Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4288 E. 2026/2469 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4288
- Karar No
- 2026/2469
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/898 E., 2025/573 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2023/29 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 923 parsel sayılı 3.080,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 93... parsel numarasıyla ve 2.894,49 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu eski 923 parsel sayılı 3.080,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın güncelleme çalışması sonucu 1 93... parsel numarasıyla ve 2.894 m² yüzölçümlü olarak tespit edildiğini, 22/2-a güncellemesinde hata yapıldığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın eski yüzölçümü ile adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Tapu ve Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yenileme çalışmalarının usul ve kanuna uygun olduğunu, taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalma/artmanın günümüz ölçüm aletlerinin hassasiyetinden kaynaklandığını, husumetin lehine kazanım gerçekleşen parsel maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, davalının hukuki hasım olmadığını, yargılama giderlerinden de sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılıp açılmadığının, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının resen araştırılması ile usuli eksiklik bulunması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu edilen taşınmaz ile Hazinenin ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın evvelden beri davacı adına tescilli olduğunu, taşınmazın kuzeyinde dere bulunduğunu, dava konusu taşınmaz ile dere arasında bulunan sınırın değişmediğini 22/2-a çalışmasının usulüne uygun olduğunu, Hazinenin hukuki hasım olması nedeniyle yargılama giderlerininde sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu, davaya dahili davalı olarak dahil edilmelerini kabul etmediklerini, davaya konusu taşınmaza yönelik yapılan 22/2-a uygulamasının belediye ile ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 4. ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın süresinde açılmadığını, süre yönünden reddi gerektiğini, tesis kadastrosunun hatalı yapılmış olması nedeniyle 22/2-a güncelleme kadastrosunun yapıldığını, dava konusu taşınmazın kuzey tarafında dere olduğunun görüldüğünü, taşınmazın dere ile konumunun değişmediğini, güncelleme çalışması ile sınırlardaki farklılıklar ve hataların düzeltildiğini, davalının hukuki hasım olması nedeniyle yargılama giderlerininde sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "düzenlenen teknik bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın dere ile olan sınır yönünden tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakışmadığı görülmüştür. Tesis kadastrosunun yapıldığı yıla en yakın 1972 yılı hava fotoğrafı üzerinden yapılan değerlendirmede; davaya konu 1 93... parselin 68, 69, 71... nolu parseller ile ara sınırlarının hem ilk tesis hem 22/2-a uygulama sınırları ile hem de arşiv görüntülerdeki detay sınırları ile uyumlu olduğu davaya konu parselin dere ile olan sınırının ise ilk tesis kadastro sınırları ile uyumlu olduğu, ilk tesis kadastrosunda hata tespit edilemediği, uygulama kadastrosunda sınırlandırma hatası yapıldığı görülmüştür. Uygulama kadastrosu kanun ve yönetmeliğe uygun yapılmadığı" gerekçesiyle Tapu ve Kadastro Müdürlüğüne yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, dava konusu 1 93... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastro tespitinin iptaline, 26.09.2022 havale tarihli bilirkişisi heyet rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 131,15 m²lik kısmın dereden alınarak, 1 93... parsele eklenmek suretiyle taşınmazın 3.025,64 m² yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere ve özellikle 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uygulamasında davacıya ait 1 93... parsel aleyhine ve tescil harici bulunan dere yatağı lehine hata yapıldığından, anılan çalışmanın usul ve mevzuata aykırı yapıldığı hükme elverişli bulunan ve dayanak alınan bilirkişisi raporu ile belirlendiğine göre usul ve kanuna uygun olup istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılarak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini veya yeniden hüküm kurulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği" gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davalı Hazine aleyhine verilen kararın usul ve kanunlara uygun olmadığını, dava konusu 1 93... nolu parselin dere ile olan sınırı arasındaki tespitlerin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın dere ile olan sınırı yönünden tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakışmadığını, tesis kadastrosunun yapıldığı yıla en yakın 1972 yılı hava fotoğrafı üzerinden yapılan değerlendirmede davaya konu 1 93... parselin 68, 69, 71... numaralı parseller ile ara sınırlarının hem ilk tesis hem 22/2-a uygulama sınırları ile hem de arşiv görüntülerdeki detay sınırları ile uyumlu olduğunu, davaya konu parselin dere ile olan sınırının ise ilk tesis kadastro sınırları ile uyumlu olduğunu, ilk tesis kadastrosunda hata tespit edilemediğini, uygulama kadastrosunda sınırlandırmada hata yapıldığının tespit edildiğini ancak yapılan bu tespitlerin doğru olmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında davalı idarece yapılan tetkikler neticesinde, söz konusu parselin Hazine ile bir ilgisinin bulunmadığını, evvelden beri davacı adına kayıtlı olduğunun tespit edildiğini ancak taşınmazın kuzeyinde bulunan derenin mevcut olduğunu, dava konusu taşınmazın dere ile olan sınırının hiç değişmediğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.