Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1156 E. 2026/1266 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1156
- Karar No
- 2026/1266
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/55 E., 2024/2868 K.. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/45 E., 2022/540 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda, 1 61... parsel sayılı 2.791,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalıların murisi ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 1 61... parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışması sonucunda davalıların murisi adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gibi zilyetlikle iktisap şartlarının da oluşmadığını, yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davacı idare tarafından askı cetvellerine süresi içerisinde itiraz edilmediğini, askı ilanları kesinleştikten ve tescil işlemleri yapıldıktan sonra açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın 1975 yılından itibaren davasız ve aralıksız malik sıfatı ile müvekkilerinin murisi ve müvekkilleri tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazın da içerisinde yer aldığı 6 adet taşınmazın önceki zilyedi ...'dan satın alındığına dair 25.09.1975 tarihli satış senedinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, bu hususların kadastro tespitinde dayanak yapıldığını, taşınmaz üzerinde müvekkilleri tarafından 1975 yılından itibaren tarım yapıldığını, bu hususların tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile ispatlanacağını, dava konusu taşınmazın .. Belediye Meclisinin 14.12.2017 tarihli ve .. sayılı kararı ile onaylı 1/25000 ölçekli nazım imar planında tarımsal niteliği korunacak alan içerisinde kaldığını, taşınmazın imar planı kapsamına alındığı 2017 yılına kadarki süre zarfında da kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının oluştuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "hava fotoğrafları, memleket haritaları, uydu görüntüleri, zemin durumu ile keşifteki tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına göre, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan alanda kaldığı, tamamının imar ve ihyasının dava tarihinden en az 60 yıl öncesinde tamamlandığı, ıslah edilerek tarım toprağı vasfı kazandığı ve davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı .. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarından taşınmazda tarımsal faaliyetin bulunduğu, hava fotoğraflarında taşınmazın kullanımın net olarak göründüğü, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden imar ihyanın tamamlandığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve adına tescil kararı verilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu ve davalılar lehine takdir edilen vekalet ücretinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.12.2017 tarihli ve 754 sayılı kararı ile onaylı 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı kapsamında kaldığının belirtildiği, bu kapsamda dava konusu taşınmazların tespit işleminin yapıldığı 2021 yılı itibarıyla 3402 sayılı Kanun'un 17/2. fıkrası gereğince ihya ile iktisabının mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan "…tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler ... adına tespit olunur." hükmü uyarınca ... adına tapuya tescilinin yapılması gerektiğini, yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi kapsamında zilyetlik ile iktisap süresi ve şartlarının oluşmadığını, taşınmaz değerleri üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olup olmadığı ve davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.