Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/295 E. 2025/4404 K. – Kadastro Tespitin
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/295
- Karar No
- 2025/4404
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/75 E., 2024/1671 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/100 E., 2023/56 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Mersin ili ... ilçesi ... Mahallesi/köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 115 ada 42, 478 ve 484 parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 4.870,80, 6.955,64 ve 4.860,98 m² yüzölçümleri ile tarla vasfı ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ....., 153 ada 203 parsel sayılı taşınmazı 4-5 yıldır kullanamadığını, daha önceki senelerde sürekli ekip biçtiğini, taşınmazının yakınlarında bulunan taşınmazların kullananlara tescilinin yapıldığını, onların da tarlasının da kendi tarlası konumunda olduğunu belirterek, taşınmazın Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile kendi adına tescil kararı verilmesini istemiş, keşif sırasında, dava konusu ettiği taşınmazların 115 ada 42, 478 ve 484 parsel sayılı taşınmazlar olduğunu beyan etmiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporlarında, dava konusu 115 ada 42, 478 ve 484 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfında olduğunun, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun, 1988 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet olduğunun, 30-40 yıl önce imar ihya işleminin başlanmış ve tamamlanmış olduğunun, taşınmazın tamamen kültür arazisi haline getirildiğinin, ekonomik yönden yararlanmaya başlanıldığının ve işe yarar hale getirildiğinin ve davacı ..... tarafından tarımsal faaliyetin hali hazırda devam edildiğinin belirtildiğini, dava konusu taşınmazda; etrafındaki taşınmazların tapulama işlemi son yenileme çalışmaları sırasında yapıldığı bu nedenle komşu taşınmazların kadastro evraklarında davacının zilyetliğine ilişkin bir bilginin bulunmadığı, hava fotoğraflarının temin edildiği taşınmazın bulunduğu mahalle ilişkin 1988 yıllarına ait hava fotoğrafları olduğu, taşınmazın 1988'li yıllarda tarımsal faaliyetin yapıldığı, taşınmazın içerisinde tarımsal faaliyetin devam ettiği, taşınmazın imar planı içerisinde kalmadığı, orman kadastrosunun kesinleştiği, sarı renkli ziraat alanı içerisinde gösterildiği, davacının babası ...'in en az 30-40 yıl öncesinde taşınmazdaki çalıları söküp, taşları temizleyerek taşınmaz ihya ettiği, sonrasında taşınmazın oğlu .....'e miras kaldığı, kullanıma .....'in devam ettiği, ihya edildiği tarihten beri taşınmazda bir yıl arpa buğday ekmek bir yıl nadasa bırakmak suretiyle kesintisiz olarak tarım yapıldığı, mahalli bilirkişilerden yalnızca ...l'ın son 4-5 yıldır domuz saldırıları nedeni ile taşınmazın ekilmediğini beyan ettiği sonrasında çelişki üzerine sorulduğunda beyanından dönerek 2016 sonrası bu mevkiye gelmediği için bilgi sahibi olmadığını beyan ettiği, diğer tanıkların taşınmazın son 4-5 yılda dahil olmak üzere taşınmazın kesintisiz olarak ekildiğini bildirdikleri, bilirkişilerden alınan hava fotoğraflarının incelendiği ek rapordan da anlaşılacağı üzere taşınmazda tarımsal faaliyetin kesintisiz olarak devam ettiğinin bildirildiği, bu delil karşısında ...l'ın ilk beyanına itibar edilmediği, domuz saldırıları devam etse de davacının taşınmazda tarımsal faaliyetlerine devam ettiği, taşınmazda tanıklardan ...'in domuz saldırısı nedeni ile birbirlerinin tarlalarının ekilip ekilmediğini iyi bildiklerini, davacının 2015-2022 tarihleri arasında taşınmaza tarım yapmak amacıyla geldiğini bildirdiği alınan raporlar ile kesintisiz tarım yapıldığı bilgisinin uyumlu olduğu dolayısı ile kadastro tespit tutanağında yer alan son 4-5 yıl boyunca taşınmazın kullanılmadığı tespitinin yerinde olmadığı, davacının ve ailesi tarafından taşınmazın terk edilmediği, köye uzak tarlalarda domuz saldırıları nedeni ile bazı taşınmazların boş bırakıldığı ancak dava konusu taşınmazların davacı ..... ve ailesi tarafından taşınmazda ekimin devam ettiği, fen ve jeodezi bilirkişisinden alınan ek raporda hava fotoğraflarından bu durumun doğrulandığı, tarımsal faaliyetin kesintisiz devam ettiğinin anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile uyumlu olduğu, tanık anlatımlarınında bilirkişi raporları ile uyumlu olduğu hep birlikte değerlendirildiğinde davacının kadastro tespit tutanağının aksine son 4-5 yıl içinde de zilyetliğini terk etmediği bu haliyle 20 yılı aşkın süredir kesintisiz olarak ekonomik amaca uygun bir zilyet olarak taşınmazı kullandığından, davanın kabulü ile dava konusu; Mersin ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevki 115 ada 42, 478, 484 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarla vasfı ... oğlu ..... adına tapuya kayıt ve tesciline malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.