Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1419 E. 2026/1486 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1419
Karar No
2026/1486
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/5 E., 2024/27 K.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi davacı ... vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise davalılar Hazine vekili, ... vekili, asli müdahil davacı ...Ş. ile ... ve arkadaşları vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü, temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ..., davalılar Hazine vekili Avukat ....., ... vekili Avukat .... ile ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ...Ş vekili Avukat ..... ile davacı ... Kayyımı ... vekili Avukat ...katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında ....... mevki 2 34... parsel sayılı 1.394,34 m² yüzölçümündeki taşınmaz, zamanaşımı zilyetliği nedeni ile ... ve ... adına, Aynı köy 2 34... parsel sayılı 501,10 m² yüzölçümündeki parsel, zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. 2 34... parsel sayılı 584,53 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle önceden 2 34... ilâ 7, 10, 12 ilâ 21 sayılı parsellerin önceden bir bütün halinde atalarından intikalen 20 yıldan fazla süredir ... oğlu ..... zilyetliğindeyken, ifrazen 28.08.1997 tarihinde ...'a sattığı, halen onun zilyetliğinde olduğu, ancak Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/556 Esas sayılı dosyasında dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/556 Esasına kayıtlı dava dosyasında davacı ... vekili tarafından, davalı sıfatıyla Hazine, ... ve Hisarönü Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine ... köyü, .... mevkinde bulunan sınırlarını bildirdiği 1000 m² yüzölçümündeki taşınmazı 28.07.1997 tarihinde ....... satın aldığı, önceki malik ve kendisi için eklemeli zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla, adına tapuya tescili istemiyle dava açılmış; bu dava ile ... ve arkadaşları tarafından davalı sıfatıyla Hazine, ... ve Köy Tüzel Kişiliği ile ... gösterilmek suretiyle, davacı ... vekili tarafından açılan tescil davasına konu taşınmazın Mart 1290 tarihli ve 9 varak ve 18 gitti kayıtları ile varak 19 numaralı sicilden gelen Temmuz 19 69... , 64 ve Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları davalar birleştirilip, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Davacı ..., davalı sıfatıyla.............., ... ve ...'yı göstermek suretiyle kendisinin taşınmazı 1.000 m² olarak satın aldığı halde, kendisi adına az tespit gördüğü, diğer bölümün komşu parsellerde kaldığı iddiasıyla, bu parsellerde bulunan kendisine ait yerin tespitinin iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece; davaların reddine, çekişmeli 2 34... sayılı parselin tespitdeki niteliğiyle Hazine, 2 34... sayılı parselin tespit gibi ..., 2 34... sayılı parselin de tespitteki davalılar ..., ... ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalılar ... vekili ve ..... .......mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.04.2013 tarihli ve 2012/7789 Esas, 2013/4281 Karar sayılı bozma ilamında özetle; “davalı ... İdaresinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, davacı ...'ın .... köyü 2 34... sayılı parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu parsel açısından onanmasına; davacı ...'ın, ... oğlu ...... tarafından kendisine satıldığını iddiasıyla dava konusu ettiği taşınmazın bir bölümünün, 2 34... sayılı parsel içinde kaldığını ileri sürdüğü, yapılan uygulamada, tanık olarak ifadesine başvurulan ........, kendisinin ...'a sattığı 1.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın bir bölümünün, dava dışı 2 34... sayılı parsel içinde bulunan evin duvarına kadar olan kısım olduğu, komşu 2 34... sayılı parselin ise davacı ...'ın yerine 1,5 metre girdiğini bildirdiği ve diğer tanıkların benzer ifadelerde bulundukları, bu durumda davacı ...'a satılan bölümün tesbiti yoluna gidilmesi, bu bölümün ifraza imkan veren krokisi düzenlettirilerek, bu bölüme ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, 2 34... sayılı parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesinin kanunî olmadığı açıklanarak, davacı ...’nın 2 34... parsele ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hukmun bu parsel açısından bozulmasına karar verildikten sonra; davacı ... ile çiftlik tapu kaydına dayanan davacı ...... mirasçısı ...’nin çekişmeli .... köyü 2 34... sayılı parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları bakımından ise, 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Arazi Kanunnamesinin 20... . maddelerinin yürürlükten kaldırılmadığı, somut olayda anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması gerektiği, Mahkemece, tapu kaydının çekişmeli parseli kapsamadığı, bir an için kapsadığı kabul edilse bile, taşınmazın Medenî Kanun'un yürürlüğünden önce tapu malikleri dışındaki kişiler tarafından 10 yıldan fazla süreyle zilyet edilmesi nedeniyle, Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri gereğince tapu kaydına değer verilemeyeceği kabul edildiğine göre, dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uyup uymadığı, başka bir anlatımla, dava konusu taşınmazın davacılara ait tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulamanın yetersiz olması bir yana, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medenî Kanunun yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce zilyet olup olmadıkları, zilyetlikleri varsa ne zaman ve ne şekilde başladığı, zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla devam edip etmediği konularındaki araştırmanın da hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, benzer nitelikte aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan davalar arasından bir kılavuz dosya seçilmesi, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye ilişkin en eski tarihli idari sınırlara ait harita ve diğer belgelerin getirtilmesi, ....... Vakfiyesine ilişkin temessük kayıtları ile ...... ............ 