Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1142 E. 2026/4589 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1142
- Karar No
- 2026/4589
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/565 E., 2025/9 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Burdur ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 5602 sayılı Tapulama Kanunu (5602 sayılı Kanun) uyarınca 1958 yılında yapılan ve 1959 yılında kesinleşen tapulama çalışmaları sırasında 4977 parsel sayılı 1.530,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, davalılar murisi ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 1 46... parsel numarasıyla ve 1.502,03 m² yüzölçümüyle tescil edilmiştir. 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uyarınca Burdur ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1966 yılında yapılan ve 1968 yılında kesinleşen tapulama çalışmaları sırasında 1963, 1967, 19 71... , 2010, 2011, 2012, 2017, 20 20... parsel sayılı taşınmazların tevhid ve ifraz işlemleri ile oluşan davacı adına tapuda kayıtlı, 1 27... parsel sayılı 385,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 2 42... parsel numarasıyla ve 388,33 m² yüzölçümüyle, 1 27... parsel sayılı 306,78 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 2 42... parsel numarasıyla ve 306,81 m² yüzölçümüyle, 1 27... parsel sayılı 304,46 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 2 42... parsel numarasıyla ve 304,51 m² yüzölçümüyle ve 1 27... parsel sayılı 328,32 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda 2 42... parsel numarasıyla ve 331,55 m² yüzölçümüyle tescil edilmiştir.
2. Davacı ... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesiyle, ... köyü 5596 parsel sayılı taşınmazın kendisi adına kayıtlı olup, parselasyon sonucunda 1 27... , 2, 11... parsellerin oluştuğunu, bu taşınmazların kooperatif üyelerine dağıtıldığını ve bu yerlere ev, havuz vs. yapı yapıldığını, henüz altyapı çalışmaları bitirilemediğinden tapu kaydının kooperatif uhdesinde bulunduğunu, sözü edilen taşınmazda başkaca kimsenin zilyetliği ya da tasarrufu bulunmadığını, buna karşın uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların ... köyü eski 4977 (yeni 1 46... ) parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiyle Kadastro Mahkemesine dava açılmış, kayıt maliki olan ...'ın mirasçılarının davalı olarak davaya katılımı talep edilmiştir. II. CEVAP Davalılar aşamalarda, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2024 tarihli ve 2022/349 Esas, 2024/84 Karar sayılı kararı ile "davalı adına kayıtlı taşınmazın kadastro kesinleşmesinin daha eski tarihli olduğu, bu anlamda davacının 2. kadastro uygulamasına dayalı olarak tapu iptalini talep etmesinde hukuki dayanağın bulunmadığı, taraflara ait taşınmazların kadastro kesinleşme tarihleri arasında 10 yıldan az sürenin var olması, davalılar adına kayıtlı ... köyü 1 46... numaralı parselin kadastro kesinleşmesinin daha eski tarihli olması dikkate alınarak ilk kadastro çalışmasına ait tespitler esas alınarak bozma ilamına uyulduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 02.10.2024 tarihli ve 2024/2252 Esas, 2024/5542 Karar sayılı ilamıyla ''....Mahkemece bozma ilamına uyularak yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi yanlış değerlendirme yapılarak karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Kadastro tespiti öncesi nedene dayalı davaların, kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmekte ise de, mükerrerlik oluşturduğu belirtilen taşınmazlar yönünden 1959 tarihi itibariyle tapu sicil kaydı oluşmuş olup davacıdan, tapuda kayıtlı bulunan yer hakkında hak düşürücü süre içerisinde dava açması beklenemez. Davacının, aleni olan tapu siciline güvenmesi doğal olup, sicile göre de hak sahibi olduğundan, belirtilen hukuki sebeple açılacak davada hak düşürücü sürenin işletilmesi hayatın olağan akışına aykırı olup sözü edilen sürenin geçtiğinden söz edilemez. Aksi halde, yani her halde kadastrosu daha sonra yapılan bölüm yönünden terkine karar verilecek olması halinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/1. maddesinde ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1026/2. maddesinde, tapu kütüğünden terkine karşı dava açma hakkının düzenlenmiş olmasının bir anlamı olmayacağı ve düzenlemenin işlevsiz olacağı açıktır. Kadastro çalışmalarındaki amaç, tapu sicillerinin gerçek durumu yansıtması olduğuna göre, sicildeki hakkın kime ait olduğunun doğru olarak belirlenmesi gerekir. Bu duruma göre, mükerrerliğin giderilmesi amacıyla açılan eldeki dava, artık çifte tapuyu önleme maksadına yöneliktir. Yukarıdaki açıklamalar, birinci kadastronun kesinleşmesinden sonra işlemeye başlayan hak düşürücü sürenin dolmasından önce ikinci kadastronun yapılıp kesinleşmesi haline ilişkin olup, hak düşürücü süre dolduktan sonra ikinci kez kadastro yapılması halinde hak düşürücü süre dolacağı için dava açma olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur. Somut olayda ise, önceki tarihli bozma ilamında, davacı tarafa ait taşınmazların kök taşınmaz veya taşınmaların tespit edilerek kadastro tespit tutanakları ile tedavüllü tapu kayıtlarının getirtilmesi ve taraflar adına kayıtlı taşınmazların kök taşınmazlarının kadastro tespit tarihleri ile kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihlerinin belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece davacıya ait taşınmazların kök taşınmazlarının belirlenmesi hususunda alınan fen bilirkişisi raporuna göre kök taşınmazların 1963, 1967, 19 71... , 2010, 2011, 2012, 2017, 20 20... parsel sayılı taşınmazlar olduğu tespit edilmiştir. Taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının incelenmesinde ise taşınmazların kadastro tespitlerinin 1966 yılında yapıldığı anlaşılmıştır. Şu halde, yukarı açıklanan ve bozma ilamında belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı taraf adına kayıtlı olan 1 46... parsel sayılı taşınmazın kök taşınmazı olan 4977 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tarihinin (1958 yılı) davacı taraf adına kayıtlı olan1 27... , 2, 11... parsel sayılı taşınmazların kök taşınmazı olan 1963, 1967, 19 71... , 2010, 2011, 2012, 2017, 20 20... