Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1342 E. 2026/1651 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1342
- Karar No
- 2026/1651
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1342 - 2026/1651 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1342 KARAR NO : 2026/1651 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/01/2024 NUMARASI : 2023/21 E. - 2024/14 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/01/2024 tarih ve 2023/21 E. - 2024/14 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı ... ... 2021/113281 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, boysa taraf markalarındaki "..." ve "..." ibarelerinin aynı olduğunu, her ikisinin de "..." anlamında kullanıldığını, markaların "...+ ..." ve "...+..." şeklinde oluşturulduğunu, markalardaki "T ve "D" harflerinin benzer harfler olduğu gibi aynı sese sahip bulunduğunu, markaların yapısı ve teşkil tarzı itibariyle ortalama tüketicinin markaları karıştıracağını, markaların ... ürünleri için aynı sektörde kullanılacağını, markalar kelime, şekil ve renk unsuru olarak bir bütün olarak değerlendirildiğinde taklit marka mahiyetinde bulunduğunu, davalının markasındaki renklerin müvekkili markası ile aynı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak müvekkili markası taklit edilerek dosyalandığını, markaların benzerliğin de ötesinde iltibas ve haksız rekabet yaratmaya son derece müsait markalar olduğunu, müvekkili markasının ... ürünleri sektöründe tanınmış bulunduğunu, davalı markasının ise müvekkili markasının ayırt edici niteliğine zarar verecek nitelikte olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-15099 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Güzel vekili, müvekkilinin, uzun süredir ayakkabı modelisti olarak çalıştığını, halihazırda üretim aşamasına yeni geçen genç bir girişimci olduğunu, müvekkiline ait "..." markası ile davacıya ait "..." markası arasında şekli açıdan bir benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait marka ile davacı markasının farklı biçimde okunduğunu, müvekkiline ait "..." markası ile ... ayakkabısı sektöründe hizmet verildiğini, davacının ise ... ve annelere yönelik hijyenik ürünler, suluk, emzik, biberon gibi ürünler üzerinde markasını kullandığını, müvekkili markasında yer alan "..." kelimesinin, müvekkilinin memleketi olan Samsun ve çevre yörede kauçuk/plastik ayakkabılar için kullanıldığını, taraf markalar arasında bir bütün olarak bakıldığında görsel, sesçil, anlamsal ve sair hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, markaların tamamen farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları açısından emtia benzerliği şartının da oluştuğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibasın bulunduğu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2022-M-15099 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı TÜRKPATENT vekili, taraf markalarının birbirinden tamamen bağımsız markalar olduğunu, davalının markasının gerek tertip tarzı, gerek markasında kullandığı renkler ve gerekse markasındaki şekil unsuru dikkate alındığında davacı markalarıyla aralarında herhangi bir benzerlik olmadığını, davalı markasının renk seçiminin ve yazı stilinin davacının itiraz konusu markalarıyla benzerlik göstermediğini, gerek görsel olarak gerek de sesçil ve işitsel olarak markaların benzer olmadığını, ortalama tüketicilerin söz konusu markaları yan yana gördüklerinde dahi markaları kullananların aynı olduğu yanılgısına düşmeyeceklerini, markaların farklı firmalara ait markalar olarak algılayabileceklerini, dolayısıyla davalı markasının bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde davacı markaları ile SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşılmakla, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.