Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2043 E. 2026/1974 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2043
Karar No
2026/1974
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2043

KARAR NO:2026/1974

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan)Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ:31/05/2023

NUMARASI:2021/802 Esas - 2023/604 Karar

DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

KARAR YAZIM TARİHİ :24/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 01/07/2016 günü meydana gelen trafik kazasında, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçmekte olan ...'ye çarptığını, ...'nin kaldırılmış olduğu hastanede vefat ettiğini, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/1234 Esas nolu dosyasında sürücü ...'ın kusurlu bulunduğunu, ...'nin ölümü ile eşi ve çocuklarının destekten yoksun kaldığını belirterek, ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... yönünden şimdilik100,00'er TL maddi tazminatın Güvence Hesabı ve araç sahibi/sürücü ...'dan olay tarihinden (01/07/2016) itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline; ... ... yönünden 100.000,00 TL, ... ... yönünden 50.000,00 TL, ... ... yönünden 50.000,00 TL, ... ... yönünden 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden (01/07/2016) itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte araç sürücüsü ve araç sahibi olan ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 12/04/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davacı ... ve ... için maddi tazminat talebini 244.275,04 TL'ye yükseltmiştir.Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davadan önce müvekkil kurum tarafından 107.565,00 TL destekten yoksun tazminatı ödendiğini, yapılan ödeme ile zarar karşılandığını, bakiye zarar var ise de müvekkil kuruma yeniden başvurulması gerektiğini, dava şartı yerine getirilmediğini, ... plakalı aracın kaza tarihinde trafik sigortası olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kalıp kalmadığının bizzat davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasının TRH yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkil kurumun sorumluluğunun kaza tarihindeki trafik sigortası teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz istenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların Güvence Hesabından kendilerine hiç ödeme yapılmamış gibi dava açarak kötüniyetli davrandıklarını, ödeme sonrası davacı şahısların bu davayı açma haklarının kalmadığını, davacıların murisi müteveffa ...'nin söz konusu kazada %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemesinin verdiği kusur oranları ile bağlı olmadıklarını, davacıların müteveffanın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davacılar ... ve ... yönünden açılan maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacı ... için 244.116,38 TL maddi tazminat ve davacı ... için 358,66 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 244.475,04 TL maddi tazminatın davalı Güvence Hesabı için temerrüt tarihi olan 31.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle ve poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere, davalı ... için kaza tarihi olan 01.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine; Davacılar ... ve ... yönünden açılan maddi tazminat talebinin reddine; Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile; davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalı Gücence Hesabı vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'ın müvekkil ...'ın eşi ve diğer müvekkillerin annesini trafik kazasında öldürmesinden dolayı yaşanan maddi ve manevi zararların giderilmesi için açıldığını, mahkeme tarafından verilen kısmen kabul kararı ile birlikte müvekkiller zararlarının bir kısmına eksik de olsa kavuştuğunu, zorunlu olarak hakları saklı kalmak kaydıyla eksik ve yetersiz olan rapor doğrultusunda davanın ıslah edildiğini, raporlara itirazlarını yenilediklerini, tüm müvekkiller yönünden yeniden maddi zarar hesaplaması yapılması gerektiğini, hesaplamanın yanlış yapıldığını, davacılar ... ve ... için maddi tazminat hesabı yapılmamasının yanlış olduğunu, manevi tazminatın çok düşük belirlendiğini, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin de istinaf incelemesi sonrası kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zorunlu dava şartının gerçekleşmediğini, davadan önce müvekkili kurum tarafından yapılan ödemeyi takiben, bakiye zarar iddiasına dair davacılar tarafından ZMSS Genel Şartları'na uygun olarak müvekkil kuruma yeniden başvuru yapılmadığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında kurumun ödediği miktarın yeterli olduğunu ve ek tazminat talebinin dayanaksız olduğunun görüleceğini, bu sebeple, KTK madde 111 gereği davanın reddi gerektiğini, hesaplamada 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, SGK tarafından davacılara ödenen bir tazminat ya da bağlanan bir maaş/aylık olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ödenen tutarın güncellenmesinde asgari ücret artış oranının dikkate alınmasını, desteğin anne ve babası hakkında garameten hesap yapılmadığını, toplam tazminatın, kaza tarihindeki limite oranlanması ve anne babaya pay ayrılması gerektiğini, müvekkili kurum yönünden temerrüt gerçekleşmediğini, davacıların zararının, başvuru üzerine hesaplanıp ödendiğini, bakiye bir zarar olduğuna ilişkin müvekkiline başvurulmadığını, bu nedenle ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya, maddi olgulara, aynı zamanda hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıların murisi müteveffa ...'nin söz konusu kazada % 100 kusurlu olup, müvekki ...'