Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3553 E. 2026/4467 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3553
Karar No
2026/4467
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/44 E., 2025/2120 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Enez Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/98 E., 2022/129 K.

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Edirne ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 2239 parsel sayılı taşınmaz, 1977 yılında yapılan tapulama çalışmalarında ... adına tespit edilmiş, tespite itiraz edilmesi üzerine tapulama komisyonunun 12.01.1983 tarihli kararıyla itirazın kabulüne ve taşınmazın ... ile dava dışı kişiler adına paylı olarak tespitine karar verilmiş, yargılama aşamasında "kadastro tespiti davalı veya komisyonda itirazlı yerlerin tescili" ve 13.06.1983 kesinleşme tarihi açıklamasıyla 19.09.2022 tarihinde taşınmazın 8/10 payı davacının babası ... ile 1/10'ar pay da dava dışı ... ve ... adına tescil edilmiştir.

Davacı vekili; Edirne ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 2240, 2237, 2238, 548, 5 47... parseller arasında kalan taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davasız ve aralıksız malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde olduğunu, dava açılmadan önce ... Tapu Müdürlüğüne başvurulduğunu ancak dava konusu taşınmazın parsel numarasının tespit edilemediğini, bu durumun dava konusu taşınmazın tespit harici bırakılmış olabileceğini gösterdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın mera vasfında bulunduğunu, 2323 parselden ifrazla oluştuğunu, bu parselin de mera olup kadastro tespitinin 1978 yılında kesinleştiğini, davanın 10 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, zilyetlikle kazanımın mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davanın konusu taşınmazın keşif sonucu 2239 parsel olduğunun belirlendiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde yer alan hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı, davanın TMK'nın 713/2. maddesine dayalı olduğu kabul edilse dahi kesinleşmiş olan komisyon kararına göre tapu kaydı düzeltildiğinden ve maliklerden birisi de davacının murisi olduğundan davada hukuki yararın da bulunmadığı gerekçesi ile dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; keşifte davacının dava konusu ettiği alanın 2239 parsel olduğunun belirlendiği, 2239 parsel sayılı taşınmazın ise 1977 yılında yapılan tesis kadastrosu işleminin itiraza uğradığı ve komisyon kararı ile 13.06.1983 tarihinde tespitin kesinleştiği, tutanağın kesinleştiği 13.06.1983 tarihi ile dava tarihi olan 14.07.2021 tarihi arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği, davanın kayıt maliklerine yöneltilmediği açık bulunduğu gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından vekalet ücretine yönelik temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. ve 13/1. maddeleri uyarınca maktu vekâlet ücretini geçmemek üzere nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/3553, K. 2026/4467, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-3553-e-2026-4467-k-d41512986433