Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/654 E. 2026/4394 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/654
Karar No
2026/4394
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/462 E., 2024/1284 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/14 E., 2024/1284 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Eldeki davanın davalılarından ..., ... ve ... tarafından davalılar Hazine ve ... Köy Tüzel Kişiliği aleyhine Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/67 Esas sayılı dosyası ile açılan davada davacılar vekili; vekil edenleri adına müstakilen ya da müştereken kayıtlı bulunan toplam 62 parça eski tapu kaydının tevhit edilerek tek tapu haline getirilmesini istemiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, eski tapu kayıtlarının iptaliyle tek tapu haline getirilmesine, tapu kaydının hudutlarının ... köyü arazisi, köyü arazisi ve kısmen ... köyü arazisi ve ... yolu, ... kısmen dere, kısmen ... köyü arazisi ve kısmen de ... köyü arazisi, ..., ..., kısmen de ... köyü arazisi olarak belirlenmesine, davacılar tevzi dönüm talebinde bulunmadığından eski tapu kayıtlarındaki miktarların toplamı olarak, hudutları belirtilen ve tek tapu haline getirilen gayrimenkulün 3.405.962,00 m² olarak tesciline karar verilmiş, taraflar kararı temyiz etmediğinden 06.10.1969 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen Mahkeme kararına istinaden ..., ... ve ... adına 09.10.1963 tarihli ve 23 numaralı 3.405.962,00 m² miktarlı tapu kaydı oluşturulmuştur.

2. Davacı ... vekili tarafından Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1970/100 Esas sayılı dosyası ile davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davada davacı vekili; davalıların kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri 62 adet tapu kaydını Mahkeme kararıyla tevhit ettirdiklerini, oysa tevhit edilen sınırlar içinde vekil edenine ait yerlerin de bulunduğunu, vekil edenine ait bu taşınmazlara davalılar tarafından müdahele edildiğini ileri sürerek, tevhit kararının iptaline ve davalıların vekil edenine ait taşınmazlara olan müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi talep etmiş, yargılama sırasında davasından feragat etmiştir. 3. Şanlıurfa ili ... ilçesi ... köyünde 1975 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, 51... parsel sayılı taşınmazlara Mayıs 1947 tarihli ve 18, T.sani 1327 tarihli ve 137 ve T.sani 1327 ve tarihli 150 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak ... adına, 56, 59... parsel sayılı taşınmazlara Nisan 1965 tarihli ve 9 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak ... adına tespit edilmiştir. 54, 55, 57, 58, 60, 61... ila 76 parsel sayılı taşınmazlara Ekim 1969 tarihli ve 23, Temmuz 1971 tarihli ve 12, Temmuz 1971 tarihli ve 13 ve Nisan 1972 tarihli ve 56 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş; bilahare, Hazinenin tespitlere yapmış olduğu itirazlar tapulama komisyonu tarafından ret edilmiştir. Yargılama devam ederken, Şanlıurfa ili Toprak ve Tarım Reformu Bölgesi ilan edildiğinden dosyanın Bozova Tapulama Mahkemesine devrine karar verilmiş, dosya Bozova Tapulama Mahkemesinin 1977/346 Esasına kaydedilmiş, Bozova Tapulama Mahkemesinin kapatılması üzerine dosya Şanlıurfa Kadastro Mahkemesine gönderilerek 2013/82 Esas sayısını almıştır. 4. ... ve arkadaşları dava konusu taşınmazlarda hak sahibi olduklarını ileri sürerek, davaya müdahale talebinde bulunmuşlardır. 5. Davalılardan ..., dava konusu 69 parsel sayılı taşınmazın münferiden kendisine ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının miktar fazlası bulunduğunu ayrıca taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davaların reddine taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Diğer davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2017 tarihli ve 2013/82 Esas, 2017/19 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden yargılama yapılmak üzere dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş ve İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların ve asli müdahillerin dayanmış oldukları tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymadığı, dava konusu taşınmazlara tespit sırasında uygulanan Ekim 1969 tarihli ve 23, Temmuz 1971 tarihli ve 12, Temmuz 1971 tarihli ve 13 Nisan ve 1972 tarihli ve 56 numaralı 3.405.962 m² yüzölçümündeki tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığı ve sabit sınırlı oldukları, Hazinenin miktar fazlası yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, 56, 59... parsel sayılı taşınmazların ...Anonim Ortaklığına ait olduğu, 51... parsel sayılı taşınmazların ...'ya ait olduğu, 69 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ... tarafından 1968 yılında ekilmiş fıstık ağaçlarının ve bağların bulunduğu, bu taşınmazda davalıların herhangi bir hakkının bulunmadığı, bu nedenle müştereken yapılan tespitin doğru olmadığı, noterden gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile hisse satın alıp davaya müdahil olan ..., , ..., ..., ...ili ve ... kadastro tespitinden sonraki hakka dayandığından taleplerin genel görevli Hukuk Mahkemelerinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ..., asli müdahiller ... ve arkadaşları, asli müdahiller ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, Hazinenin davasının