Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3601 E. 2026/2545 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3601
- Karar No
- 2026/2545
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2645 E., 2025/1720 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/90 E., 2023/74 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ...geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 15.04.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı vakfın senedinde yer alan 31. maddesindeki "Bankaca emekliliğe sevk edilen erkeklerde 65, kadınlarda 60 yıldan eksik her yaş yılı için ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 45. maddesi ile 1475 sayılı İş Kanunu'nun 1. fıkrasına eklenen 5 numaralı bent uyarınca ayrılanlarda erkeklerde 60, kadınlarda 58 yıldan eksik her yaş yılı için ilgilinin prime esas son aylığının bir yıllık toplamının 10'u bankaca toptan vakfa ödenir" hükmü gereği davalı banka tarafından davacı vakfa ödenmesi gereken tutarların davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediği, davacı vakfın Vakıfbank çalışanlarının sosyal güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuş, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) geçici 20. maddesi kapsamında bir sosyal güvenlik kuruluşu ve ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na (4721 sayılı Kanun) tabi vakıf statüsünde olduğu, davalı bankanın süreç içerisinde vakıf senedinin 31. maddesi kapsamında bir kısım ödemeler yaptığı, ancak sonrasında bu ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek, 53.167.478,99 TL asıl alacak ve 8.191.737,49 TL (faiz) olmak üzere toplam 61.359.216,48 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı banka personelinin zorunlu sosyal sigorta yardımlarını sağlayan ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamında kalan "kanuni sandık" statüsünde olduğunu, vakıf senedinde belirlenen yardımların Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlanan yardımlardan az olmaması ve bu yardımlardan yararlanma koşullarının da SGK'nın belirlediği koşullardan ağır olmaması gerektiğini, bu nedenle de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (5411 sayılı Kanun) öncesi dönemde tüm diğer sandıklar gibi davacı vakfın da söz konusu yardımları sağlayabilmesini teminen katlanmak zorunda olduğu yüklerden bazılarının kanuni bir zorunluluk bulunmamasına karşın davalı banka tarafından üstlenildiğini, ancak 5411 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile getirilen emredici yasak nedeniyle davalı bankanın davacı vakfın senedinde düzenlenen taahhütlerini yerine getirmesinin kanunen mümkün olmadığını, vakıf senedinin 31. maddesinin 4. fıkrasında konu taahhütlerin 5411 sayılı Kanun'un 58. maddesinin yürürlüğe girmesi ile birlikte hükümsüz hale geldiğini, bu nedenle davacının davalı bankadan 2005 yılı sonrası için talepte bulunamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Vakıf senedinden kaynaklanan ancak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510 sayılı Kanun) geçici 20. maddesi çerçevesinde kanuni bir zorunluluğa dayalı olmayan aktarım yapılmasının 5411 sayılı Kanun'un 58. maddesine aykırılık teşkil edeceğinden vakıf senedinin 31. maddesi ve 5411 sayılı Kanun ile getirilen emredici yasak kapsamında hükümsüz hale gelmekle dava konusu miktarın tahsil edilmesi imkansız hale geldiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 5411 sayılı Kanun'un 58. maddesinin "Bankalarca münhasıran çalışanlarına ait olmak üzere sağlık ve sosyal yardım, emeklilik, ihtiyat ve tasarruf sağlama amaçlarıyla kurulan sandık ve vakıflara açıkların kapatılması için kaynak aktarılamaz" hükmünü içerdiği, dosyada mevcut Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun E-20008792-101.02.02(21)-1241 sayılı yazısı ile vakıf senedinden kaynaklanan ancak 5510 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi çerçevesinde kanuni bir zorunluluğa dayalı olmayan aktarım yapılmasının teknik açık bulunup bulunmadığı fark etmeksizin 5411 sayılı Kanun'un 58. hükmüne aykırılık teşkil edeceğinin belirtilmiş olduğu, vakıf senedinin 31. maddesinin 5411 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile getirilen emredici yasak kapsamında hükümsüz hale geldiği, buna göre; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vakıf senedinin 31. maddesine göre davalı Bankanın davacı Vakfa ödemesi gerektiği alacağın faizi ile tahsili istemine ilişkindir. Davacı Vakıf, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) halen yürürlükte bulunan geçici 20. maddesi hükmü kapsamında ve 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulmuş zorunlu sosyal yardım sandığıdır. 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesinin 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5754 sayılı Kanun) 64. maddesiyle değişik son fıkrasında 506 sayılı Kanunu'nun geçici 20. maddesinin 5510 sayılı Kanun'a 5754 sayılı Kanun'la ekli geçici 20. maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlükten kalkacağı hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Kanun'un Ek-36. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre, devir için Cumhurbaşkanı yetkili kılınmış ise de halen devir işlemine ilişkin bir karar oluşturulmamıştır. 506 sayılı Kanun'un geçici 20/2. maddesinde ise sandıkların personelinin 506 sayılı Kanun uygulamasında sigortalı sayılmayacakları düzenlenmiştir. "...Davalı Vakıf, (Türkiye ... Bankası T....Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı) mülga 506 sayılı Kanun'un halen yürürlükte bulunan geçici 20. maddesi hükmü kapsamında ve 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulmuş zorunlu sosyal yardım sandığıdır." (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 01.07.2020 T; 2020/2143 -2020/4194 E-K) "...Türkiye ... Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı, 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesindeki düzenleme kapsamında yer alan sandıklardan olup, sosyal sigorta kurumu görevini üstlenmiş, kamusal bir işlevi özel hukuk tüzel kişiliği yapısıyla yürüten kuruluşlardandır." (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2007/5802-2008/6556 E-K) "...Türkiye ... Bankası T.A.O Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı 506 Sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamında olup, 9.3.1983 tarihli ve 1983/1-1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça belirtildiği gibi Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığı gibi sosyal güvenlik kuruluşlarındandır." (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2007/18730 -2007/21469 E-K) 5510 sayılı Kanun'un "506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıklar ve ilgili hükümler" başlıklı geçici 20. maddesinin 04.04.2015 tarihli ve 6645 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 51. maddesi ile değişik birinci fıkrasına göre; "506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna devir tarihini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Devir tarihi itibarıyla sandık iştirakçileri bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar." atıf yapılan 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde ise hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 1. maddesine göre; "Bu Kanun'un amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir. Bu Kanun, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır." 6100 sayılı Kanun'un görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu ve bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği hükme bağlanmıştır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nn "Görev" başlıklı 5. maddesi gereği 4857 sayılı Kanun'a veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarında iş mahkemesinin görevli olduğu düzenlenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesi gereği mahkemenin açılan davada görevli olması dava şartı olup, dava şartlarının 115. madde gereği yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.3 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi işin esasına girmeden evvel ön inceleme sonucu "Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması" halinde duruşma yapılmadan karar vereceği düzenlenmiş olmasına rağmen kararı veren mahkemenin görevli olup olmadığı incelenmeksizin işin esasının incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru değildir. İlk Derece Mahkemesi kararının incelenmesi sonucu ise; 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamında kurulan Türkiye ... Bankası T.A.O Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı tarafından açılan davada İş Mahkemesinin görevli olması sebebi ile dosyanın görevsizlik nedeni ile İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, görev hususu göz ardı edilerek işin esası incelenip yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince işin esası incelenmiş olup verilen karara karşı temyiz yolunun açık bulunması nedeni ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.