Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2993 E. 2026/2764 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2993
- Karar No
- 2026/2764
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/782 E., 2025/36 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/115 E., 2022/250 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili ve ... mirasçısı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemiyle temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; mirasçı ... ve arkadaşlarının usulünce açılmış bir davası ya da davaya katılımı bulunmadığından duruşma istemini içerir temyiz dilekçesinin reddine, asıl dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 37... , 13, 14... parsel sayılı sırasıyla 3.571,07 m², 767,57 m², 405,51 m² ve 3.344,36 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "Bu parsel 3. derece doğal sit sınırı içinde kalmaktadır." şerhi yazılarak, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak ve çalılık vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; M..... Mahallesi 1 37... , 13, 14... parsel sayılı taşınmazların kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları dışında kaldığını, önceki zilyetleri ve sonrasında davacılar tarafından tespit tarihinden geriye doğru 30 yılı aşkın süreden beri nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla tarım arazisi olarak kullanılmasına rağmen bölgede 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların davalı ... adına tespit edildiğini, tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ettikten sonra, keşif sırasında alınan beyanında, dava konusu ettikleri 1 37... , 13... parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına, 1 37... parsel sayılı taşınmazın ise 25.03.2015 tarihli devir senedinde belirtildiği üzere davacılar ... ve ... adına 1/2 oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; ..... Mahallesi 1 36... ve 1 37... parsel sayılı taşınmazlar arasında kalan yaklaşık 11.305,54 m² yüzölçümündeki taşınmazların bakımının müvekkili olan davacı ... tarafından yapıldığını, halka açık olarak kullanıldığını, tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl ve birleşen dosya davalısı Hazine vekili asıl ve birleşen dosyalara sunmuş olduğu cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazların davacılar adına tescil edilmesini gerektiren maddi ve hukuki geçerli bir sebep bulunmadığını, taşınmazlar üzerinde herhangi bir kullanım emaresine rastlanmadığını ileri sürerek, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davanın davalı ... İdaresi yönünden pasif husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, asıl ve birleşen davanın davalı ... yönünden ayrı ayrı reddi ile dava konusu Muğla ili...... 1 37... , 13, 14... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "imar ve ihya faaliyetleri tamamlanmayan taşınmazlarda davacılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesinde düzenlenen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediği, davaların reddine karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu taşınmazların 1972 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit harici bırakıldığını, müvvekili ...'ın dedesinden itibaren dava konusu taşınmazların davasız ve aralıksız kullanıldığını, keşif sırasında alınan beyanların bu durumu doğruladığını, keşif sırasında taşınmazların fiili durumunun tespit edildiğini, oysa ki evveliyatında taşınmazlar üzerindeki zeytin ağaçlarının bakımının yapıldığını, zemininde karasabanla kuru tarım yapıldığını, incelenen hava fotoğraflarında deformasyonlar olması nedeniyle itibar edilemeyeceğini, taşınmazlar yanından yol geçtiğini, kullanılmayan yerlerde yol olmasının mümkün olmayacağını, dava konusu taşınmazları çevreleyen taş duvar bulunduğunun tespit bilirkişisi tarafından ifade edildiğini, bu hususların dikkate alınmamasının müvekkillerinin mülkiyet hakkını zedelediğini, sadece kısa süre içinde araştırma yapan bilirkişi beyanlarının esas alınarak hüküm kurulduğunu, tanık beyanlarına değer verilmediğini, çelişkilerin giderilmeyerek davanın aydınlatılmadan karar verildiğini, müvekkilleri lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleşen dosya davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi vakanın tam olarak yansıtılmadığını, iddialarının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde düzenlenen hususlara indirgendiğini, oysa taşınmazlarda müvekkili belediye tarafından halkın ortak kullanımına açık bir sosyal tesis yapılmasının planlandığını ancak imar planlarının ilgili kurumlarca zamanında hazırlanamaması nedeniyle bunun gerçekleşemediğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dosyaya sundukları muhtar ve aza tarafından düzenlenen tutanak içeriğinde belirtildiği üzere taşınmazların ilçe halkının ve kamunun ortak kullanımına açılarak kamu yararına uygun şekilde kullanıldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.