reddine, noterden gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile hisse satın alıp davaya müdahil olan ..., , ..., ..., ve ...'nin talepleri yönünden Mahkemenin görevsizliğine, bu talepler yönünden Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, dava konusu Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi 54, 55, 57, 58, 60, 61, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 70, 71, 72, 73, 74, 75... parsel sayılı taşınmazların toplam 12 hisse itibarıyla; 3 hissesi ... evladı ..., 2 hissesi ... kızı ..., 2 hissesi ... kızı ..., 2 hissesi ... kızı ..., 2 hissesi ... oğlu ..., 1 hissesi ... kızı ... adlarına, 69 parsel sayılı taşınmazın ... adına, 56, 59, 62 parsel sayılı taşınmazların ... Anonim Ortaklığı adına, 51... parsel sayılı taşınmazların ... Karakamçı adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2024 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından kaldırma kararının gereklerinin yerine getirildiği, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik inceleme ile karar verildiğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemeyeceğini, taşınmazın imar-ihya görmediğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar tarafından davada dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, söz konusu kayıtların sabit hudutlu olup olmadığı, sabit hudutlu değilse kayıt miktar fazlası üzerinde davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Temyiz istemi, 51, 52, 54, 55, 57, 58, 60, 61, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75... parsel sayılı taşınmazlara ilişkindir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından, kadastro çalışmaları sırasında Mayıs 1947 tarihli ve 18, T.sani 1327 tarihli ve 137. ve T.sani 1327 tarihli ve 150 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak ... Karakamçı adına tespit edilen 51... parsel sayılı taşınmazları ... Karakamçı adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, dosyaya sunulan 05.07.1996 tarihli, fen bilirkişisi Saim Palalı tarafından hazırlanan rapor ekindeki krokiye göre, 51... parsel sayılı taşınmazların davalıların dayandıkları Ekim 1969 tarihli ve 23 sıra numaralı tevdit tapusu kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, 51... parsel sayılı taşınmazların dava konusu olup olmadığının araştırılması, dava konusu değil ise tutanakların olağan usullerle kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesi, dava konusu ise iddia ve savunmalar doğrultusunda tüm deliller toplanmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu husular gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava konusu taşınmazlara tespit sırasında uygulanan Ekim 1969 tarihli ve 23, Temmuz 1971 tarihli ve 12, Temmuz 1971 tarihli ve 13 ve Nisan 1972 tarihli ve 56 sıra numaralı 3.405.962 m² yüzölçümündeki tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığı ve sabit sınırlı oldukları, bu yönüyle Hazinenin miktar fazlası yönündeki iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle taşınmazların tapu kayıt malikleri adına tesciline karar verilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; a) Eldeki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinden devrolan dava olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi gereğince resen araştırma yapılarak gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dava konusu taşınmazların orman vasfı taşıyıp taşımadığının, davalılar tarafından dayanılan tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini yitirip yitirmediğinin belirlenmesi önem arz etmekte olup ormanların mülkiyeti Hazineye, kullanma ve yararlanma hakkı ise Orman İdaresine ait bulunduğundan öncelikle Orman İdaresinin davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlanması gerekir. b) Az yukarıda açıklanan şekilde ... davaya dahil edildikten sonra, yörede yapılmış orman tahdidi bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise tahdide göre taşınmazların durumu, bulunmuyor ise en eski tarihli ve tüm hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenejman planlarında dava konusu taşınmazların ne şekilde göründüğü hususları araştırılarak yapılacak inceleme sonunda dava konusu taşınmazların orman vasfında olmadığının ve davalılar tarafından dayanılan tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini yitirmediğinin anlaşılması halinde ise; 3402 sayılı Kanun'un, Kayıt ve Belgelerin Kapsamını Tayin başlıklı 20. maddesinde; "Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde; A) Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur. B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır. C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibarıyla belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır. D) Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir. Bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakında şartlar uygun bulunduğu takdirde, 14. ve 17. madde hükümleri uygulanır." düzenlemesi mevcuttur. Davalılar tarafından dayanılan tapu kayıtları, Hazine ve ... Köy Tüzel Kişiliği aleyhine Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1969/67 Esas sayılı dosyası ile açılan dava sonunda, davalılar adına kayıtlı bulanan 62 parça eksi tapu kaydının tevhidi neticesinde Mahkeme kararıyla oluşmuş, tevhit edilen tapu kaydının hudutları,... köyü arazisi, ... köyü