Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2862 E. 2026/4518 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2862
- Karar No
- 2026/4518
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3108 E., 2026/254 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/608 E., 2024/75 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 78... parsel sayılı sırasıyla 52.228, 84... .000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 30.06.1981 tarihinde orman vasfıyla Hazine adına, 81 parsel sayılı 23.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 30.06.1981 tarihinde tarla vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 81 parsel sayılı taşınmaz daha sonra uygulama çalışmasına tabi tutularak 49 77... parsel olarak güncellenmiştir. 2. Kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili .. ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 78 numaralı parsel sınırları kapsamında iken 5 59... parsel olarak ifrazen ayrılan 4.996,97 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde "6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve davalılar tarafından kullanıldığının" belirtildiği ve davalıların doğrudan satış hak sahipliği belgesi ile 24.03.2020 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında davalılara satılarak devredildiği anlaşılmaktadır. 3. Davacılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... hudutları dahilinde bulunan tapu sicilinin Haziran/1304 D. Tarihli ve 69 sıra numarası altında 84 dönüm miktarlı ve tarla vasıflı taşınmazın tamamının ... adına kayıtlı bulunmakta iken 1977/1978 yılları arasında 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılan tapulama çalışmaları sırasında sözü geçen tapu kaydının 12,600 metrekare miktar üzerinden 80 parsele revizyon görerek adı geçen muris adına tapulandığını, ancak eksik kalan tapu miktarının, davalı parseller olan 78, 81, 83 parsel sayılı ve 78 parselden ifrazen oluşan 5 59... parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığını belirterek, adı geçen taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle müvekkilleri davacı mirasçılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazlar 78... sayılı taşınmazlarının 1981 yılında kesinleşen kadastro tutanakları gereğince Orman vasfıyla Maliye Hazinesine kaydedildiği, eski 81... ada 2 parsel ile eski 78 numaralı parsel sınırları kapsamında iken 5 59... parsel olarak ifrazen ayrılan taşınmazın orman komisyonunca 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamında orman sınırı dışına çıkarıldığı, 5831 sayılı Kanunun 8.maddesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4.maddesi doğrultusunda 2/B kadastro işlemine tabi tutulduğu, 2/B kadastro işleminde 49 77... parsel sayılı taşınmazın davalılar murisi ... adına kayıtlı olduğu 5 59... parsel sayılı taşınmazın ise davalılar tarafından kullanıldığının beyanlar hanesinde belirtildiği, davalıların doğrudan satış hak sahipliği belgesi ile 6292 sayılı Kanun uyarınca bedeli karşılığında söz konusu taşınmazı Hazine'den temlik ettiği anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesi incelendiğinde 78 parselin bir kısmı ve 83 parsel için açmış olduğu davasını kadastro öncesi sebeplere dayanarak tapu iptal ve tescil talebi bulunduğu, 49 77... parsel ve 5 59... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin ise yine kadastro öncesi sebeplere dayanılarak 2/B kadastro uygulaması sonrasında kesinleşen kullanım kadastrosu işlemine dayanak olarak 6292 sayılı Kanun uyarınca geçerli bir hukuki sebebe dayanarak taşınmazı temlik alan davalılara karşı tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının 78 parselin bir kısmı ve 83 parsel için açmış olduğu dava, 1981 yılında kesinleşen kadastro tutanağından 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açtığı için usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 49 77... parsel ve 5 59... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin her ne kadar kadastro öncesi sebeplere dayanmış ise de dilekçesinde ayrıca 6831 sayılı Kanun kapsamında Orman dışına çıkarılma işlemlerine ilişkin olarak tapu iptal ve tescil talebi olduğu dikkate alınarak yukarıda belirtilen mahkeme kararları ve kanun kapsamında davacının yapması gereken iş, 2/B kadastro işlemi sonrası ve ancak 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazine'nin satış işlemi öncesinde Hazine'ye husumet yönelterek beyanlar hanesinde davalının söz konusu taşınmazı kullandığına ilişkin beyanın iptali işlemi olması gerekirdi. Ancak belirtilen prosedür yerine getirilmeyip 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazı temlik alan davalıya karşı husumet yöneltilerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağından bu taşınmazlar yönünden hem kadastro öncesi sebebe dayanılarak hak düşürücü süre geçtiğinden hem de davalının kesinleşen bir kullanım kadastrosu işlemi olduğu davalıya ait tapu kaydı idarece yapılan satış işlemi sonucunda oluştuğuna göre dayanak satış işlemi iptal edilmeden, tapu kaydının iptali ve tescili istemi ile dava açılamayacağından davacının dava dilekçesinde söz konusu satış işleminin iptalini istemediği anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu 78... parsel sayılı taşınmazların tapulama çalışması(arazi kadastrosu) kesinleşmek suretiyle orman vasfında olacak şekilde 30/06/1981 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, aynı arazi kadastro çalışmasında 81 parsel sayılı taşınmazın tapulaması kesinleşmek suretiyle tarla vasfıyla 30/06/1981 tarihinde ... adına tapuya tescil edildiği, 81 parselin yenileme çalışmasına tabii tutularak 49 77... parsel olarak güncellendiği, taşınmazların bulunduğu mahalde bilahare yapılan 2/B çalışmasında ise 5 99... parselin, 78 parselden ifrazen oluştuğu ve 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre kullanıcısı olarak gözüken gerçek kişi davalılara satıldığı, davanın kadastrodan önceki nedene dayalı olarak eski tapu kaydına istinaden açıldığı, taşınmazların açıklanan tapulama tespit kesinleşme tarihlerine göre davanın on yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı, 5 59... parsel bakımından 6292 sayılı Kanunun 7. maddesine dayalı olarak açılmış bir iade davasının bulunmadığı, dava dilekçesindeki açıklamalara göre bu taşınmaz bakımından da eski tapu kaydına dayalı olarak tapu iptal tescil talebinde bulunulduğu, dolayısıyla sözü geçen hak düşürücü sürenin. 78 parselden ifrazen oluşan bu parsel bakımından da geçerli olduğu, şartlarının varlığı halinde bu parsel bakımından 6992 sayılı Kanunun 7. madde fıkraları uyarınca idareye müracaat edilerek alınacak cevaba göre idari yargıya konu edilebileceği nazara alındığında mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 10 yıllık hak düşürücü sürenin hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacının kadastro tespiti öncesi sebeplere dayalı davasının hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve davanın dinlenip dinlenemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacılardan alınan 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.