Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1722 E. 2026/4738 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1722
- Karar No
- 2026/4738
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/424 E., 2023/343 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı/birleşen dosya davalısı ... vekili, davalı/birleşen dosya davacısı Hazine vekili ve ihbar olunanlar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, yargılama sırasında davanın, muris ...'a ihbar edilmesine rağmen mirasçılar / ihbar olunanlar ..., ... ve ...'ın davacı veya davalı taraf yanında davaya müdahil olarak katılmadıkları ve ihbar olunan sıfatı ile kararı temyiz ettikleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 69. maddesi ve mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 49 - 52. maddelerine göre müdahilin de yer aldığı asıl davada hükmün taraflar hakkında verileceği, kendisine dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişilerin, davada taraf sıfatını kazanamayacakları ve taraf sıfatı bulunmayanların hükmü temyiz etme haklarının bulunmadığı anlaşıldığından, davada taraf sıfatı bulunmayan ihbar olunanlar vekilinin, ihbar olunanı bağlayıcı nitelikte olmayan hükme karşı temyiz talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine, davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin hükmü katılma yoluyla temyiz ettiği, katılma yolu ile temyiz isteminin ancak temyizi cevaplanan kişiye karşı kullanılabileceği, birleşen 2002/122 Esas sayılı dosyada davacı Hazinenin açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve gerekçeli kararın davalı / birleşen dosya davacısı Hazineye 16.10.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, bu tarihten itibaren başlayan 15 günlük temyiz süresi içerisinde bu kararın davacı Hazine tarafından temyiz edilmediği, davacı / birleşen dosya davalısı ... vekilinin temyiz dilekçesinin tebliği üzerine davalı / birleşen dosya davacısı Hazine tarafından temyize cevapla birlikte katılma yoluyla temyiz isteğinde bulunulmuş ise de, davacı / birleşen dosya davalısı ... vekilinin birleşen 2002/122 Esas sayılı davaya yönelik herhangi bir temyiz isteminin bulunmadığı ve bu haliyle davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminde bulunabilmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine ve davacı / birleşen dosya davalısı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının, ...'dan 22.06.1996 tarihinde Antalya ili ... ilçesi ...köyü ...mevkinde bulunan, doğusu ... ...., güneyi ...-.... ile çevrili, tahminen 300,00 m²'lik taşınmazı satın aldığını, satıcı tarafın zilyetliğini davacıya teslim ettiğini, önceki malik ... ile birlikte davacının zilyetliğinin 20 yılı çok aştığını, taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğunu, kazanma şartlarının gerçekleştiğini belirterek, hudutları yukarıda yazılı ve ölçüm sonucu tespit edilecek olan tahminen 300,00 m² miktarlı taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen 2002/122 Esas sayılı dosyada davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ....köyü ... (...) mevkinde kain devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici 10.848,00 m² yüzölçümlü taşınmazın dilekçeye ekli krokide (B) harfi ile işaretli alanına davalı ...'in müdahale ettiğini belirterek, krokide belirtilen kısma davalı tarafından yapılan evin kal'i ve müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tapulama harici bırakılan yerlerin devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu, zilyetlikle iktisabın gerçekleşmesi için tapulama çalışmalarının bitiş tarihinden itibaren 20 yılı geçmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılması için gerekli şartların oluşmadığını, davada taraf sıfatları da bulunmadığını belirterek, davanın husumetten ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2015 tarih ve 2004/200 Esas, 2015/462 Karar sayılı kararıyla, 2004/200 Esas sayılı dosyada davacı ... (...)'ın davasının kabulüne, Antalya ili ... ilçesi ...Mahallesi ....mevkinde bulunan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin 20.06.2015 tarihli ek raporunda (A3) rumuzu ile gösterilen 308,77 m² alanlı taşınmazın tek katlı prefabrik ev ve bahçesi vasfı ile adanın son parsel numarası verilerek davacı 435....46 T.C. kimlik numaralı ... kızı ... adına tapuya tesciline; birleşen 2002/122 Esas sayılı dosyada davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 25.06.2015 tarih ve 2004/200 Esas, 2015/462 Karar sayılı kararına karşı davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 13.06.2018 tarihli ve 2016/439 Esas, 2018/14099 Karar sayılı ilamıyla, ".... dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılma tarihinden sonrasına ait 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından getirtilerek, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilerek dosya arasına konulması, ... harita ve belgelerin ikmal edilmesi ve dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeni ve tarihi Kadastro Müdürlüğü'nden usulüne uygun olarak tam olarak araştırılması yapıldıktan sonra, taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik zirai bilirkişi, orman yüksek mühendisi, arkeolog, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususlarının etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; .... öte yandan davacı dava konusu yeri 22.06.1996 tarihli harici satış senediyle ...’dan satın aldığını bildirdiğine göre, bu senedin yapılacak keşifte teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması ve senedin iddia edilen taşınmaza ait olup olmadığının belirlenmesi; .... satıcı ... ile önceki zilyet olduğu belirtilen .... bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince miktar araştırmasının yapılması; 4721 sayılı Kanun'un 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen teknik bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal üç aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ve birleşen dava ihbar edileni ...’