Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/460 E. 2026/1838 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/460
- Karar No
- 2026/1838
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2015 E., 2025/2347 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/217 E., 2025/511 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1..... ili .... ilçesi ... ....... Mahallesi çalışma alanında yapılan kadastro sonucunda, 32 45... parsel sayılı 4.221,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı mahallede 13... parseldeki fiili kullanım dikkate alınarak bahçeli kerpiç ev vasfıyla .......... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalıların kök murisi dedeleri ...'ın 29.11.1953 tarihinde vefat ettiğini, anneanneleri ........ .......... 11.02.1970 tarihinde vefat ettiğini, .............. ve ............... adında kızları, .......... adında oğlu olduğunu, dava konusu taşınmazda tarafların murisi ...'ın 1/2, ........... 1/2 hissedar olduğunu,............... 1/2 hissesini ölünceye kadar bakma akdi ile mirasçısı ................ dışında kalan mirasçılarına bıraktığını, ölünceye kadar bakma akdi uygulanan taşınmazda kadastro revizyon uygulaması yapıldığını ve Konya Kadastro Mahkemesi 1193/6 Esas 27.07.1993 tarihli hüküm ile kadastro revizyon tespiti ile muris .............. ve .............. paylarının davalıların murisi .......... üzerine tespit edildiğini, dava konusu taşınmazda, ....... 1992 yılında vefat ettiğini vefat eden adına kadastroda tescil yapılmasının hatalı, yolsuz tescil olduğunu, müvekkilinin miras hakkının zedelendiğini belirterek, ölünceye kadar bakma akdinin hükümsüzlüğünün tespit edilmesini, yolsuz tescil olması nedeniyle miras payı oranında geriye yönelik yapılan tüm tapu işlemlerinin hükümsüzlüğünün belirlenmesini, dava konusu taşınmazda imar uygulaması ile 25.7 86... , 6 parsel 25.7 87... parsel 25.7 89... parsel'de davalıların payları üzerinde tapu kaydının muris.............. müvekkiline gelen pay oranında iptal edilerek müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın taşınmazda hak sahibi olduğunu ispatlamak zorunda olduğunu, davalı ...'nin taşınmazlarda hissedarlığının olmadığını, bu nedenle taraf sıfatı olmadığını, ölünceye kadar bakma akdinde bakım borcunu yerine getirilmediğinin ileri sürme hakkının yalnızca bakım alacaklısına ait olduğunu, tenkis davasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin mevcut olduğunu, zamanaşımının geçtiğini, somut delillerin sunulmadığını, yolsuz tescil iddiasını kabul etmediklerini ve müvekkillerinin 28 senedir nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Muris muvazaası davalarında mirasbırakan tarafından yapılan temlikin muvazaalı ve terekeden mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, somut olayda dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, tapu kayıt belgeleri, akit tabloları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının bildirmiş olduğu 2 tanığın dinlendiği, davacı tanıklarının sırasıyla 19 52... doğumlu olup, devir işleminin yapıldığı tarihlerde bir tanığın hayatta olmadığı, diğer tanığın ise henüz 8 yaşlarında olduğu, bakma akdinin imzalanmasının ve murisin vefatının üzerinden yaklaşık 70 yılın geçmiş olduğu, bu hali ile tanık olarak anlatımlarından taşınmazın devrine ilişkin net ve görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, bu hali ile murisin dava konusu taşınmazı mirasçılardan mal kaçırma amacıyla davalıların murislerine devrettiğine yönelik iddianın ispatlanamadığı, murisin davacı ile arasında kırgınlık, dargınlık bulunduğuna yönelik durumun mevcut olmadığı, mal kaçırmasını gerektirecek bir sebebin bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Dava konusu taşınmazların geldisinin 13... parsel sayılı taşınmazda 2981 sayılı Kanun'un 10/b maddesi uyarınca yapılan kadastro uygulaması sonucu 32 45... parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve kadastro tutanağının itiraz üzerine mahkeme kararı ile 07.09.1993 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 20.03.2023 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. Maddesinde "kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı" öngörüldüğü, murisin ölüm tarihi de dikkate alınarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle; davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde: Eldeki davanın miras hukukundan kaynaklanmakta olduğunu, miras hukuku kurallarının uygulanması gerektiğini, ölünceye kadar bakma akdinin tüm mamelekinin varlığı ile ölçülü olması gerektiğini, ölçüye dikkat edilmediğini, kök murisin kendisine tanınmış olan yasal sınırın dışına çıkarak mal varlığı üzerinde tasarruf edeceği kısmı aştığını, ölünceye kadar bakma akdi şartlarının oluşmadığı halde müvekkili dışında üç çocuğuna ölünceye kadar bakma akdi yapılması, taşınmaz devri, miras payı zedelenmesi ve çiğnenmesi olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz hakkında hak düşürücü sürenin geçip geçmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.