ın hiçbir kusurunun olmadığını, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin verdiği kusur oranları ile bağlı olmadığını, delillerinin toplanması, mahallinde keşif yapılması ve tanıklarının dinlenmesi gerektiğini,davacıların, güvence hesabından sanki kendilerine hiç ödeme yapılmamış gibi dava açarak kötüniyetli olduklarını ortaya koyduklarını, güvence hesabına başvuru yazısında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadıklarını, davacı şahısların yerel mahkemedeki davayı açma haklarının kalmadığını, bilirkişi raporuna vaki itirazlarının usulsüz şekilde reddedildiğini, aktüerya hesap uzmanlığı vasfı olmayan bilirkişi raporunu kabul etmenin mümkün olmadığını, 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, Güvence Hesabı tarafından yapıldığı belirtilen ödemenin güncel hali mahsup edilmeden karar verildiğini, hesap raporunda her ne kadar desteğin anne ve babası için pay ayrılmışsa da, hesaplanan tazminat tutarı limite oranlanırken, desteğin anne ve babası hakkında garameten hesap yapılmadığı ve ödenen tutarın doğrudan kaza tarihindeki limitten mahsup edildiğini, bu yöntemin fahiş derecede hatalı olduğunu, hesaplanan toplam tazminatın, kaza tarihindeki limite oranlanması sırasında davacı olarak yer almayan anne ve babanın payının da oranlanması gerektiğini, bu oran yapılmadan, limitin kalanı doğrudan davacılara ayrılması hukuka aykırı olduğunu, maddi olgular yönünden de eksikliklerle dolu rapor doğrultusunda verilen yerel mahkeme kararı bu yönüyle de hukuka aykırı olup kaldırılmasını, davacıların müteveffanın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalması söz konusu olmadığını, SGK'ya müzekkere yazılarak davacılara ödenen bir tazminat ya da bağlanan bir maaş/aylık olup olmadığının sorulması gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 01/07/2016 günü, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde olup sigortasız olan ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçmekte olan ...'ye çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazası neticesinde ...'nin vefat ettiği, müteveffanın eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kalma zararları ile manevi zararlarının tahsili istemiyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmıştır.Davaya konu kaza nedeniyle Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/1234 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 2019/724 Karar sayılı karar ile, ...'nin vefatı nedeniyle sanık ... tali kusurlu kabul edilerek "15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" karar verilmiş ve karar istinaf incelemesinden geçerek 16/06/2020 tarihinde kesinleşmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları)6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. Kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde; Ceza Mahkemesince kabul edilen maddi olguya göre (...İddia, sanık savunması, katılan müştekilerin beyanları, kaza tespit tutanağı, otopsi raporu, keşif tutanağı, bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu raporu, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamından; dosya içerisindeki bilgi ve begelerle de uyumlu olduğu için mahkememizce itibar edilen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın raporunda da belirtildiği üzere suç tarihinde sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde seyri sırasında görüş alanını kontrol altında bulundurarak müteyakkız seyretmesi, zamanında ikazla birlikte zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek yolun belli kısmını geçen müteveffa yaya ...'ye önlemsizce çarptığı, kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali derecede kusurlu olduğu, yine bu olayda müteveffa yaya ...'nin kaplama üzerinden geçiş yapmadan evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmesi, ilk geçiş hakkını sanık sürücü sevk ve idaresindeki araca vermesi, gerekli ve yeterli kontroller akabinde geçişini tamamlaması gerekirken tüm bu hususlara riayet etmeyip kaza mahallinde bulunan yaya üst geçidini kullanmayarak dikkatsiz ve kontrolsüz geçişi ile kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve asli kusurlu olduğu...) değerlendirmesi yapılarak tali kusur ile cezalandırıldığı, Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda ise, davalı sürücü ... için %30, müteveffa yaya ... için %70 oranda kusur belirlenerek bu kusur oranı üzerinden tazminat hesaplandığı anlaşılmakla, olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporu ile uyumlu olarak davalı sürücü %30 oranında tali kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından kusura ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir.

