Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2674 E. 2026/4385 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2674
Karar No
2026/4385
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3010 E., 2026/93 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/155 E., 2024/218 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1122 parsel sayılı taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2022 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmasında 40 26... parsel numarasıyla 84.431,15 m² yüzölçümlü olarak tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; tarım ve hayvancılık amaçlı tasarruf ettiği taşınmazların tapularının iptali ile adına tescil edilmesi gerektiğini, bu alanda ... Ormanı olarak tescil edilen ormana ait olan kuzey kısmında bir hak iddiasının olmadığını, ekte sunduğu emlak beyanının Türkçeye çevrilmesini, İstanbul ili ... ilçesi ... köyünde bulunan tapu kayıtlarının celbini ve ekte sunmuş olduğu belge ve bilgilere istinaden Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğüne müzekkere yazılması gerektiğini belirterek, tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın Hazine adına 05.06.1960 tarihinde tapuya tescil edildiği, eldeki davanın ise 09.06.2020 tarihinde açıldığı, dava konusunun kadastrodan önceki hukuki sebebe dayandığı, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık sürede açılmadığı, hak düşürücü süreninin resen dikkate alınması gerektiği" gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "önceki günlü kaldırma kararından sonra 11.07.2023 tarihinde davacının da hazır olduğu keşifte davacı tarafından dava konusu edilen taşınmazların sınırlarının gösterildiği, fen bilirkişisinin 17.11.2024 tarihli raporuna göre davacının sınırlarını gösterdiği ve rapor eki krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerin 40 26... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığının rapor edildiği, 40 26... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a çalışmalarında eski 1122 parselden geldiği, 1122 parsel sayılı taşınmazın ise 1959 yılında yapılan tapulama çalışmalarında orman vasfıyla Hazine adına tespit gördüğü ve tapuya 05.06.1960 tarihinde tescil edildiği, buna göre İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; yapılan arazi ve orman kadastro çalışmalarının mükerrer ve yanlış olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık eldeki davanın 3402 sayılı Kanun' un 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'un temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan 732,00 TL harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2674, K. 2026/4385, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2674-e-2026-4385-k-99e5bb116b14