Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/955 E. 2026/4733 K. – Kadastro Tespitin
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/955
- Karar No
- 2026/4733
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1981/31 E., 2021/15 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı-davalı Hazine vekili ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Adana ili (halen .... ili) ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 133 (yeni 1 18... ) parsel sayılı 121.600,00 (yeni 118.436,26) metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, ölü ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tespite esas tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı iddiasına dayanarak; davacılar ... ve ..., satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; davacı ..., vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; davacılar ... ve arkadaşları, irsen intikal, ilam, senet ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; davacı ..., ... oğlu ... mirasçısı olduğu iddiasına dayanarak ve davacı ... ise, tapu kaydına dayanarak, tespite itiraz etmek suretiyle dava açmışlardır. Yargılama sırasında asli müdahil ..., dava konusu taşınmazda kendisinin de hissedar olduğu iddiasına dayanarak; asli müdahil ... , kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; asli müdahil ... ve arkadaşları, dava konusu taşınmazın murisleri ... oğlu ... adına tapulu olduğu iddiasına dayanarak; asli müdahil ... (...), kendisinin de dava konusu taşınmazda hakkı olduğu iddiasına dayanarak ve asli müdahil ... ise, tapu kaydı ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmışlardır. Birleşen dosyada davacılar ... ve arkadaşları tarafından, tapu kaydı, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, davalı Hazine aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde müdahalenin men-i davası açılmış ve yargılama sırasında asli müdahil ..., kendisine asaleten küçük çocuklarına velayeten, satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmış ve davaya konu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyasının Kadastro Mahkemesine aktarılması üzerine davaların birleştirilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki günlü karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.05.1979 tarihli ve 1978/2654 Esas, 1979/5898 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... 133 sayılı parselin 1944 yılında hangi bölümünün tarla, hangi bölümünün sazlık bulunduğu açıklanarak, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün taşınmaz başında dinlenecek bilirkişi ve tanıkların olaylara dayalı sözleri ile saptanması, gerekirse bu yönde uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılması, taşınmazın hangi bölümünün sazlık olduğu ve hangi günde kurutulduğunun belli edilmesi, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu kayıt durumu ile denetlenmesi, ayrıca, tapulama tespitine dayanak yapılan tapu kaydının yöreyi iyi bilen yaşlı tarafsız yerel ve uzman bilirkişiler aracılığı ile gereği gibi yerine uygulanması, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tarafların göstereceği tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi, kayıtta yazılı ve uygulamada saptanan sınırların uzman bilirkişiye çizdirilecek krokide yerlerine işaretlettirilmesi, böylece keşfi ve uygulamayı izleme olanağının sağlanması, nizalı taşınmazın tümünün ya da bir bölümünün tapu kaydının kapsamı içinde kalıp kalmadığının belli edilmesi, bu uygulama ile ilgili olarak dinlenen bilirkişi ve tanık sözlerinin de komşu kayıt durumu ile denetlenmesi, ondan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "malik hanesi dolu olarak tespiti yapılan taşınmazın mahalli mahkemede kesinleşmemiş olan meni müdahale davası bulunduğundan hükmen halli gerektiği, bu sebeple tapulama tutanağında mahkemece tespit edilmesi adına boş bırakılması gerekirken doldurulan malik hanesinin yok hükmünde olduğu ve mahkemece resen malik tespitinin yapılması gerektiği, ... oğlu ... mirasçılarının dayandığı T.sani 12 89... numaralı tapu kaydının dava konusu parsele ait olduğu, tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğu ve gayrisabit hudutlu olup miktarıyla geçerli olduğu, miktar fazlası üzerinde kimse lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı, davacı ..., asli müdahiller ..., ..., ..., ..., 'in tapu kayıt maliki ... oğlu ... mirasçıları olduklarına ilişkin iddialarının sübut bulmadığı" gerekçesiyle, ana dosyada davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne, davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının reddine, davacılar .... mirasçısı ..., ...., ... ile asli müdahil ...'