Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2599 E. 2026/5251 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2599
- Karar No
- 2026/5251
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/852 E., 2025/2459 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/340 E., 2024/180 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... İnşaat ve Sanayi Anonim Şirketinin (... AŞ) asıl işveren olduğu diğer davalıların ise alt işveren olduğu Etiyopya’daki ... Demiryolu projesinde 01.09.2015-13.03.2018 tarihleri arasında iş makinesi operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İnşaat Mühendislik Müşavirlik Turizm Jeotermal Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (... Şirketi) ve ... Proje İnşaat Turizm ve Ticaret AŞ (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının Etiyopya’da "... Demiryolu Projesi" için kurulan ... Şirketi-... Şirketi Adi Ortaklığında Yurt Dışı Hizmet Akdi ile çalıştığını, iş sözleşmesinin feshinden sonra kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının bordrolarına yansıtılarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların belirsiz alacak davası ile istenemeyeceğini, müvekkili Şirketin ana yüklenici olduğu Etiyopya ülkesindeki "... Demiryolu Projesi"nin anahtar teslimi iş olduğunu, davacının kendi işçisi olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.09.2015-13.03.2018 tarihleri arasında davalılar nezdinde çalıştığı, dinlenilen tanık beyanları ve "Alt işverenlik sözleşmesi" başlıklı belge dikkate alındığında devredilen işin asıl işten ayrı ve bağımsız niteliğe sahip olmadığı ve davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının ücret iddialarının ispatlandığı, iş sözleşmesinin işin sona ermesi nedeniyle son bulduğu, davalılar tarafından davacının kıdem tazminatının ödendiği ancak ihbar tazminatının eksik ödendiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamındaki bordroların imzalı olduğu, bu bağlamda çalışılan fazla çalışma saati, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günü sayısının davacıyı bağlayacağı, ödenen ücretin gerçek ücreti yansıtmadığı, bu sebeple bordrodaki veriler dikkate alınarak gerçek ücret üzerinden hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın belirsiz alacak davası olarak Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılmış olması sebebiyle hukuka aykırılık bulunmadığı, hüküm altına alınan alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; a. Verilen işin anahtar teslim iş olduğunu, davalılar ile aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, b. Fesih işlemi müvekkili Şirket tarafından yapılmadığından kıdem tazminatından müvekkili Şirketin sorumlu olmadığını, c. Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil hesaplamalarının hatalı olduğunu, salt davacı tanık beyanları ile sonuca gidilemeyeceğini, d. Hükmedilen alacaklara indirim uygulanmamasının hatalı olduğunu, e. Faiz türü ve başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Şirketi ve ... Şirketi vekilli temyiz dilekçesinde; a. Bölge Adliye Mahkemesince itirazları incelenmeksizin karar verildiğini, b. Aynı dönemde, aynı işyerinde çalışan başka işçiye ilişkin kararda bordro hilesi olmadığına ilişkin emsal karar sunulmasına karşın, bu kararın değerlendirilmediğini, c. Davacının ücret iddiasını ispatlayan emsal ücret kaydı veya delil olmadığını, d. Davacının dava dilekçesinde bordro hilesine ilişkin bir beyanının olmadığını, e. Davacıya ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı olmadığını, f. Belirsiz alacak davasına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davanın türü, husumet, ücretin miktarı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.