Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/692 E. 2026/2510 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/692
- Karar No
- 2026/2510
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/95 E., 2024/223 K. 2. Hazine vekili Avukat ... 3. ... Belediyesi vekili Avukat ... ... 4. Van Büyükşehir Belediyesi vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : Erciş Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/232 E., 2021/7 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından ve duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin ve duruşma isteminin kabulüne karar verildikten sonra 31.03.2026 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde hazır bulunan davacı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için belirlenen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Van ile ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan .... , 10, 11 parsel sayılı 41.930,63, 69.112, 33... .490,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle, sırasıyla ..., ... ve ... adlarına; .... ve 108 parsel sayılı 23.341, 04... .963,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, sırasıyla ... ... ve ... adına tespit edilmiştir. 2. Asıl dosyanın davacısı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi dava dilekçesinde; Van ili ... ilçesi ... köyü .... , 4, 10, 11... parsel sayılı taşınmazların ... köyü hudutları içinde ve mera niteliğinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasını talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı Hazine vekili, her bir dava konusu taşınmaz yönünden ayrı ayrı açtığı dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde; Van ili ... ilçesi ... köyü .... , 4, 10, 11... parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili, yargılama sırasında alınan beyanlarında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu parsellerin sınırlarının sabit olmadığı ve genişlemeye müsait olduğunun belirtildiği, sadece 108 numaralı parsel yönünden ziraat bilirkişi kurul raporunda sınırlarının sabit olduğundan bahsedildiği etrafında doğal kayalar olduğu, ancak 1988 tarihli hava fotoğrafı değerlendirmesinde sınırlarının sabit olmadığının belirtildiği, 2001 tarihli gönderilen hava fotoğrafı değerlendirmesinin ise dava konusu parselleri kapsamadığından yapılamadığının belirtildiği, toprak tevzi çalışma tarihi esas alındığında dava konusu 108 numaralı parselin belirtildiği üzere 1988 tarihinde sabit sınırlarının olmadığı, ayrıca 3 kişilik ziraat bilirkişi kurul raporunda da belirtildiği üzere parsellerin tamamının mera içinde kaldığı ve devamı niteliğinde olduğu meranın ise doğal yapısından dolayı kullanılamaz olduğu ve cılız bir bitki yapısının olduğunun belirtildiği, çekişmeli taşınmazların mera parseli ile arasında sabit sınır ve ayırıcı unsur bulunmadığının anlaşıldığı, meradan açıldığının kabulünün zorunlu olup, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilmesinin mümkün olmadığı, meranın aidiyeti noktasında ise kadastro mahkemesinin görevli olmadığı" gerekçesiyle dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptaline, 11.01.2021 havale tarihli ek fen bilirkişisi raporunda belirtilen 1 numaralı krokide (B) harfi ile gösterilen .... numaralı parselin 4000,00 metrekarelik kısmın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16/C maddesi uyarınca dere olarak haritada gösterilmesine, (E) harfi ile gösterilen .... numaralı parselin 2500,00 metrekarelik kısmın 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi uyarınca dere olarak haritada gösterilmesine, aynı raporda 2 numaralı krokide (A) harfi ile gösterilen .... numaralı parselin 5000,00 metrekarelik kısmın 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi uyarınca dere olarak haritada gösterilmesine, aynı raporda 3 numaralı krokide (B) harfi ile gösterilen .... numaralı parselin 6588,29 metrekarelik kısmın 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi uyarınca dere olarak haritada gösterilmesine, bu alanlar ifraz edildikten sonra .... numaralı parselden geriye kalan 2 numaralı krokide (B) harfi ile gösterilen 38963,02 metrekarelik alanın mera olarak sınırlandırılmasına ve mera niteliği ile özel sicile tesciline, .... numaralı parselden geriye kalan 1 numaralı krokide (A) harfi ile gösterilen 19779,67 metrekarelik kısmın aynı parsel numarası ile mera olarak sınırlandırılmasına, derenin parseli ortadan ikiye ayırması ve arada bağlantı kalmaması sebebiyle (C) harfi ile gösterilen 18150,96 metrekarelik kısmın ise aynı ada son parsel numarası verilerek mera olarak sınırlandırılmasına ve mera niteliği ile özel sicile tesciline, .... numaralı parselden geriye kalan 1 numaralı krokide (D) harfi ile gösterilen 10464,44 metrekarelik kısmın aynı parsel numarası ile mera olarak sınırlandırılmasına, derenin parseli ortadan ikiye ayırması ve arada bağlantı kalmaması sebebiyle (F) harfi ile gösterilen 10376,59 