1290 tarihli ve 18, ....... (...) ..... Mart 1290 tarihli 19 ve .......... ... Mart 1290 tarihli ve 20 sayılı tapu kayıtlarının tüm tedavül kayıtlarının ve revizyon gördüğü kadastro parsellerinin, söz konusu tapu kayıtlarının uygulandığı derdest ve kesinleşmiş dava dosyalarının celp edilmesi, yapılacak keşifte, dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ............, ...... Çiftliği ve ... Çiftliği tapularında ........ ve .... sınırlarının ortak sınır, .... (....), .... (....) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ....... Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, ....... Çiftliği tapusunun ...... köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı da gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerin yöntemince giderilmesi, revizyon parselleri ile .... (....) ve .... (...) Köyleri (ya da ....) ile memleket haritasında ... Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtlar 3402 sayılı Kanun'un 20... . maddeleri hükmüne göre sabit sınırla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil davacı ...Ş vekili vasıtasıyla, tapu maliklerinden pay satın aldıklarını ileri sürerek, bu pay oranında taşınmazların adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...’ın davasının reddine, davacı ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ...Ş’nin davasının kabulüne, 2 34... , 15... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptali ile taşınmazların, 3840 pay kabul edilerek 2400/3840 payın müdahil şirket adına, geri kalan payında hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalılar ..., ..., ..., .........., Hazine, ... ve ........ Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 21.12.2021 tarihli ve 2021/11093 Esas, 2021/12726 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "Davalı ... Belediye Başkanlığının ve davalı ... İdaresinin temyiz isteminin reddine, davalı Hazinenin temyiz itirazları bakımından; davacı ... tarafından, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesine göre açılan tescil davasının davalısı olarak davada yer alan Hazinenin, çekişmeli 2 34... ve 16 sayılı parseller yönünden davalı ve davacı sıfatı bulunmadığı gibi, davaya katılımının da söz konusuolmadığı, tescil davasına konu 2 30... parsel sayılı taşınmaz açısından ise, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut delillere göre, davacı ... lehine, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davalı Hazinenin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi gerektiği, davalı ....... temyiz itirazlarının bakımından, dosya muhtevasına göre, davalı ..........’ın 2 30... parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olduğu, bu davalının, davacı ... tarafından açılan ve temyize konu dosya ile birleştirilen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı davanın tarafı haline geldiği, ancak Mahkemece, 2 30... parsel sayılı taşınmazın başka dosyada da dava konusu olması nedeniyle eldeki dosyadan tefrikine karar verildiği mahkemece, davalı ......, temyize konu davanın tarafı olarak gösterilerek aleyhine yargılama gideri ve vekalat ücreti hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan, davalı ......... temyiz itirazlarının açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün kendisi yönünde bozulması gerektiği, Davalı ... ve arkadaşları ile davacı ...’ın 2 30... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının bakımından; davacı ... tarafından, Medenî Kanun'un 713. maddesine göre açılan tescil davası ile davacılar ... ve arkadaşları tarafından, Hazine, ..., ... Köyü Tüzel Kişiliği ile ...’a husumet yöneltilerek, tescil davasına konu taşınmazın Mart 1290 tarihli ve 9 varak ve 18 gitti kayıtları ile varak 19 no.lu sicilden gelen Temmuz 1969 tarihli 63, 64 ve Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla, taşınmazın tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları dava birleştirilmiş, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında 2 30... parsel sayısı ile tutanak düzenlendiğinden, dava, 3402 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine gönderildiği, ayrıca, davacı ...’ın, taşınmazının bir kısmının eksik ölçüldüğünü, eksik kalan kısmının komşu 2 30... , 16... parsellerde kaldığını ileri sürerek açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davası, aktarılan dava ile birleştirildiği, bilahare 2 30... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava tefrik edildiği,buna göre, temyiz eden davalı ... ve arkadaşları, 2 30... parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri olmaları nedeniyle davanın tarafı oldukları, davacı ... ve arkadaşlarının, tescil davasına karşı dava açmaları, tescil davasına konu taşınmazın ise sadece 2 30... parsel olduğunun anlaşılmış olması karşısında, davacı ... ve arkadaşlarının hak iddia etmedikleri, hakkında dava açmadıkları ve haklarındaki davada 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinin uygulanması da söz konusu olmayana 2 30... ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, ne sebeple davacı ... ve arkadaşları ile sonradan davaya katılan şirket adına tescil hükmü kurulduğunun anlaşılamadığı, dava konusu taşınmazlardan 2 30... