Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1976 E. 2026/3326 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1976
Karar No
2026/3326
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/940 E., 2025/1343 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/177 E., 2025/137 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 27 24... parsel sayılı 249,36 m² yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/b maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarıldığı ve ... kullanımındadır" şerhi yazılmak suretiyle bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan satış ile tapuda ... adına kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 27 24... parsel sayılı taşınmazın tapuda Hazinesi adına kayıtlı iken önce ..., ardından ... adına devredildiğini, taşınmazın devrinde muvazaalı işlem söz konusu olduğunu, dava konusu taşınmazın, 44.100 m² yüzölçümlü eski 19 parsel sayılı taşınmazın içinde kaldığını ve 19 parselin Hazine adına tapuya tescilinden önce müvekkilinin babası muris ...'ın taşınmazın maliki olduğunu ve müvekkilinin de davacının da içinde yer aldığı ... mirasçılarının bu taşınmazın uzun yıllar kullandıklarını belirterek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içinde açılmadığını davaya konu taşınmazın 16.08.2012 tarihli askı ilanı doğrultusunda "bu parsel ... kızı ... kullanımındadır." belirtmesi ile 18.09.2012 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, davalı İdarenin 6292 sayılı Kanun doğrultusunda ...'ın akdi halefi olan davalı ...'e davaya konu taşınmazın satışını gerçekleştirdiğini, satış işleminde herhangi bir usulsüzlük ve muvazaa bulunmadığını, davacı tarafın muvazaa iddiasının tam olarak hangi işleme ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, eğer muvazaa iddiası kullanıcı şerhine ilişkin ise bu hususta daha önceden verilmiş bir kesin hüküm bulunduğundan (... 1. AHM 2015/161 E. 2016/243 K.) davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, eğer muvazaa iddiası taşınmazın ...'e satışına ilişkinse diğer davalının dosyaya sunduğu muvafakatname ve diğer belgelerden de görüleceği üzere iddianın asılsız olduğunu ve davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesi gereğince kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağını ve dava açılamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilleri ile arasında yapıldığını ileri sürdüğü muvazaa iddiasının hiçbir somut olgu ve delile dayanmadığını, dava konusu 27 24... parsel (Eski 19 Parsel) sayılı taşınmazı davacının murisinin kullandığının asılsız olduğunu, dava konusu edilen 27 24... parsele dava dışı ... hak sahibi iken 08.06.2022 tarihinde ... 2. Noterliğinin 6950 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile müvekkili ...'i dava konusu edilen parsel nezdinde vekil tayin ettiğini, müvekkilin 05.12.2022 tarihinde taşınmazı satın aldığını, müvekkili ...'in kendisine ait bir parseli davalı ...'e usule uygun bir şekilde, bedelini de almak suretiyle, kendisine ait mal üzerinde dilediği gibi tasarruf etmek suretiyle devrettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte, Hazine ile şerh sahiplerine yöneltilerek açılması gerekmesine ve dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce Hazinenin mülkiyetinden çıktığına göre, artık 6292 sayılı Kanun'un uygulanma olanağı kalmadığı ve dolayısı ile davanın görülebilirlik koşulunu ortadan kalktığı, idari işlem niteliğindeki 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan satış işleminin idarece geri alındığı ya da idari yargıda iptal edildiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi davacı tarafça buna yönelik bir iddiada da bulunulmadığına göre bu nedenle şerhe yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, davalı ...'in ve ...'in davacının kullanımında olduğunu bildiği taşınmaza ilişkin muvazaalı devirler yaptığına yönelik iddianın ise ispat edilemediği gibi iş bu iddianın dinlenilmesinde de hukuki yararın bulunmadığı, ...'in kesinleşen taşınmaz zilyedinin muvafakati ile akdi halefiyet yolu ile taşınmazda hak sahibi olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan ve 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sonunda ...'ın kullanımında olduğu beyanlar hanesine gösterilerek Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmazın, 6292 sayılı Kanun gereğince, kullanıcının muvafakati ile davalı ...'e 05.01.2023 tarihinde satıldığı, daha sonra davalı ...'e satılarak devredilen taşınmaz ile ilgili satış tarihinden önce açılmış dava bulunmadığı anlaşılmış olup dava konusu taşınmazla ilgili idarece yapılan satış işlemi iptal edilmediği sürece dava konusu taşınmazla ilgili tapu iptali ve tescil talepli dava açılamayacağından mahkemece, davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın önceki malikinin müvekkilinin babası olduğunu, daha sonra taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazı ... mirasçılarının kullanmaya devam ettiğini, dava konusu edilen 16 parsel sayılı taşınmazı uzun yıllardır müvekkilinin kullandığını, davalıların kötü niyetli olarak taşınmazı satın aldıklarını, keşif esnasında dinlenen tanıklarında taşınmazın müvekkili tarafından kullanıldığını beyan ettiklerini, bu itibarla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince kararın reddine dair hüküm kurulmasının ve Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılarak davanın kabulüne hükmedilmesi gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenilip istenilmeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1976, K. 2026/3326, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1976-e-2026-3326-k-e5b6a56941f4