metrekarelik kısmın ise aynı ada son parsel numarası verilerek mera olarak sınırlandırılmasına ve mera niteliği ile özel sicile tesciline, .... numaralı parselden geriye kalan 3 numaralı krokide (A) ve (C) harfleriyle gösterilen 92901,74 metrekarelik alanın mera olarak sınırlandırılmasına ve mera niteliği ile özel sicile tesciline, .... numaralı parsellerin mera olarak sınırlandırılmasına ve mera niteliği ile özel sicile tesciline, davacının dava konusu parsellerin ... köyüne ait mera arazisi olarak tapuya tescil işlemlerine ilişkin taleplerinin meranın aidiyeti davasına konu olması hasebiyle ve meranın aidiyeti davaları da Mahkememizin görev alanına girmediğinden davacıların dava konusu parsellerin ... köyü merası olarak tapuya tescil istemlerine ilişkin taleplerinin reddine, mahkemenin görevsizliğine ve talep halinde dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "asıl ve birleşen dosya davacılarının dava konusu parselin davalılar adına tescil edilmiş olmasına karşın mera niteliğinde olduğunu ileri sürdükleri, mahkemece yapılan araştırma sonucu bu yerlerin mera niteliğinde olduğu sonucuna varılmış olduğu ve fakat meralar içerisinden geçen derelerin haritasında belirtilerek bu derelerin böldüğü kısımların ayrı parsel numarasıyla mera olarak tesciline karar verildiği, dava dosyasında alınan 16.10.2020 tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda dava konusu yerlerin imar ihyasının tamamlanmadığı, tarım arazisi vasfında olmadığı, otlak veya yaylak olduğu yönünde belirleme yapıldığı, yine 01.10.2020 tarihli fotogrametri bilirkişisinin dava konusu yerlerin incelenen hava fotoğraflarında sürülü olmadığını, içinden geçen dere yatakları olduğunu, sabit sınırlarının bulunmadığını, bir kısmının biçenek bir kısmının taşlık olduğunu belirttiği, yaşları kadastro öncesini hatırlamaya müsait tanıkların buraların mera olarak kullanıldığı yönünki beyanları karşısında ilk derece mahkemesunin vardığı kabulde bir isabetsizlik olmadığının anlaşıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamasında da belirtildiği üzere meraların bütünlüğünün bozulmaması gerektiği, zira meraların içinde düzlüklerin, tepelerin, derelerin, çayırların vb. yerlerin bulunduğu doğal bütünlük oldukları, ilk derece mahkemesince bu bütünlüğü bozucu şekilde karar verilemeyeceği, bu sebeple dava konusu parsellerden dere kısımlarının ifrazı ile kalan kısımlar yönünden hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, ancak belirtilen yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği, davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca düzeltilerek esas hakkında yeniden karar tesis edilmesine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.3 maddesi gereğince kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesisine, davacının davasının kabulüne, birleşen dosya davacısı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine; .... , 1, 4, 10... parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına ve mera niteliği ile özel sicile kayıt ve tesciline, davacının dava konusu parsellerin ... köyüne ait mera arazisi olarak tapuya kayıt ve tescil işlemlerine ilişkin taleplerinin meranın aidiyeti davasına konu olması hasebiyle ve meranın aidiyeti davaları da Mahkememizin görev alanına girmediğinden davacıların dava konusu parsellerin ... köyü merası olarak tapuya kayıt ve tescil istemlerine ilişkin taleplerinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine, kararın kesinleşmesi üzerine talep halinde dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen görevsizlik kararının usul ve kanuna aykırı olduğu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kuru dere yataklarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılabileceğini, dava konusu taşınmazlarda davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğini ve keşif sırasında alınan beyanlar ile teknik bilirkişi raporlarının bu hususu doğruladığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların niteliğinin ne olduğu, 3402 sayılı Kanun'a göre zilyetlikle edinilebilecek taşınmaz niteliğinde olup olmadıkları ve kazanılabilecek yerlerden iseler davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır. 1. Davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinde; Kural olarak, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi ve aleyhine yeni bir hukuki durum meydana getirilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Somut uyuşmazlıkta; davacı ... vekili, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere; davacı ... vekilinin, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla davacı ... aleyhine yeni bir hukuki durum oluşturulmadığı ve buna göre davacı Hazinenin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davalılar vekilinin temyiz itirazlar yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalı ... ve arkadaşlarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.