Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1344 E. 2026/1749 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1344
Karar No
2026/1749
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1344 - 2026/1749 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1344 KARAR NO : 2026/1749 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2023 NUMARASI : 2022/441 E. - 2023/335 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/09/2023 tarih ve 2022/441 E. - 2023/335 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili tarafından, EP 3179327 işlem numaralı Avrupa Patenti'nin, ilgili yasal sürenin bitim tarihinden önce yani 17 Eylül 2019 tarihinde validasyon işlemini gerçekleştirmesi yönünde aracı şirket olan Dennemeyer’in validasyon portalına açık bir şekilde talimat verildiğini, aynı tarihte sistem tarafından otomatik olarak talimatın alındığına ilişkin onay mailinin de müvekkiline gönderildiğini, bu suretle, müvekkilinin başvuru sahibi olarak kendisine düşen görevinin tamamlandığını düşündüğünü, ancak müvekkilinin açık talimatına rağmen, teknik bir sistem arızasından dolayı, müvekkilinin iradesi dışında, validasyon işleminin Türkiye’de gerekli süreler içerisinde gerçekleştirilemediğini, Avrupa Patentinin 02/10/2019 tarihinde verildiğini, Yönetmelik kapsamında Avrupa Patenti Fasikülü’nün Türkçe çevirisinin 07/09/2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna sunulduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Dairesi Başkanlığı tarafından 08/09/2020 tarihinde ilgili Yönetmelik’in 12. maddesi kapsamında mevzuattaki sürelere uyulmadığı için Avrupa Patenti'nin Türkiye’de başından beri geçersiz olduğu hususunun müvekkiline bildirildiğini, konu bildirim üzerine, müvekkili tarafından 30/12/2020 tarihli yazı ile Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 107. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde “hakların yeniden tesis edilmesi” başvurusunda bulunulduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkilinin talebinin 28/04/2021 tarihinde, “taleple birlikte gönderilmesi gereken hakların yeniden tesisi talebine dayanak olan gerekçelerin kanıtlayıcı bilgi ve belgelerin yetersiz olması” gerekçesi ile reddedildiğini, ret kararı üzerine, müvekkili tarafından Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde, 01/07/2021 tarihli başvuru ile ret kararına itiraz başvurusunda bulunulduğunu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından ise 05/09/2022 tarihli ve 2022-P-53 sayılı kararında, “Anılan patentin Türkiye’de verile ulusal patent olarak kabul edilebilmesi için, Avrupa Patentinin verildiğine ilişkin ilanın yapıldığı tarihten itibaren gerekli işlemlerin yasal süreleri içerisinde yerine getirilmesi kaydıyla mümkün olabileceği" gerekçesi ile başvurunun reddedildiğini, kararın yerinde bulunmadığını ileri sürerek 2022-P-53 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın Avrupa Patent Sözleşmesi kapsamında verilen, "Ekipman izleme sistemi, ekipman izleme programı ve ekipman izleme yöntemi." başlıklı EP 3179327 B1 sayılı patente ait başvuru tarihinin 17.07.2015, patentin verildiğinin ilan edildiği Bülten tarihinin 02.10.2019 olduğu, Fasikülün Türkçe çevirilerinin Türk Patente sistemi giriş tarihinin ise 07.09.2020 olduğu, Avrupa Patentlerinin Verilmesi İle İlgili Avrupa Patent Sözleşmesinin Türkiye’de Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmelik 12. maddesinde, tarifname, patent istemleri ve varsa teknik resimleri içeren Avrupa Patenti fasikülünün Türkçe çevirisinin Avrupa Patenti'nin verildiğinin ilan edildiği tarihten itibaren üç ay içinde, Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurulması gerektiği aynı Yönetmeliğin 5. fıkrasında da bu konuda 3 ay ek süre verilebileceğinin belirtildiği, buna göre, Avrupa Patentleri hakkında maksimum zaman olarak ilandan itibaren 6 aylık sürede Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurulabileceği öngörülmekle, somut olayda EP 3179327 B1 (TR 2020/14086) patentinin ilanın yapıldığı 02.10.2019 tarihten başlayarak 6 aylık zaman diliminde yani en geç 02.04.2020 tarihinde Avrupa Patenti fasikülünün Türkçe çevirisinin Türk Patent ve Marka Kurumu sistemine girişi yapılması gerekirken bu süreden sonra 07.09.2020 tarihinde yapıldığı, yani başvurulması gereken süreye uyulmadığı, bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde, günümüzde teknoloji ve iletişim ağının bu denli geliştiği bir zamanda, iletişimsizlikten ve teknik bir