Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5103 E. 2026/3325 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5103
- Karar No
- 2026/3325
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/884 E., 2025/564 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/78 E., 2023/49 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İsparta ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 15285 parsel sayılı 500,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 3 13... parsel numarasıyla 498,56 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 15286 parsel sayılı 766,26 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 3 13... parsel 762,24 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 3 13... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, 3402 sayılı Kanun kapsamında yapılan güncelleme çalışmaları kapsamında müvekkilinin taşınmazının sınırlarının değiştiğini ve müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davalının güncelleme çalışmaları sonrasında ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/82 Esas ve 2021/71 Karar sayılı dosyası ile el atmanın önlenmesi davası açtığını, müvekkilinin yaklaşık 30 yıllık bahçe duvarı ve içindeki bir kısım ağaçların bulunduğu 77,07 m²lik alanın davalı tarafa ait olduğunun tespit edildiğini, anılan davanın taşınmaz maliki olan davacıya değil dava konusu evi fiili olarak kullanan 3. kişiye karşı açıldığını ve bu durumun da müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, müvekkilinin taşınmazının sınırlarının değiştiğini karar verildikten sonra öğrendiğini, müvekkilinin taşınmazının yüzölçümü azaldığı gibi yaklaşık 30 yıldır kullandığı bahçe duvarı ve bir kısım alanın da, komşu parsel olan davalı adına kayıtlı 3 13... parsel sayılı taşınmaza kaydırıldığını, dava konusu taşınmazın sınırlarının zeminde belirgin olduğunu, güncelleme çalışması sonucunda taşınmazların gerçek fiili sınırları ile yenileme çalışması sonrasında oluşturulan sınırlarının birbirini tutmadığını belirterek, güncelleme çalışmalarının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarını kabul etmediğini, dava konusu eski 152 85... parsel sayılı taşınmazların sınırlarının ifraz işlemiyle oluşturulan sınırlar esas alınmak suretiyle geçerli sınır olarak değerlendirilerek sınırlandırmaya tabi tutulduğunu, parsellerdeki yüzölçüm farklarının mülkiyet değişikliği şeklinde olmadığını ve hesaplama tekniği ve koordinat sistemi farklılığından kaynaklandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bilirkişi heyetinin 02.03.2023 tarihli raporunda düzeltmeyi gerektiren sınırlandırma ve bundan dolayı alan düzeltme hatası bulunmadığı, tapu ve kadastro yönünden dava konusu taşınmazlar arasındaki ortak sınırdaki duvarın güncelleme (22-a) projesine istinaden oluşan sınırla uyumlu olduğu, yapılan 22/a güncelleme işleminde kanun ve yönetmeliklere aykırı bir hususun bulunmadığı kanaatine varıldığı, bu sınırların eski kadastro paftası ile çakıştırılmış burada güncelleme (22-a) projesine istinaden oluşan sınırla, ilk kadastro veya tapulamanın pafta ve fenni belgelerinden yararlanılarak oluşturulan orijinal sınırların uyumlu olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği anlaşıldığından, dava konusu 3 13... ve 22 parsel sayılı taşınmazlarda yapılan 3402 sayılı Kanun 22/a güncelleme işleminin kanun ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İleri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle uygulama kadastrosu sonucu meydana gelen eksilmenin tecviz sınırı kapsamında bulunduğu ve uygulama kadastrosunun usul ve mevzuata uygun yapıldığının anlaşılmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde verilen karar usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun eksik ve çelişkili olduğunu, davalı tanık beyanları ve diğer deliller ile duvarın yenileme çalışması esnasında mevcut olduğunun tespit edildiğini, davalı tanıklarının duvarın yenileme çalışmasından çok önce yapıldığını beyan ettiklerini, eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmediğini, tanıklarının dinlenmediğini ve delillerinin toplanmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.