ın davaya usulüne uygun katılımının sağlanması ve bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "gerek mahalli bilirkişilerin beyanı gerekse davacı tanıklarının beyanlarından davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi uyarınca eklemeli zilyetlik ile taşınmaz iktisabına hak kazanmadığı, birleşen dava yönünden ise birleşen davanın davacısının en son 13.02.2020 tarihli celse için mazeret dilekçesi sunduğu, bu celsede birleşen davanın davacısının mazeretinin kabul edildiği ve bir sonraki duruşma gün ve saatinin birleşen davanın davacısına tebliğine karar verildiği, duruşma gün ve saatinin 17.02.2020 tarihinde birleşen davanın davacısı Hazine adına ...'ne tebliğ edildiği, takip eden 25.06.2020 tarihli duruşmada ve sonraki duruşmalarda birleşen davanın davacısının hazır bulunmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı, 02.02.2023 tarihli celsede birleşen davanın 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, birleşen davanın davacısının süresi içinde yenileme dilekçesi sunmadığı" gerekçesiyle, 2018/424 Esas sayılı asıl davasının reddine; 2002/122 Esas sayılı birleşen davanın 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı / birleşen dosya davalısı ... vekili temyiz dilekçesinde; 07.06.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda taşınmaz içerisinde bulunan ağaçların yaşının en az 35-40 yaşlarında aşılı ağaçlar olduğu, imar ve ihya işlemin ağaçların yaşından yola çıkılarak uzun yıllar önce tamamlandığı ve halen kullanımın devam ettiği açıkça belirtilmiş olduğu halde İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu dikkate alınmaksızın asıl davanın reddine karar verildiğini, tanık ... ...'nın keşif sırasındaki beyanın da bilirkişi heyet raporunda tespit edilen hususu destekler mahiyette olduğunu, bozma kararı uyarınca celbi gerekli hava fotoğrafları ve memleket haritalarının celp edilmediğini, söz konusu kısmın hangi sebeple tespit dışı bırakıldığının tespit edilmediğini, keşif için olabildiğince yaşlı mahalli bilirkişilerin temin edilmediğini, incelemenin eksik yapıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı / birleşen dosya davacıcı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davada Hazinenin, Hazine Avukatı ... tarafından temsil edildiğini, vekille temsil olunan dosyalarda tebligatların vekile yapılması gerektiğini, bu durumda Kaş Mal Müdürlüğüne yapılan tebligatın geçersiz olduğunu, kaldı ki Mal Müdürlüğüne yapılsa dahi kanun gereği UETS adresine yapılması gereken tebligatın fiziken yapılmasının da geçersiz olduğunu, Hazine yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. İhbar olunanlar vekili temyiz dilekçesinde; keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin yöre hakkında detaylı bilgi sahibi olabilecek ve uzun yıllardır o yörede yaşayan kişiler olmadığını, mahalli bilirkişilerin beyanlarında davacıdan önceki zilyetlerin kim olduğunu ismen belirtemediğini, ancak dava konusu taşınmazda zeytin vb. ağaçların olduğunu belirttiğini, zirai bilirkişi kurul raporunda; dava konusu alanın, ev ve bahçe olarak uzun yıllardır kullanıldığını, tespit edilen kullanım süresinin ağaçların yaşına bakılarak en az 35-40 olduğunu, imar ve ihyasının çok uzun yıllar önce tamamlandığının tespit edildiğini, eksik inceleme ile yeterli bilgi ve görgüye dayalı bilgisi olmayan mahalli bilirkişilerin beyanları gerekçe gösterilerek asıl davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili, el atmanın önlenmesi ve ka'l istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı gerçek kişi lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı / birleşen dosya davalısı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk tesis kadastrosunun 1972 yılında yapıldığı, dava konu taşınmazın tespit dışı bırakıldığı, yörede 2013 yılında 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi çalışmalarının ve 2018 yılında imar uygulamasının yapıldığı, harita mühendisi bilirkişinin 29.05.2021 tarihli raporunda, dava konu taşınmazın (DK5) ile gösterilen 118, 73... lik kısmının 2 91... parsel sayılı taşınmaz içinde, (DK3) ile gösterilen 22, 46... lik kısmın tapulama harici alan içinde ve (DK4) ile gösterilen 140, 25... lik kısmın ise yol içerisinde kaldığının tespit edildiği, ancak bu raporda tesis kadastro paftası, uygulama kadastrosu paftası ve imar planı paftası aynı haritada çakıştırılarak, farklı renkli kalemler ile gösterilmediği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, imar ve kadastro paftaları eksiksiz bir şekilde getirtildikten sonra, harita mühendisi bilirkişisinden kadastro paftası, yenileme kadastro paftası ve imar paftası çakıştırılarak 29.05.2021 tarihli raporda (DK3), (DK4) ve (DK5) olarak gösterilen kısımların kadastro parseli olup olmadığını gösterir rapor alınması, belirtilen kısımlar kadastro parseli içinde kalıyor ise 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin değerlendirilmesi, belirtilen kısımlar 1972 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerde kalıyor ise (DK3) ile gösterilen kısım için tescil, (DK4) ve (DK5) ile gösterilen kısımlar için tespit hükmü kurulması gerektiği değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle ihbar olunanlar vekilinin ve davalı/birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı REDDİNE, Davacı / birleşen dosya davalısı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının, yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, Davacı / birleşen dosya davalısı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (V.B.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.