ın davalarının reddine karar verilen Kadirli Tapulama Mahkemesinin 1957/17 17... /31 Karar sayılı kararı sayılı hükmü temyiz etmediklerinden haklarındaki hüküm kesinleşmekle davaları hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, asli müdahiller ..., ...., ..., ..., ..., ... ve ...'in davalarının reddine; birleşen dosyada davacılar ..., ... ve ... ün davalarının kısmen kabulüne, asli müdahil ...'in davasının reddine, 133 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline, eski 133 (yeni 1 18... ) parsel numaralı 118.436,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın fen bilirkişisinin 02.02.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide; (E) harfi ile gösterilen 6.082,95 metrekare ve (G) harfi ile gösterilen 95.845,58 metrekare kısmının Hazine adına tapuya tesciline, (F) harfi ile gösterilen 7.317,73 metrekare kısmının parselden ifrazı ile paftasında yol olarak gösterilmesine, (H) harfi ile gösterilen 9.190,00 metrekaresinin payları oranında tapu kayıt maliki ... oğlu ...'ın hükümde belirtilen mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı Hazine vekili ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; taraflara ait nüfus kayıtları ve dosya içerisindeki belgelerin incelenmesinde, davacı ... ve asli müdahil ...'ın mirasçılarından ...'ın kendisinden sonra çocuksuz ölen eşi Medine Kesikbaş'ın (T.C. No: 394...876) mirasçılarına, davacı ... mirasçısı ...'ya (T.C. No: 572...288) ve ...'nın eşi ....'ya (T.C. Kimlik No: 572....906), davacı ... mirasçısı...'ın (T.C. No: 112....420) kendisinden sonra çocuksuz ölen eşi ...'ın (T.C. No: 112....356) mirasçılarına ve onun da kendisinden sonra çocuksuz ölen eşi ....ın (T.C. No: 1...4 ) mirasçılarına, asli müdahil ... mirasçısı ...'e (T.C. No: 213.....750), asli müdahil ... mirasçısı ...'nın (T.C. No: 123.....206) mirasçıları .... ve ....'ya (yaşları küçük olması nedeniyle velilerine) 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca; asli müdahil ...'e de tebligat yapılmadığı görülmekle, dosya içerisinde nüfus kaydı bulunmadığı gibi T.C. kimlik numarasına ilişkin bilgi de yer almadığından sağ mı ölü mü olduğu da anlaşılamamaktadır. Bu haliyle, davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen gözönünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan; dosya içerisinde, tespit maliki ... oğlu ...'a ait Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.05.1944 tarihli ve 444-161 Esas-Karar sayılı veraset ilamının bulunduğu, fakat bu veraset ilamının yine Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.10.1956 tarihli ve 1955/331 Esas, 1956/433 Karar sayılı kararıyla iptal edilerek yeni veraset verildiği, fakat 07.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda ... oğlu ... mirasçılarının iptal edilen 27.05.1944 tarihli ve 444-161 Esas-Karar sayılı veraset ilamı dikkate alınarak, 22.10.1956 tarihli ve 1955/331 Esas, 1956/433 Karar sayılı hasımlı veraset ilamı değerlendirilmeksizin hazırlandığı, her ne kadar 27.05.1944 tarihli veraset ilamında bulunmayıp 22.10.1956 tarihli veraset ilamında bulunan kişiler de dava konusu taşınmazın murisleri ... oğlu ...'ın tapulu taşınmazı olduğunu ileri sürerek, diğer mirasçılarla birlikte davaya asli müdahil olarak katılmış ve davada taraf olmuşlarsa da, İlk Derece Mahkemesince, taraf sıfatlarının, iptaline karar verilen 27.05.1944 tarihli veraset ilamını esas alarak hazırlanan bilirkişi raporuna göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.10.1956 tarihli 1955/331 Esas, 1956/433 Karar sayılı ilamı değerlendirilerek mirasçıların taraf sıfatları belirlenmeli, yukarıda adı geçen taraflara 7201 sayılı Kanun ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, asli müdahil ... için, muhtemelen diğer asli müdahil .... ve ...kızı ...'ın kardeşi olduğu bilgisinden de yararlanmak suretiyle kolluk araştırması yaptırılarak kimlik bilgilerine ulaşılmaya çalışılmalı, tespit edilebildiği takdirde nüfus kayıtları dosya içerisine getirtilerek kendisine, ölü ise mirasçılarına usulünce tebligat yapılmalı, yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, akabinde işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davacı-davalı Hazine vekili ve davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ... Cesur ve arkadaşlarına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.