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tesciline ilişkin Mahkemenin ilk hükmü, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.04.2013 tarihli ve 2012/7789 Esas, 2013/4281 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiş olmasına rağmen, Mahkemece bu taşınmazın da davacı ... ve arkadaşları adına tesciline karar verildiği,Dava konusu 2 30... parsel sayılı taşınmaz, davacı ... ile davalı ... ve arkadaşları arasındaki davanın konusu olup, yapılan uygulamada, tanık olarak ifadesine başvurulan ve taşınmazı davacı ...’a satan ........, kendisinin ...'a sattığı 1.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın, bir bölümünün dava dışı 2 34... sayılı parsel içinde bulunan evin duvarına kadar olan kısım olduğunu, komşu 2 34... sayılı parselin ise davacı ...’ın yerine 1,5 metre girdiğini bildirmesi ve diğer tanıkların benzer ifadelerde bulunması karşısında, davacı ...'a satılan bölümün tesbiti yoluna gidilmesi, bu bölümün ifraza imkan veren krokisi düzenlettirilerek, davacı ...’ın bu bölüme ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, taşınmazın davacı ... ve arkadaşları adına tesciline karar verilmesi doğru olmadığı, davacı ...’ın, dava konusu 2 30... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı; çekişmeli 2 34... parsel sayılı taşınmazın ......... Köyünde bulunduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ...... ve ...... (.........) mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, çekişmeli taşınmazın da ancak herbiri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınırının bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece, davacı ... ve arkadaşları ile adı geçenlerden pay satın almak suretiyle müdahil olan Gayrimenkul Değerler Ticaret A.Ş'nin, ...... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazın miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davalarının reddine karar verilmesi, ...... ve ...... (.......) mevkili çiftlik tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında, Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri şartlarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinin hukuken bir öneminin kalmadığı, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı, öncesi ve eylemli durumu itibari ile orman sayılmayan yerlerden olduğu, kamu malı niteliğinin bulunmadığı, tescil davasının açıldığı tarih itibarıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddeleri koşullarının davacı ... lehine gerçekleştiği " gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçılarının davasının kabulüne, ....... köyü 2 34... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespit ve vasıf ile davalı ... adına, 2 34... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespit ve vasıf ile davalılar ..., ... ve ... mirasçıları adına tespit ve tapuya tesciline, ...'ya isabet eden kısmın mirasçıları; ... adına 5/20 pay, ... adına 3/20 pay, ... adına 3/20 pay, ... adına 3/20 pay, ... adına 3/20 pay,....... adına 3/20 pay olmak üzere tespit ve tapuya tesciline, 2 34... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile ... adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... davalılar Hazine vekili, ... vekili, müdahil davacı ...Ş ile davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. T.C. Anayasasının 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağına amirdir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesi hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada kanuna uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen kısa kararda; "Davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçılarının davasının kabulüne, ...... ili .... ilçesi ... köyü 2 34... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespit ve vasıfla davalı ... adına tespit ve tapuya tesciline, .... ili ... ilçesi ... köyü 2 34... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespit ve vasıfla davalılar ..., ... ve ... mirasçıları adına tespit ve tapuya tesciline, ...'ya isabet eden kısmın mirasçıları; ... adına 5/20 pay, ... adına 3/20 pay, ... adına 3/20 pay, ... adına 3/20 pay, ... adına 3/20 pay, ...... adına 3/20 pay olmak üzere tespit ve tapuya tesciline, .... ili ... ilçesi .... köyü 2 34... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki vasıfla davalı Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, diğer davacı ve davalıların davasının reddine” karar verilmiş ve bu şekilde kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. Hüküm, bu nedenle Kanun'a, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olarak tesis edildiğinden bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, davacı ... ve ... ve arkadaşları olduğu halde hem kısa hem gerekçeli kararda "davalıların davasının kabulüne" denilmesi, davacıların davası hakkında hüküm kurulmamış olması, davacı ... kendi taşınmazın miktarının eksik olduğunu eksikliğin komşu parsellerde kaldığını bildirerek birleşen dosyada 2 34... parseli de dava ettiği halde Mahkemece davacının 14 parsele yönelik davası için hiçbir gerekçeye yer verilmeden bu parselin tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş olması da doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... vekili, davalılar Hazine vekili ile ... vekili ve müdahil davacı ...Ş ile davacılar ... ve arkadaşları vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma sebebine göre vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1419, K. 2026/1486, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1419-e-2026-1486-k-4bf1a6cf8261