Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1476 E. 2026/4975 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1476
Karar No
2026/4975
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/653 E., 2025/2167 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/259 E., 2023/414 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre ıslah ve bedel arttırım dilekçesi içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.02.1999-13.03.2020 tarihleri arasında davalıya ait Eczanede kalfa olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle müvekkilince feshedildiğini, müvekkilinin yasal haklarını almasını engellemek amacıyla davalı tarafça asılsız iddiaların ortaya atıldığını, suçlamaların kötüniyetli olduğunu, raporlu bulunduğu dönemde devamsızlık tutanakları düzenlenmesinin de gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin işyerinde ara dinlenme olmaksızın çalıştırıldığını, nöbete kaldığı günler de dikkate alındığında işyerinde fazla çalışmalarının bulunduğunu, ayrıca nöbete denk gelen ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini, ayrıca yıllık izinlerinin çoğunun kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, zira davacının eczane müşterisi olan bazı kişileri başka eczanelere yönlendirdiğinin anlaşıldığını, bu olayla ilgili savunmasının talep edildiğini, davacı hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanmak ve kişisel veri yaymak suçları nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının soruşturmayı etkisiz kılmak amacıyla hakkını kötüye kullanmak suretiyle iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle feshettiğini, yıllık izinlerinin tam ve eksiksiz kullandırıldığını, davacıya çalıştığı döneme ilişkin tüm hak ve alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin 01.02.1999-13.03.2020 tarihleri arasında toplam 21... ay 12 gün davalıya ait işyerinde çalıştığı, ... Kurumu Medula kayıtları, Samsun Eczacılar Odası kayıtları, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/4439 Soruşturma sayılı dosyası, taraf tanık anlatımları, ihtarname ve bir kısım şikâyet evraklarına göre davalı tanıklarınca davacının bazı hastalara ilişkin yüksek meblağlı ilaçların başka eczanelerden tedarik edildiği beyan edilmiş ise de bu konuda yapılan şikâyet başvuruları sonucunda davacının iddiaya konu eylemleri işlediğine dair net bir veriye ulaşılamamış olup bu durumda davacının emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği sonucuna varılarak kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği ispat edilemediğinden ve usulüne uygun fesih bildirimi de bulunmadığından davacının ihbar tazminatına da hak kazandığı, davacının hizmet süresi dikkate alındığında işverence kullandırılan izin süreleri mahsup edildiğinde bakiye 116 gün kullanmadığı yıllık izin karşılığı ücret alacağının bulunduğu; ayrıca dosyaya sunulan Eczacılar Odasına ait kayıtlar ile davacıya ait bordroların incelenmesi neticesinde davacının bir kısım ödenmeyen fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince iş sözleşmesinin emeklilik nedeni ile davacı tarafça feshedildiği kabul edilmesine rağmen ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihbar tazminatının reddi ile diğer taleplerin kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Gerekçeli kararın hükmü veren hâkim tarafından yazılmamasının 6100 sayılı Kanun'un 299. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, b. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, c. Davacı tarafça emeklilik nedeni ile fesih hakkının işverence yapılacak haklı nedenle feshi etkisiz hâle getirmek amacıyla kötüniyetle kullanıldığını, kronolojik sıralama dikkate alındığında davacının iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğini, d. Fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hatalı hesaplandığını, imzalı bordrolar dikkate alındığında söz konusu alacakların reddi gerektiğini, e. Davalı tanıkları, sosyal medya paylaşımları gibi deliller ile davacıya daha fazla yıllık izin kullandırıldığı hususu sabit iken yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin sona erme şekli ve buna bağlı olarak davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, B. Davalı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1476, K. 2026/4975, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1476-e-2026-4975-k-f6a05c245bd2