arızadan bahisle gerekli özenin gösterildiği iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki; söz konusu aracı firma ile başvuru işlemelerinin başlatılmış olması durumunda dahi, sürecin ve gelinen aşamaların ne olduğu konusunda takibin basiretli tacir sıfatı ile davacı firmanın yükümlülüğünde olduğunun açık bulunduğu, sadece bir talimat gönderip, talimatın alındığı mesajını aldıktan sonra başkaca hiçbir işlem yapmamak fiilinin, şartların gerektirdiği özenin gösterildiğini kanıtlayacak yeterlilikte olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, huzurdaki mahkeme kararının, emsal nitelikteki mahkeme kararları ile çeliştiğini, Uluslararası normların öncelikle uygulanması ve esas alınması gerektiği hususunun göz önünde bulundurulmadığını, müvekkilinin, gerekli talimatı zamanında verdiğini, tüm özeni gösterdiğini, müvekkilinin hatası dışında gerçekleşen aksaklıktan dolayı gecikme yaşandığını, Türkiye’de validasyon işlemi gerçekleştirilemeyen müvekkilinin buluşuna ilişkin yeni patent başvurusunun, 6769 sayılı SMK’nın 82/1. Maddesi uyarınca yenilik kriterini sağlamayacağı için yapılmasının da mümkün olmayacağını, müvekkilinin, patentli buluşuna ilişkin Türkiye’de koruma sağlayamayacağını, SMK'nın 107/2. Maddesi gereğince hakların yeninden tesisinin gerekli olduğunu, müvekkilinin aleyhine telafisi imkânsız herhangi bir hak kaybının ortaya çıkmasına engel olmak bakımından, yerinde olmayan ve eksik inceleme ile oluşturulmuş bilirkişi raporuna itibar edilmemesi gerektiğini, dava konusu patentin Türkiye’de validasyon işlemi sağlanması ile tescil başvuru işlemlerinin devamına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, da-vanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlığın, Avrupa Patent Sözleşmesi kapsamında verilen patentin validasyonu için yapılan müracaat ile ilgili olarak Avrupa Patent Sözleşmesi ve buna ilişkin Türkiye'de çıkarılan Uygulama Yönetmeliği'nin mi yoksa sürenin geçirilmesi halinde hakların ihyasına imkân tanıyan SMK'nın 107. maddesinin mi uygulanacağı noktasında toplandığı, Avrupa Patenti'nin, Türkiye'de tescilli bir patent gibi koruma görmesi yani validasyonu için uyulması gereken sürecin, SMK'nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan yönetmelikler arasında yer almayıp, Anayasa'nın 90. maddesi kapsamında 4504 sayılı Avrupa Patentlerinin Verilmesi ile İlgili Avrupa Patent Sözleşmesi ve Eklerine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanuna dayanılarak çıkarılan 09.01.2001 tarihli ve 24282 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avrupa Patentlerinin Verilmesi ile İlgili Avrupa Patent Sözleşmesinin Türkiye’de Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmelik ile düzenlendiği, Yönetmeliğin "Avrupa Patenti Fasikülünün Türkçe Çevirisinin Sunulması" başlıklı 12. maddesinde; "Tarifname, patent istemleri ve varsa teknik resimleri içeren Avrupa patenti fasikülünün Türkçe çevirisi Avrupa patentinin verildiğinin ilan edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Avrupa patenti sahibi veya vekili tarafından Enstitüye sunulur. Çevirinin, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içinde verilmemesi halinde, bu sürenin içinde, bu sürenin sonuna eklenmek üzere, üç aylık ek süre talep edilebilir. Ücret tebliğinde belirtilen ek süre talep ücreti ve çeviri yayın ücreti taleple birlikte ödenir...Türkçe çevirinin, Enstitüye öngörülen süre içerisinde verilmemesi veya ücretinin ödenmemesi halinde, Avrupa patenti Türkiye’de başından beri geçersiz kabul edilir." şeklinde yer alan düzenlemenin Avrupa Patent Sözleşmesi'nin 65/3. maddesinde işaret ettiği iç hukukta yapılabilecek düzenleme serbestisi ile uyumlu olup, mezkûr Yönetmelikte öngörülen 3 aylık sürenin hak düşürücü süre olduğu, davacının bu 3 aylık süre içinde de ek süre talep etmediği, belirtilen süreyi geçirdikten sonra başvuruda bulunduğu ihtilafsız olduğundan Türk Patent ve Marka Kurumunun tesis ettiği kararın yerinde bulunduğu, süresi içinde validasyonu yapılmamış bir Avrupa Patentinin Türkiye’de geçerli kılınması için hakların yeniden tesisi talebinin değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarih ve 2022/1586 E.- 2023/5377 K., 17.03.2025 tarih ve 2024/2156 E.- 2025/1875 K., 25.06.2025 tarih ve 2025/198 E.- 2025/4499 K. sayılı ilamlarının da bu yönde bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1344, K. 2026/1749, T. 30.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1344-e-2026-1749-k-1fa26c274eb8