Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5668 E. 2026/2470 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5668
- Karar No
- 2026/2470
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1777 E., 2024/1142 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/24 E., 2019/34 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ...köyü çalışma alanında bulunan 1976 parsel sayılı 5.920 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla 2/3 hissesi ..., 1/3 hissesi ... adına; aynı yer 2165 parsel sayılı 4.060 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla ... adına, 2832 parsel sayılı 6.880 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla muhtelif hisseler ile ... ve müşterekleri adına; 2833 parsel sayılı 7.420 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... mevkinde kain cilt: 19, sayfa: 20, sıra: 2'de kayıtlı bulunan doğuda ... batıda ..., kuzeyde ..., güneyde ... ile sınırlanmış olan 4742 m²lik taşınmazın davacıya ait olduğunu, ...nda yapılan kadastro sonucunda davacıya ait bu taşınmazın 1976, 2165, 28 32... parsellerin içine katıldığını ve bu şekilde tespit gördüğünü, kadastro tespitine itirazının komisyon tarafından reddedildiğini, davacının sahibi olduğu taşınmazın Sulh Hukuk Mahkemesinin kesinlemiş kararına istinaden 02.10.1952 tarihli ve ....tapu, ....yevmiye sıra ile tescil edildiğini, taşınmazın iki defa tedavül gördüğünü, davacının bu taşınmazı resmi merciler ve tapu işlemi yaparak satın aldığını, davacının kadastro tespiti sırasında hazır bulunmaması sebebiyle tespitin hatalı yapıldığını belirterek, kadastro komisyonun 23.08.1993 tarihli ve 1993/91 sayılı kararının iptali ile dava konusu 4742 m²lik yerin davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşı vekili dava dilekçesinde; ... ili ...köyü 1976, 28 32... parsellerin tek bir ana parselden ihdas edildiğini, tamamının .... ...'ye ait olduğunu ve mirasçılarına intikal ettiğini, davalılardan ..., ... ve ...'ın bir kısım mirasçılardan pay satın aldığını, kadastro tespiti ile 2165 parsel olan taşınmazın tamamının ...'ye ait olduğunu, ölümünden sonra tüm mirasçılarına intikal etmesi gerekirken kadastro tespitinde taşınmazın tamamının ... (sadece bir mirasçısı olan oğlu ...'nin adına tespit gördüğünü, davacıların miras bırakanı ...'nin sağlığında tespite itiraz ettiğini ancak itirazının komisyon tarafından reddedildiğini, dava konusu 2165 parselin tamamının ... adına tespit edilmesi gerektiğini, ...'ninde vefat ettiğini bu nedenle taşınmazın mirasçıları adına tespit edilmesi gerekirken sadece ... adına tespit edilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, mülkiyetinin tamamı ... ...'ye ait olan taşınmazın tespiti sırasında üç parsele ayrıldığını, 1976 parselin ... ve ...'ya 2832 parsel ... ... mirasçılarının bir kısmına ve ... mirasçıları adına, 2833 parselin tamamı ise davalılardan ... adına tespit edildiğini, davalılar ..., ... ve ...'ın ... ... miraçılarından birer pay satın aldıklarını ancak adlarına tespit edilen miktarın satın aldıkları miktardan fazla olduğunu, en büyük payın ... ... ve ...'nin mirasçılarına tespit edilmesi gerekirken tüm mirasçılarına 2832 parselde 6880 m²lik bir payın tespitinin yapıldığını, ana taşınmazın mirasçılara bölünmesi ve davalıların satın aldıkları payların hesapları yapıldığında davalılara yapılmış olan tespitin miktar olarak daha fazla olduğunun anlaşılacağını, ana taşınmazdan ayrılarak ... ... ve ...'nin mirasçılarına tespit edilen 2832 parselin 6880 m²lik taşınmaza itiraz etmediklerini, bu taşınmazın miktar olarak eksik tespit gördüğünü diğer taşınmazlarda ise miktar fazlalığı bulunduğunu, kök tapu kayıtları incelendiğinde dava konusu 2165 parsel sayılı taşınmazın tespitinin ...'nin tüm mirasçılarına yapılması gerekeceğinin ortaya çıkacağını belirterek, ... Kadastro Komisyonunun 23.08.1993 tarihli ve 1993/91 sayılı tespitin korunmasına ve itirazın reddine dair kararın iptalini taşınmazın eski tapu kayıtları korunarak tapuya tescilini talep etmiş, 20.04.2016 tarihli dilekçesinde davasından feragat etmiştir. 