Somut olayda; Destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep eden davacılar desteğin eş ve çocuklarıdır. Desteğin ölmeyip yaşaması halinde, ileride eş ve çocuklarına mali olarak ve bu mümkün olmasa bile hizmet ederek ve bakımlarını sağlayarak destek olacağı aşikar olduğundan, vefat eden eşin destek olmadığına değinen istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/370 E. ve 2019/2705 K. sayılı kararı).Davacılar vekilinin 12/08/2021 tarihinde davalı Güvence Hesabı'na yazılı olarak başvurduğu, davalı tarafından ödeme yapıldıktan sonra bakiye zararları olduğu iddiasıyla yeniden başvuru yapmalarına gerek olmadığından, başvuru şartının yerine getirilmediğine yönelik istinaf yerinde değildir.2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler.Davalı sigorta tarafından 01/10/2021 tarihinde davacılara 107.565,00 TL kısmi ödeme yapılmış, dosyaya ibraname sunulmamıştır. Dava tarihinden önce, davalı sigorta tarafından davacılara 107.565,00 TL tazminat ödendiği hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Bu durumda dosya kapsamında 2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca düzenlenmiş, davacıların imzasını taşıyan bir belge bulunmadığı ve davalı tarafından da ibraz edilmediği anlaşılmakla davacıların bakiye zararları için dava açamayacaklarına dair istinaf yerinde görülmemiştir.Tazminat hesabını yapan bilirkişinin uzmanlık alanının "Aktüerya (İş Göremezlik/ Destekten Yoksun Kalma" olması karşısında bilirkişinin uzmanlık alanına yönelik istinaf yerinde değildir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "..." formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K. sayılı kararları).Davalı Güvence Hesabı tarafından, 01/10/2021 tarihinde, davacı ... için 89.709,00 TL, davacı ... için 2.578,00 TL, davacı ... için 5.989,00 TL ve davacı ... için 9.445,35 TL ödeme yapılmış, davanın ise 04/10/2021'de açılmıştır. Dosya kapsamında ibraname sunulmadığından KTK'nın 111. maddesi kapsamında ortada anlaşma olmadığından dava tarihinden önce yapılan ödeme ile ödeme tarihi itibariyle yapılması gereken ödeme arasında orantısızlık bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek yoktur.İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresi, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek ve prograsif rant tekniği uygulanarak düzenlendiği, destek, eş, çocuklar, anne ve babaya da pay verilerek, sağ kalan eşin evlenme ihtimali de değerlendirilerek yerleşik Yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ne var ki hükme esas alınan 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacılar ... ve ... için rapor tarihi itibariyle de tazminat hesaplaması yapılarak davalının davadan önce yapmış olduğu ödeme güncellenerek mahsup edildiği, poliçe limitin aşan bir tazminat bulunmadığı, bu haliyle tazminat hesaplamasının doğru yapıldığı ancak diğer davacılar ... ve ... için ibraname bulunmadığı halde sadece ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığı, ödeme yeterli kabul edilip davanın reddine karar verildiği oysa rapor tarihine göre destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması yapılması gerektiği anlaşıldığından eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Yine SGK'dan desteğin eş ve çocuklarına rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmaması ve ödeme yapılmış ise bunun hesaplanan tazminattan mahsubu gerekip gerekmediğinin değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır.Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarının bir miktar az olduğu değerlendirilmiştir. Kabule göre; Davacı tarafından dosyaya sunulan başvuru dilekçesi ve posta alındı belgesine göre, davalıya 12/08/2021 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 21/08/2021 tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden faiz başlangıç tarihinin 21/08/2021 yerine 31/08/2021 olarak gösterilmesi, aleyhe istinaf bulunmadığından kaldırma nedeni yapılmamıştır.Davacıların manevi tazminat talepleri kısmen kabul edilmiş olup, davalı ... lehine reddedilen miktar üzerinden ve davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmeyecek şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.O halde İlk Derece Mahkemesince, yapılması gereken, davacılar ... ve ... için hükme esas alınan 10/01/2023 tarihli aktüerya raporunda kullanılan verilere göre hesaplanacak tazminattan, davadan önce Güvence Hesabı'nın yapmış olduğu ödemeleri yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesi; hesaplama sonucu poliçe limitlerini aşan tazminat belirlenmesi halinde tüm davacılar içir garame hesabı yapılması ile sonucuna göre karar verilmesi; poliçe limitini aşan tazminat belirlenmemesi halinde ise davacılar ... ve ... için ise aynı hükmün verilmesi, davacılar ... ve ... için ek aktüerya raporuna göre belirlenen tazminata karar verilmesi olmalıdır.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalı Gücence Hesabı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1-Davacılar vekili, davalı Gücence Hesabı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5- Davacılar, davalı Gücence Hesabı ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2043, K. 2026/1974, T. 31.05.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2043-e-2026-1974-k-5ebd196159c9