Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6187 E. 2025/7356 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6187
- Karar No
- 2025/7356
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1096 E., 2025/1108 K. İLK DERECE MAHKEMESİ :... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/577 E., 2025/295 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 524 parsel sayılı 1.860,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 185 ada 19 parsel numarasıyla ve 1.804,14 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ..., ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 518 parsel sayılı 4.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 185 ada 14 parsel numarasıyla ve 5.026,08 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ..... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ili Merkez ilçesi ... Mahallesinde bulunan 185 ada 19 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin söz konusu taşınmazının bulunduğu bölgede 2015 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca uygulama kadastro çalışmaları gerçekleştirildiğini, davacıya ait taşınmazın sınırının hatalı ölçüm neticesinde yanlış belirlendiğini, yanlışlığın 185 ada 14 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığının tespit edildiğini, yenileme kadastro sırasında taşınmazların sabit sınırları yeterince dikkate alınmaksızın ölçüm yapıldığını, doğal sınırların dikkate alınmaksızın sınırlandırma yapıldığını, taşınmazın doğal sınırlarının bozulduğunu belirterek, müvekkilinin taşınmazının tapu kaydının iptali ile uygulama kadastrosu öncesi sınır ve yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu işlemde müvekkili idarenin kusuru bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu durumun yapılacak keşifte de ortaya çıkacağını, başka bir taşınmaza dava konusu taşınmazdan kaynaklanan yanlışlığın geçtiği belirtildiğinden davanın yanlışlıkla sınırına dahil olunan taşınmaz sahibine karşı açılması gerektiğini, husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, dava safahatı sırasında ortaya çıkacak nedenlerden dolayı haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''dava konusu parselin dava tarihi itibariyle dava dışı malikler adına kayıtlı olduğu, husumetin ise Kadastro Müdürlüğüne yöneltildiği, Kadastro Müdürlüğü ile tapu maliki arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığı, dava dilekçesinde husumet yöneltilen Kadastro Müdürlüğünün tapu maliki olmadığı, husumetin doğru gösterilmemiş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nın 124/3 maddesi kapsamında yanlış, hatalı veya kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı'' gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğu, bu tür davalarda husumetin yapılan tespit sonucunda itiraz edenin taşınmazları aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine olacak şekilde ortak sınırı değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesinin gerektiği, uygulama kadastrosu sonucunda, lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların davanın açıldığı sırada davacı tarafça bilinememesi halinde, Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de davanın açılabileceği, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait 185 ada 19 parselin 185 ada 14 parsel lehine olacak şekilde azaldığını belirterek Kadastro Müdürlüğüne husumet yönelterek dava açtığı, davacının davasını açarken, uygulama (yenileme) kadastrosu sırasında, kendi parseli aleyhine olacak şekilde sınırlarında ve yüzölçümünde değişiklik yapılan taşınmazları açıkça bildirdiği, davasını ve iddiasını taşınmazının komşu 185 ada 14 parselden kaynaklandığı şeklinde somutlaştırdığı, yerleşik Yargıtay kararlarına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre, somut olayda Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılamayacağı'' belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu hatanın Kadastro Müdürlüğünden kaynaklandığını, davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu, davanın dava dışı malikler ile ilgisi bulunmadığını, davanın davalı yönden devam edilmesinin hukuka uygun olacağını, davanın usulden ret edilmeyip diğer davalıların davaya dahil edilmesi için süre verilmesi gerektiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.