4. Katılma talebinde bulunan ... dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1/2'sinin ... tarafından kendine bırakıldığını, ...'in 2015 yılında vefat ettiğini, vefatı üzerine vasiyetnamesinin açıldığını, kendisinin taşınmaz intikali için tapuya gittiğini ancak taşınmazın davalı olduğunu öğrendiğini, ...'in kendisinin dayısı olduğunu bu nedenle yasal mirasçısı olmadığını, dava konusu taşınmazın kendisine vasiyetname ile kaldığını belirterek, katılma talebinin kabulünü talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, taşınmazın bir bütün olduğu yolundaki iddiaların asılsız olduğunu, kendisinin 1976, 28 32... parseller ile bir ilgisinin bulunmadığını, 2165 parselin kendisine ait olduğunu, bu taşınmazında miras bırakan ...'ye ait olmadığını, dayanılan tapu kaydının kendisinin taşınmazına uymadığını, dayanılan tapu kaydındaki taşınmaz malların ... altında tapulama harici bırakıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarının daha önce kadastro komisyonu tarafından reddedildiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kadastroca tespiti yapılan taşınmaz malın tamamının nizasız fasılasız 20 yılı aşkın bir süredir kendisinin tasarrufunda olduğunu bu nedenle davacının iddialarının asılsız olduğunu, söz konusu taşınmazın sınırlarının tespit dosyasında belirlendiği gibi şarken ... ve ..., ..... yol ve ... ... ile çevrili olduğunun eski tapu kayıtları ile sabit olduğunu, bu nedenle miktar fazlasının adına yazıldığı hususunun doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Esas dava davacısının dava konusu parsellere ilişkin olarak dayanak yaptığı ... ... köyü .... mevkinde bulunan cilt:19, sahife 20 ve sıra:2 de tapuya kayıtlı bulunan doğuda .... batıda ..., kuzeyde ... ve güneyde ... ile sınırlanmış olan 4.742 m²lik kaydı keşif ile zemine uygulanmış ve keşif ve bilirkişi raporu incelemesi ile kaydın öncelikle mevki olarak dava konusu parsellere uymadığı, .... mevki ile..... mevkinin birbirinden uzak olduğu, kaydın hudutları itibari ile uygulanması durumunda da, kaydın sabit bir sınırının olmadığı, kaydın her yere uymasının mümkün olduğu bu sebeple kaydın dava konusu parsellere uymadığı ve bu kaydın dava konusu parsellere uygulanamayacağı anlaşılmıştır. Ayrıca mahalli bilirkişi beyanlarına göre davacı ...'in dava konusu parsellere hiçbir zaman zilyet olmadığı görülmüştür. Bu gerekçeler ile esas davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava bakımından ise davacı ..., davadan 20.04.2016 tarihinde feragat etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 309. maddesi gereğince kayıtsız ve şartsız olması durumunda kesin hüküm gibi sonuç doğurması ve feragatin hüküm ifade etmesinin karşı tarafın, mahkemenin kabulüne tabi olmaması, feragatten vazgeçmenin mümkün olmaması sebebi ile sonradan davacı ... davayı takip etse de ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Feragat tarihinde diğer birleşen dava davacısı ... 18 yaşından büyük olduğu için dava kendisine ihbar edilmiş ve davaya ... tarafından devam edilmiştir. Davacı ...'nin dava konusu 1976, 28 32... parselleri dava ettiği, bu parsellerin dedesi ...'ye ait olduğu belirterek tüm mirasçıları adına tescil talep ettiği anlaşılmıştır. Davacının iddia ve talepleri kapsamında dayanak tapu kaydını bildirmesi ve keşif masraflarını yatırması için vekiline kesin süre verilmiş ve bu süre zarfında dayanak tapu kaydı bildirilmediği gibi keşif masrafları da yatırılmamıştır. Genel hukuk yargılama ilkesi gereğince davacı, hak iddia eden, iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Davasını ispat edemeyen davacının davasının reddine karar verilmelidir. Davacı dayanak tapu kaydını bildirmemiş, keşif masraflarını kesin süreye rağmen yatırmadığı için davasını ispatlayamamıştır. Ayrıca davacı dava konusu parsellerin dedesi ... ...'den intikalen geldiğini belirtmiş, yapılan araştırmalar neticesinde ...'nin 1869 tarihinde doğduğu görülmüş ve o tarihten bu zamana kadar mirasen intikal eden malların paylaşılmadığını kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek bu hususta başka araştırma yapılmamıştır. Hazinenin bu davanın tarafı olmaması, dava konusu parseller hakkında herhangi bir iddia ve taleplerinin olmaması sebebi ile dava konusu parsellerin ... yatağında kalıp kalmamasının, bu parsellerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup olmadığının, zilyetlik ile iktisaba elverişli bulunup bulunmadığı hususlarının davamız bakımından önemi yoktur. Dava konusu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının malik hanesi dolu olup, kadastro komisyonunun ret kararına karşı bu dava açılmıştır. Bu dava bakımından resen araştırma ilkesi geçerli olmadığından resen Hazine davada ihbar edilmemiştir. Bilirkişi raporları ile dava konusu parsellerin çeşitli tarihlerde sular altında kaldığı, su altında kalma durumunun yıllara göre değişkenlik gösterdiği görülmüştür. Bu parsellerin devamlı su altında kaldığının kabul edilmesi durumunda dahi dava konusuz kaldığı için reddedilmeli yine tespit gibi tescil kararı verilmelidir." gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın davacı ... yönünden feragat nedeniyle reddine, ... yönünden davanın reddine, dava konusu 1976, 2165, 28 32... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... ve .... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacılar her ne kadar tapu kaydına dayanmış ise de; davacıya ait tapu kaydı fen bilirkişisi tarafından dava konusu taşınmaza uygulanmış olup, fen bilirkişi raporuna göre, söz konusu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, davacıların dayandığı tapu kaydının mevkinin dava konusu taşınmazdan uzakta bulunan bir mevkide bulunduğunun rapor edilmesi ve tüm dosya kapsamı alınan beyanlar ve bilirkişi raporlarına göre mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu dinlenen tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazın davacıların kullanımında da olmadığının beyan edildiği, davacıların davalarını bu nedenle de ispat edemediği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşları vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve Kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın 1952 tarihinde tescil gördüğünü ve kadastro tespitine kadar iki kez tedavül gördüğünü, tapu senedinin ve taşınmazın krokisinin dosyada bulunduğunu, taşınmazın 02.10.1952 tarihli ve ..... yevmiye nolu dosyadaki kroki ile aynı olduğunu, taşınmazın sınırlarının tamamen belirlenmiş olduğunu, mahkemece bu kroki baz alınarak taşınmaza parsel numarası verilmesi ile kök muris ... adına tescilin sağlanmasının gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosyada taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş olduğunu, davacı sıfatı bulunan ..., ..., ... ve ...'in mirasçısı olduklarını ...'in mirasını reddettiklerini, bu hususa ilişkin evrakın ekte sunulduğunu, bu nedenle mirasçılık sıfatı olmaksızın davaya dahil edilmeleri sebebiyle kararın bozulması gerektiğini, davaya konu yerlerin ilk tapulama kaydına ilişkin tapu senedinin kök muris ... adına olduğunu, mahkemece karar verilirken bu hususun dikkate alınmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının 8. sayfasında ...'in hiç bir zaman taşınmazlara zilyet olmadığının belirtiliğini ancak bunun doğru olmadığını, dava konusu yerlerin bir kısmı tamamen, diğer kısmının ise kısmen asi nehrinin altında kalmadan önce aktif olarak kullanıldığını, kök muris ...'in söz konusu taşınmazların ... altında kalmadan önceye kadar tamamen zilyet olarak kullandığını, sonrasında ise taşınmazın ... altında kalması sebebiyle zilyetliği kullanamadığını, ... köyünde kain, cilt:19, sahife: 20 ve sıra: 2'de tapuda kayıtlı bulunan, 4.742 m²lik taşınmaz ile ilgili olarak mahkemenin hatalı bir karar verdiğini, taşınmazın 1952 tarihinde tescil gördüğü ve kadastro tespitine kadar iki kez tedavül gördüğü, tapu senedinin ve taşınmaz krokisinin dosyada bulunduğunu, 14.07.1981 tarihinde fen memuru ...tarafından taşınmazın tüm sınırları belirlenmiş şekilde ve "dörtbinyediyüzkırkiki metrekarelik tarlanın krokisidir" şerhiyle resmi, onaylı, damga pulu üzerine imzalı şekilde krokisinin verildiğini, taşınmazın 02.10.1952 tarihli ve 746 yevmiye numaralı dosyasındaki krokisininde aynı olduğunu, taşınmazın sınırlarının m²sinin tamamen belirlendiğini, Mahkemece kroki baz alınarak taşınmaza parsel numarası verilmesi ve kök muris malik ... adına tescilinin sağlanması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz ile taşınmazın davacılar adına tescilinin gerekip, gerekmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.