Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3946 E. 2026/1846 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3946
- Karar No
- 2026/1846
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/503 E., 2024/757 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/20 E., 2023/92 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ........... ili ......... ilçesi .......... Mahallesi çalışma alanında yapılan kadastro sırasında, 1 26... parsel sayılı 4.000,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla .......... adına tespit edilmiştir; bilahare kadastro komisyonuna yapılan itiraz reddedilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müteveffa ... adına tespit gördüğünü, müvekkilinin babası ............... sağlığında taşınmazları çocukları arasında paylaştırdığını, dava konusu taşınmazın da müvekkilinin kullanımına kaldığını ve 20 senedir müvekkilinin kullandığını, 50 senedir de ailesinin zilyet ve tasarrufunda olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptalini ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; haksız ve kötü niyetli dava olduğunu, kök muris ...'ün .......... Noterliği 18.08.1959 tarih re'sen satış senedi ile taşınmazı 5.000,00 TL bedelle .............. aldığını, aldıktan sonra da hayvancılık yaptığını, yulaf vb. ektiğini, ...'ün vefat edince de ...'ün kullanmaya devam ettiğini, davacı tarafın 2012 yılında haksız olarak taşınmaza müdahale ettiğini ve ...'ün şikayet ettiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Uyuşmazlığın çözümü amacıyla kaldırma sonrasında yapılan keşifte, taşınmazın; bazı mahalli bilirkişi ve tanıklara göre 2009 yılından beri, bazı mahalli bilirkişi ve tanıklara göre ise 2013 yılından beri davacı tarafından kullanıldığının beyan edildiği, beyanların devamında kadastro çalışmaları ile davalılar adına yazıldığını, açılan davanın sonuçlanması ile davalıların kullanmaya başladığını, davacı kullanmaya başlamadan evvel boş olduğunu ancak dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davalıların büyüklerinin ........... yer aldıklarını duyduklarını, bu yerin de orası olup olmadığını tam olarak bilemediklerini, çünkü davalıların da taşımazı aktif olarak kullanmadıklarını, davacının murisine ait bazı taşınmazların dava konusu taşınmazın yakın çevresinde olduğunu beyan ettikleri, bu beyanlar doğrultusunda; taşınmazın davacı kullanmaya başlamadan önce uzun zamandır kullanılmadığı, davacının babasından kendisine kaldığını iddia ederek kullanmaya başladığı, ancak gerek mahalli bilirkişiler ve gerek ise tanıklara göre bu durumun tam olarak desteklenemediği, özellikle aile içinden olan mahalli bilirkişi ............ve tanık ............... taşınmazın davalıların büyüklerine ait olduğuna ilişkin beyanatta bulundukları, davalıların büyüklerinin ........... satın alması olayının diğer dinlenenlerce de duyulması, davacının dayandığı tapu kaydının hudutlarının çok geniş alanı kaplaması, alınan beyanlar doğrultusunda dava konusu taşınmazdan ayrı, güneybatısındaki bir yeri kapsadığının anlaşıldığı, davalı yanın sunduğu senedin dava konusu taşınmaza uymaması durumunda dahi davacının davasını ispatlamakla mükellef olduğu, dolayısıyla son zamanlarda davacı tarafından taşınmaz üzerindeki kullanımın asli zilyet sıfatıyla olmadığı, davalılar açısından taşınmazın kısa süreli boş bırakılmasının zilyetliği terk etme sonucunu doğurmadığı, ilgili tapu kaydının dava konusu taşınmazı tam olarak kapsamadığı, davacının tapuda kayıtlı olmayan taşınmazı, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beridir malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile ispat edemediği, kaldırma öncesinde bir kısım davalılar lehine verilen vekalet ücreti tekrardan gözden geçirildiği, ilgililerin zorunlu dava arkadaşları olduğu, kaldırma ilamında bahsi geçen değere göre alınacak olan miktarın nispi vekalet ücreti sınırları içerisinde kalması dikkate alındığı" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın kadastro komisyon tutanağı gibi tespit ve tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye, Mahkemece yapılan son keşifteki usulünce tapu uygulaması ve mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarına ve fen bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın davacı dayanağı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşıldığı, Mahkemece yapılan keşiflerde alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın tespit öncesinde davalılara ait olduğunun bilindiği, davacının 2007-2008 yıllarından sonra taşınmazı fiilen kullanmaya başladığı ve dolayısıyla tespit tarihi öncesinde 20 yılın dolmadığı bu şekilde davacının tapuda kayıtlı olmayan taşınmazı çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beridir malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğunu ve hakkındaki edinme koşullarının oluştuğunu ispat edemediği" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalının sunduğu satış senedi ile ilgili olmadığını, bilirkişi raporunda da bu hususun anlaşıldığını ve keşifte dinlenen mahalli
bilirkişilerin ve tanıkların iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.