arazisi ve kısmen ... köyü arazisi ve ... yolu, ... kısmen dere, kısmen ... köyü arazisi ve kısmen de ... köyü arazisi, cenuben ..., ..., kısmen de ... köyü arazisi olarak tespit edilmiş, davacılar tevzi dönüm talebinde bulunmadığından eski tapu kayıtlarındaki miktarların toplamı esas alınmış, hudutları belirtilen ve tek tapu haline getirilen gayrimenkulün 3.405.962,00 m² olarak tesciline karar verilmiş, işbu davanın yargılaması sırasında dosyaya sunulan 14.07.1969 tarihli bilirkişi raporu ve krokisi kararın eki sayılmıştır. Her ne kadar, bahsi geçen dava dosyasında Hazine taraf ise de, dosyaya sunulan ve kararın eki sayılan kroki takribi ölçekli olup uygulama kabiliyeti bulunmadığı gibi, şeklinden faydalanma imkanı da bulunmamaktadır. Krokide belirtilen tevhit tapu kaydının hudutları da sabit hudutlar değildir. Ayrıca, tevhit edilen eski tapu kayıtlarından tevhit tapusunun sınır kısımlarına isabet eden kayıtların tamamının tevhit tapusuyla aynı hudutları okuduğu da ispat edilememiştir. Davalılar tarafından tapu kaydının hudutları ile ... köyünün hudutlarının aynı olduğu bu nedenle sabit hudutlu olduğu iddia edilmişse de, dosyaya celbedilen ... köyü Hudutnamesinin ekindeki krokinin basit bir kroki olması nedeniyle bilirkişiler tarafından uygulaması yapılamamıştır. Bu durumda, davalılar tarafından dayanılan tapu kayıtlarının sabit sınırlı olmayıp miktarıyla geçerli olduğu kabul edilerek yapılacak araştırma sonunda tapu miktarı kadar davalılar adına tescil kararı verilmesi tapu kaydı miktarı dışında kalan kısım için ise davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken eksik araştırma, inceleme ve yerinde olmayan gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (V.B.2), (V.B.3.a) ve (V.B.3.b) numaralı bentlerde, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava Asliye Hukuk Mahkemesinden devrolan 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince re'sen araştırma ilkesinin uygulandığı kadastro tespitine itiraz davasıdır. Davalı Hazine vekili eldeki davada her ne kadar kayıt miktar fazlasına ve dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğu iddiasına dayanmış ise de, davalılar tarafından dayanılan tapu kayıtları, Hazine'nin de taraf olduğu Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1969/67 Esas sayılı dosyası ile açılan dava sonunda, davalılar adına kayıtlı bulanan 62 adet eski tapu kaydının tevhidi neticesinde mahkeme kararıyla oluşmuştur. Bu davanın yargılaması sırasında 07.07.1969 tarihli duruşmaya katılan Hazine temsilcisi, "tevhid istenen köyde Hazine arazisi varmış, fakat bilahare müzayede suretiyle satılmış ve bu bakımdan bizim o gayrimenkul üzerinde bir arazimizin olduğunu bulamadık" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyaya ibraz edilen Tapu Memurluğunun 1969 tarihli yazısında, tevhid edilen eski tapu kayıtlarının evveliyatında şahıslar ve mütegayyip şahıslar adına kayıtlı olduğu, şahıs paylarının intikalen, mütegayyip paylarının ise Hazine tarafından müzayede yoluyla yapılan satışlar sonucunda davalılara geçtiği belirtilmiştir. Hazine temsilcisi, dosyaya ibraz ettiği "İlam kanuna uygun olduğundan" şerhini içeren dilekçe ile tevhid kararını temyizden feragat etmiştir. Hazine açısından bağlayıcı bulunan işbu karara rağmen, eldeki davada Hazine tarafından tekrar kayıt miktar fazlasına ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiasına dayanılması mümkün değildir. Mahkeme hükmüyle tevhid edilen tapu kaydının hudutları, şarken ... Köyü arazisi, garben ... Köyü arazisi ve kısmen ... Köyü arazisi ve ... yolu, şimalen kısmen dere, kısmen ... Köyü arazisi ve kısmen de ... Köyü arazisi, cenuben ..., ..., kısmen de ... Köyü arazisi şeklinde olup, bu hudutlar ile ... Köyü Hudutnamesindeki hudutlar aynıdır. Bahsi geçen hudutlar keşif sırasında gösterilmiş ve bilirkişi raporuna yansıtılmıştır. Kaldı ki, tevhid edilen 62 adet eski tapu kaydından tevdit tapusunun sınır kısımlarına isabet eden bir kısmının hudutlarının tevhit tapusu hudutlarını okuduğu keşiflerde alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile tespit edilmiştir. Her ne kadar, davalılar adına tespit edilen taşınmazların miktarı tevhit edilen tapu kaydı miktarından fazla ise de, davalılar tarafından tevsii dönüm talebinde bulunulmadığından Mahkeme tarafından eski tapularındaki miktarların toplamı olan 3.405.962,00 m² esas alınarak tevhit kararı verilmiştir. Kaldı ki, bahsi geçen tapu kaydının hudutları köy hudutnamesindeki hudutlarla aynı olmakla, bu hudutlar mahallinde mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından gösterilmiş olmakla, mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından köy hudutlarında bugüne kadar herhangi bir değişiklik olmadığı bildirilmiş olmakla ve komşu parsellere uygulanan kayıt ve belgelerin hudutları da dava konusu parselleri doğrulamakla tapu kaydının sabit sınırlı olduğunun kabulü gerekir. 51... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün bozulması gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere, temyize konu olan 54, 55, 57, 58, 60, 61, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün onanması gerektiğinden Sayın Çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/654, K. 2026/4394, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-654-e-2026-4394-k-804228b56ab5