Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3945 E. 2026/1847 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3945
Karar No
2026/1847
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/205 E., 2024/853 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ünye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/28 E., 2023/77 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ........ ili ........ ilçesi ........... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 32 33... , 65, 66, 67, 68, 69, 125, 1 26... parsel sayılı ve sırasıyla 1.887,48 m², 817,59 m², 589,02 m², 564,44 m², 616,93 m², 1.132,97 m², 7.905,52 m², 6.540,17 m² ve 1.518,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca "Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve sırasıyla "... oğlu ...'ın 1975 yılından beri kullanımındadır" ,"... kızı ...'ın 2002 yılından beri kullanımındadır", "... kızı ............. 2002 yılından beri kullanımındadır", "... kızı ............. 2002 yılından beri kullanımındadır", "... kızı ...'ın 2002 yılından beri kullanımındadır" ,"... oğlu ...'ın 2002 yılından beri kullanımındadır" ,"... oğlu ...'ın 1975 yılından beri kullanımındadır", "... oğlu ...'ın 2002 yılından beri kullanımındadır" ,"... kızı ............... 2002 yılından beri kullanımındadır" şerhi yazılarak fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların babasından kendisine kalan yerler olduğunu ancak başkaları adına yazıldığını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitinin iptal edilerek kendi adına yazılmasını talep etmiştir. 3. Asli müdahiller ... ve .............vekili dava dilekçesinde; davalıların taşınmazlarda aslen zilyet olmadığını, taşınmazların bütün olarak kök muristen tüm mirasçılara intikal eden taşınmazlar olduğunu ileri sürerek taşınmazların, kadastro tespitinin iptal edilerek miras hisseleri oranında yazılmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkiline yazılan dava konusu 51... parsel sayılı taşınmazlarda müvekkilinin ormandan açtığı yerler olduğunu, 50 yıldan fazladır müvekkilinin kullandığını, Ünye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/1505 Esas ve 1972/1004 Karar sayılı dosyasında müvekkiline karşı ormana müdahale edildiği için men'i müdahale davası açıldığını, kararda müvekkilinin yerleri ormandan açtığının belli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafın babasının 1993 yılında vefat ettiğini ve o tarihte terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan üçüncü kişilere karşı tek başına dava açamayacağını, dava konusu taşınmazların tespit tarihinde müvekkilleri tarafından ne suretle ve hangi sebebe dayalı olarak kullanıldığının kesin olarak belirlendiğini, davacı tarafın taşınmazı kullandığının ispatı gerektiğini ve davacı tarafın herhangi bir fiili zilyetliğinin mevcut olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın görevli mahkemede açılmadığını, davacının taşınmazların kendisine kaldığını ispatlayamadığı halde tüm mirasçılar adına tespit talebi olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini ve davanın haksız ve yersiz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "18.10.2023 tarihinde zeminde yapılan keşifte alınan beyanlardan davacı tanıkları ............ve ............. dışındaki tanık, mahalli ve tespit bilirkişilerinin dava konusu parsellerde muris ... ........ kullanımına veya ormandan açma yapmasına şahit olmadıklarını belirtmiş oldukları, davacı tanıklarından ise sadece ............. dava konusu taşınmazlardan 51, 125, 1 26... parsellerde murisin kullanımına bizzat şahit olduğunu, diğer parsellerde kullanıma bizzat şahit olmadığını, diğer iki davacı tanığı ise murisin kullanımından duyum olarak bilgilerinin olduğunu, görgü anlamında murisin kullanımına şahit olmadıklarını belirttiklerini, bu sebeplerden dolayı dava konusu parsellerde muris ... ......... herhangi bir ekonomik amaca uygun zilyetliğinin olmadığı, ormandan açma yapmadığı" gerekçesiyle davaların reddine, dava konusu taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitindeki fındık bahçesi nitelikleri ve 2/B vasıfları ile Hazine adına tapuya tescillerine ve beyanlar hanelerinin aynen bırakılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece yapılan keşifte alınan özellikle mahalli bilirkişi ......................, ... ........., tespit bilirkişileri .......... ..., ... ........., davalı tanıkları ............... beyanları ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazların kök muris ... ......... gelmediği, davalı ... ve diğer davalıların babası ... ......... kullanımında olduğu, davacının kendisinin ve muris ... .......... kullanımı olduğunu ispat edemediği" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların murisin tapulu olan taşınmazının devamı niteliğinde olup yol yapılınca bölündüğünün keşif alanında görüldüğünü, o yerlerin doğal sahibinin muris olduğunu ve davalıların babalarının adına çalışma yaptıklarının belli olduğunu, davalı ... ......... kendi adına değil de murisin diğer mirasçıları hak iddia etmesin diye çocuklarının adına yazdırdığını, bu durumun arada muvazaa olduğunun kanıtı niteliğinde olup taşınmazlar üzerinde müvekkilinin payının olduğunun açık olduğunu, murisin 32 33... sayılı parselde tapulu hissesinin bulunduğunu, dava konusu 51, 125, 1 26... sayılı parsellerin bu parselin devamı niteliğinde olduğunu, bu parsellerin .................. yol hattının yeni yol açılması sebebiyle arazinin bölünmüş ve kullanılmaya başlandığını, 32 33... sayılı parselde yine murise ait tapulu taşınmaz olduğunu, dava konusu 65, 66, 67, 68... sayılı parsellerde bu tapulu taşınmazın devamı olduğunu, tapulu taşınmazın dava konusu parsellerden ayrı düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların 1970 yılında davalı ... ve diğer davalıların babası ... ............. tarafından açılmasının yaşları itibariyle de mümkün olmadığını, o tarihlerde taşınmazlarda ekim dikim yapanın muris ve murisin kardeşleri olduğunu, davalıların en fazla bu taşınmazlarda yardıma geldiğini, tanık beyanı ile kadastro tespit çalışmalarındaki beyanlarının birbiri ile örtüşmediğini, kadastro çalışmaları sırasında dinlenen ........., ..., ... ..... tespit bilirkişisi olarak görev aldığını, kadastro çalışmaları sırasında bulundukları beyanla keşif sırasında bulundukları beyanın çelişmekte olduğunu, beyanlarında şahit olduklarını söyledikleri bazı beyanların da yaşları itibariyle hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu sebeple taşınmazlar için yanlış beyanda bulunan şahıslar hakkında Ünye Cumhuriyet Başsavcılığına 2023/6637 soruşturma numarasıyla şikayette bulunduklarını, dosyadaki çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanda bulunan tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3945, K. 2026/1847, T. 23.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3945-e-2026-1847-k-04d7c1eb0e91