Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/8106 E. 2023/157 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/8106
- Karar No
- 2023/157
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : Müşteki Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2015/82 Esas, 2015/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca açılan davada yapılan yargılama neticesinde aynı kanunun 105 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.01.2019 tarihli ve 14-2019/857 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz isteği, mahkemenin üst sınırdan ceza vermesine, indirim ve erteleme uygulamamasına, vesaire ilişkindir. 2. Bakanlık vekilinin temyiz isteği, alt sınırdan ceza verilmesine, katılma talebine, vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 07.01.2015 günü, sanığın yolda yürümekte olan 18 yaşından küçük mağdur ...'ye arkasından yaklaşarak eliyle elbiseleri üzerinden kalçasına dokunduğu, mağdurenin tepkisi üzerine kaçmaya başlayan sanığın olayın hemen sonrasında mağdurenin kardeşi Barış tarafından yakalanarak emniyet görevlilerine teslim edildiği olayda, mağdurenin samimi anlatmları, sanığın olayı kabule ilişkin beyanı, tanık beyanı dikkate alınarak sanığın cinsel istismar suçunu işlediği sabit görülerek 5237 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin birinci fıkrasına göre hukuki süreç başlığında belirtilen şekilde uygulama yapılmıştır. IV. GEREKÇE A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık Müdafisinin Temyiz İsteği Yönünden 1. Sanık kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen "sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı verilirken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi yerine 105 inci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesinin" 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi uyarınca düzeltilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. 2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve "sanığın geçmişteki hali ve duruşmadaki tutum ve davranışları dikkate alınarak.." şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Somut olayda sanığın, atılı suçtan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılması karşısında kanunen erteleme müessesesinin uygulanmasına engel bulunduğu anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR 1. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden; Gerekçe bölümünde yer alan (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık Müdafisinin Temyiz İsteği Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) paragrafının 1. bendinde açıklanan nedenle Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2015/82 Esas, 2015/271 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının birinci paragrafında yer alan "...eylemine uyan TCK'nın 105/1 maddesi gereğince..." ibaresinin çıkarılarak yerine "...eylemine uyan TCK'nın 103/1. maddesinin 2. cümlesi gereğince...ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.