Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2277 E. 2026/5273 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2277
Karar No
2026/5273
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1485 E., 2025/3206 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 57. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/244 E., 2025/97 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... Fabrika Müdürlüğü marangoz atölyesinde çalıştığını, ... Sendikası üyesi olarak işletme toplu iş sözleşmelerinden yararlandığını, Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) "Günde azami 7,5 saat çalışılabilecek işler" kenar başlıklı 4/-(s) hükmünde "Pnömokonyoz yapan tozlu işler", 4/s-(I) hükmünde ise "Pnömokonyoz yapan tozların bulunduğu işyerlerindeki işler." ile "Gürültülü işler" başlıklı 4/p-(1) alt bendinin "Gürültü düzeyi en yüksek maruziyet etkin değerini (8h=85 dB(A)) aşan işler" şeklinde düzenlendiğini, davacının çalıştığı atölyede 2017 yılında ölçümler yapılmış ise de ölçümlerin usule aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, davacının yaptığı iş nedeniyle Yönetmelik kapsamına alınması gerektiğini, kaldı ki gürültü maruziyet değeri düşük çıksa dahi tehlikeli ortam mevcut olduğunu, çalışma ortamının hem gürültüye hem de pnömokonyoz yapan tozlara müsait olup davacının sürekli risk altında olduğunu, toplu iş sözleşmenin 52. maddesi hükmü gereğince davacıya kısa çalışma priminin ödenmediğini, davacının günde en fazla 7,5 saat çalıştırılması gerekirken 8,5 saat çalıştırıldığını ileri sürerek kısa çalışma primi ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıların çalıştığı ahşap atölyesinde aydınlatma, toz, ... konfor, gürültü ölçümlerinin yapıldığını, aydınlatma değeri dışındaki tüm değerlerin (toz, ... konfor, gürültü) sınır değerlere göre uygun çıktığını, çalışma koşullarının Yönetmelik kapsamı dışında kaldığının tespit edildiğini, aydınlatma ile ilgili olarak da lamba değişimi yapılarak aksaklığın giderildiğini, bu nedenle davacının anılan Yönetmelik kapsamında kabul edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işyerinde keşif yapılarak bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporda, davacının çalıştığı bölümde yapılan ölçümlerin yasal sınırın altında kalması, yapılan ölçüm metotlarının uygun olması, ölçüm noktası ölçüm sayısı gibi parametrelerin uygun olması, ölçüm sonuç karşılaştırma ve değerlerinin kanunlarda belirtilen değerlere uygun olması ve yapılan keşif sonucuna göre davacının yaptığı işin mevcut çalışma koşulları ve şartları altında dava konusu Yönetmelik kapsamına girmediğinin tespiti edildiği, davacı tarafın itirazı üzerine alınan ikinci bilirkişi heyeti raporunda da davacının çalıştığı işyeri ve yaptığı işin Yönetmelik kapsamında olmadığının tespit edildiği, iki farklı bilirkişi heyetinden alınan raporlara göre davacının çalıştığı işyerinin ve yaptığı işin Yönetmelik kapsamında bulunmadığı, davacının talep edebileceği işçilik alacakları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İşyerinde pnömokonyoza sebep olabilecek toz ölçümü yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazların dikkate alınmadığını, 2. Yönetmelik kapsamında çalışma yapılması için sadece pnömokonyoz yapan tozların bulunduğu işyerlerinde çalışma kıstasının yeterli görüldüğünü, bunun dışında sınır değer, minimum çalışma süresi gibi başka bir şart öngörülmediğini, 3. Gürültü ölçümleri konusunda, 2017 yılında gerçeğe aykırı olarak yapılan ölçümler baz alınarak karar verildiğini, işyerindeki gürültü kaynaklarının her değişiminde işverence gürültü ölçümü yapılması gerektiğini, işyerinde 2017 yılında yapılan ölçümler esas alınmış ise de anılan ölçümlerin usule uygun yapılmadığını, davacı ve arkadaşlarının olağan çalışmaları esnasında bu tezgah ve havalandırmaların devamlı çalıştığını, bu tezgah ve havalandırmaların gürültüsüne maruz kalındığını, usulsüz şekilde yapılan ölçümlerde dahi gürültü maruziyet seviyesinin 84,3 dB(A) çıktığını, normal koşullarda ölçüm yapılsaydı eşik değeri geçeceğinin sabit olduğunu, 4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı şekilde 2017 yılında yapılan gürültü ölçümlerine göre düzenlenmesi, aradan uzun zaman geçmesine rağmen yeni bir ölçüm yapılmaması, pnömokonyoz bakımından yapılan değerlendirmelerin Yönetmelik'in amacına aykırı olması sebebiyle kabul edilemeyeceğini, kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının görev ve çalışma şartlarının Yönetmelik kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve buna bağlı olarak davacının fazla çalışma ücreti ile kısa çalışma primi alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2277, K. 2026/5273, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2277-e-2026-5273-k-3150db734cfd