Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3651 E. 2026/1636 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3651
Karar No
2026/1636
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/734 E., 2025/187 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mudanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/318 E., 2021/581 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar asıl ve birleştirilen davada; muris anneleri ...'ın, ... Noterliğinin 21.03.2007 tarihli ve ... yevmiye sayılı vasiyetname ile davalı lehine bir takım gayrimenkuller bıraktığını, bu vasiyetnameyi kendi adına yaptıranın mursin ... Hastanesindeki doktoru olduğunu, murisin iradesinde yanıltma yapıldığını, vasiyetnamenin hukuken geçersiz olduğunu, murisin vasiyetnameyi düzenlediği tarihte temyiz kudretinden yoksun olduğunu, vasiyetnamenin murisin gerçek iradesini yansıtmadığını, her ne kadar vasiyetname ekinde 21.03.2007 tarihli ve 4101 protokol numaralı sağlık raporu yer alsa da, bu raporun gerçeği yansıtmadığı ve... Hastanesinde çalışan bir hekimin kolaylıkla çalıştığı hastaneden istediği şekilde sağlık raporu alabileceğinin açık olduğunu, ameliyatını gerçekleştiren bir doktora vasiyetname ile tüm malvarlığının bırakılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek muris ...’ın hukuka ve kanuna aykırı vasiyetnamesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetin sadece belli gayrimenkulleri içerdiğini, terekenin tamamını düzenlememesi ortada yanılma, aldatma ve korkutma olmadığının en büyük delili olduğunu, yasanın aradığı şartlara haiz olarak düzenlenen vasiyetnamenin iptal edilmesini gerektirecek hiçbir husus bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar murisin davalıya sıklıkla gidip geldiği belirlense de yaşlılığa özgü bir tutum olarak sıklıkla doktora gidip şifa bulma çabalarının anlaşılır nitelikte olduğu, tanık beyanları ve alınan raporlardan da ölümüne kadar akli dengesinin yerinde olduğu sonucunun çıkarıldığı, ancak evlatları ile hiçbir sorun yaşamayan, tedavisi için hastaneye onlar tarafından da götürülüp getirilen, kendi şahsi bakımı için hizmetli tutulan murisin mirasçıları ile arasında bir husumetin olmadığı, ölümüne kadar oğlu ... ’la birlikte kaldığı, zaman zaman kzılarının da kendisini ziyaret ettiğinin anlaşıldığı, 1942 doğumlu olan ve birçok sağlık sorunu ile mücadele eden murisin, davalının özel kliniğine sık sık gidip geldiğinin belirgin olduğu, fakat davalının kliniğinde gelenlere yol gösterdiği, öncülük ettiği belirtilen tanık...in beyanında murisin kendisine "doktor benden para istedi, benim param yok, yalnız sağda solda yerlerim var tutarı ne ise onları veririm." dediği düşünüldüğünde murisin tedavi masraflarını karşılamak amacıyla hareket ettiğini, notere gidilmesindeki amacın mal varlığı vasiyeti olmadığını kendisinin işlem sırasında işleminin anlam ve sonuçlarını idrakte hataya düştüğü kanısına varıldığı, kaldı ki bir an için hata olmadığını varsayacak olursak da vasiyetnamede yer alan şekilde; ...ilçesi nahiyeleri ve köylerinde yer alan bilimum gayrimenkullerini davalıya vermek isteyecek derecede bir yakınlık ve tedavi masrafının söz konusu olmadığı, bu durumun murisin torunu tanık ...’ın beyanında 28.08.2008 tarihinde murisle birlikte... Devlet Hastanesi'ne gittiğinde davalının murise yönelik "Artık bıktım senden, Allah belanı versin." şeklindeki söyleminden ve murisin durum karşısında ağlamasından açıkça anlaşılmakta olduğu, ayrıca tanık beyanlarının geneline bakıldığında murisin oldukça konuşkan, sohbet etmeyi seven bir yapıda olduğunun görüldüğü, kendi aile bireylerine olmasa da yakınlarından hiç kimseye söz konusu vasiyetten söz etmemesinin oldukça düşündürücü karşılandığı, sonuç olarak usulüne uygun olarak düzenlenilmiş olsa dâhi murisin iradesinde hataya düştüğü, bu nedenle böyle bir sözleşmenin gerçekleştiği vicdan ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın derdestlikten reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusuna gelince; davacıların iddia ettiği gibi vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte murisin vasiyetname düzenlendiğinden haberinin olmadığı yönündeki iddiasının ispat edilemediği gibi murisin resmî şekilde noterde vasiyetname düzenlemesi karşısında, vasiyetnamenin şekil şartlarını taşıdığı anlaşıldığından, kanunda sınırlı sayılan vasiyetnamenin iptali koşullarının hiçbirisinin oluşmadığı, bu hâlde vasiyetnamenin iptali koşulları oluşmadığından davanın reddedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; murisin iradesinde hata olduğunu, davalının uzmanlığında olmayan psiyatri ilaçları yazarak murisin aklını bulandırdığını, davalının hakim olduğu hastaneden sağlık raporu alınmasının gerçek durumu yansıtmayacağını, raporun şüpheli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3651, K. 2026/1636, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3651-e-2026-1636-k-9ea1b17018d0