proje müdürü olarak çalıştığını, en son 3.500,00 USD ücret aldığını, davacının davalı işyerinde fazla çalışma yaptığını, haftanın 7 günü çalıştığını, genel tatil günlerinde de çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, davacının ücretlerinin de eksik ödendiğini, çalıştığı süre boyunca yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, ücret alacağı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davada talep edilen alacakların belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının Belarus'ta çalıştığını belirttiğini, uyuşmazlığın çözümünde yabancı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, Belarus İş Kanunu'na göre işçilik alacaklarını talep süresinin 1 aylık hak düşürücü süreye bağlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin 23.09.2025 tarihli duruşmada; "Davamızın davalısı ...'dir, davalı ödeme iddiasında bulunmuştur, iddiaya ispat davalıya aittir, bu nedenle bankaya yazılacak yazıya ilişkin istinabe işlemleri ve yurt dışı harçları konusunda sorumluluk davalıdadır, davamızın kabulüne karar verilsin." şeklinde beyanda bulunduğu, davalı ...'in dava dışı ... Taahhüt Yapı İnşaat Mühendislik Müteahhitlik İthalat İhracat Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd Şti.nin sahibi olduğu, buna göre davanın bu Şirkete yöneltilmesi gerekirken davalıya yöneltildiği, davacının 23.09.2025 tarihli duruşmada davanın davalısını ... olarak beyan ettiği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı tarafa husumetini doğru hasma yöneltmesi için süre verildiği, davacı tarafça dava dışı Şirkete karşı davanın yöneltilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Çalışma olgusunun her türlü delil ile ispatlanabileceğini, 2. Dosya içerisinde çalışma olgusunu ispat edebilecek WhatsApp yazışmaları, tanık anlatımı, yurda giriş ve çıkış kayıtları ile banka dekontlarının bulunduğunu, 3. Davanın husumet yokluğundan reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, somut davada davalının taraf sıfatı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2314, K. 2026/5271, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2314-e-2026-5271-k-bbd0bfcaa7a9