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tarihinden (1966 yılı) daha önce yapıldığı ve 4977 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih (1959 yılı) ile 1963, 1967, 19 71... , 2010, 2011, 2012, 2017, 20 20... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tarihi (1966 yılı) arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği hususu dosya kapsamı itibariyle sabit olup davalı tarafa ait taşınmazın kadastrosunun kesinleştiği tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan, ikinci kadastro çalışmasının yapılıp kesinleşmesi, artık hak düşürücü süreyi ortadan kaldırmıştır. İkinci kadastro yoluyla tapu kaydı oluştuğu tarihte, ilk kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadığından, davacı yönünden hak düşürücü süre hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece davanın esasına girilmek suretiyle, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp davacı adına kayıtlı taşınmazlar içerisinde kalan ve mükerrer olduğu belirtilen taşınmaz bölümlerinin, ilk önce kadastrosu yapılan davalı tarafa ait taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı 17.09.1958 tarihi itibariyle kime ait oldukları belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir...'' gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava, mükerrer tapu kaydına dayalı olarak açılan iptal davası olup, davacının Burdur ili ... ilçesi ... köyü 2 42... , 14, 15... parsel sayılı taşınmazların maliki olduğu, davalı müteveffa ... ise Burdur ili ... ilçesi ... köyünde kayıtlı bulunan 1 46... parsel (eski 4977) sayılı taşınmazın maliki olduğu, davacıya ait ... köyü 2 42... , 14, 15... parsel sayılı taşınmazların kadastro kesinleşme tarihinin 05.04.1968 tarihi olduğu, davalı müteveffa ...'a ait 1 46... parsel (eski 4977) sayılı taşınmazın ise kadastro kesinleştirme tarihinin ise 13.03.1959 tarihi olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre mükerrer kadastro yapılması halinde ilk yapılan kadastro çalışmasına itibar edilmesi gerektiği, davalı müteveffa ... adına yapılan kadastro tespit ve kesinleşme işleminin, davacı adına yapılandan daha önce olduğu anlaşılmakla ilk kadastro işlemi sırasında belirlenen sınırlara itibar edilerek ikinci kez tapuya kaydedilen Fen Bilirkişisi heyeti raporunda (B), (C), (E) ve (F) harfleriyle gösterilen ilgili kısımların mükerrer kayıtların iptalinin gerektiği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca dava konusu taşınmazlar hakkında tescil kararı verilirken 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü şekilde infazı kabil sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmakta olup bu sebeple, dava konusu taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine verilen mükerrerlik şerhinin iptallerine de karar verilmiştir. Tapu kaydındaki mükerrerliğin giderilmesi davalarında herhangi bir tapu taraflardan biri adına iptal edilip tescil edilmediğinden maktu harç ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yönünde kanaat oluşmuştur...'' gerekçesiyle davanın kabulüne, 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 10.07.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokilerde bal peteği deseni içerir ve mavi renkli (B) harfiyle gösterilen 57,35 metrekaresinin mükerrer tapu kaydının iptaline, 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 10.07.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokilerde bal peteği deseni içerir ve mavi renkli (C) harfiyle gösterilen 311,06 metrekaresinin mükerrer tapu kaydının iptaline, neticeten 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 19,92 m² olarak tapuya tesciline, 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 10.07.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokilerde bal peteği deseni içerir ve mavi renkli (F) harfiyle gösterilen ve bu alanın aynı zamanda taşınmazın tamamını kapsayacak şekilde mükerrer olması dikkate alınarak 331,55 metrekarelik yüzölçümün tamamının tapu kaydının iptaline, 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 10.07.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokilerde bal peteği deseni içerir ve mavi renkli (E) harfiyle gösterilen 78,73 metrekaresinin mükerrer tapu kaydının iptaline, neticeten 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 225,78 m² olarak tapuya tesciline, 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 10.07.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokilerde bal peteği deseni içerir ve mavi renkli (D) harfiyle gösterilen 6,00 metrekaresinin mükerrer tapu kaydının iptaline, neticeten 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın 300,81 m² olarak tapuya tesciline, dava konusu olan ve davalı tarafa ait olan Burdur ili ... ilçesi ... köyü İğlimintaş mevkinde kain 4977 (yeni 1 46... parsel) sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine verilen mükerrerlik şerhinin iptaline, Burdur ili ... ilçesi ... köyü Örenarası mevkiinde kain 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine verilen mükerrerlik şerhinin iptaline, 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine verilen mükerrerlik şerhinin iptaline, 2 42... parsel (eski 1 27... parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine verilen mükerrerlik şerhinin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin mükerrer kadastronun oluşmasında hiçbir kusuru ve kötü niyetinin olmadığını, taşınmazların yüzölçümünün azaltılmasının hatalı olduğunu ve kararın infaza elverişli olmadığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, aleyhe yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/1. maddesinde düzenlenen mükerrer kadastro işleminin tespit edilmesi sonucu dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine verilmiş olan mükerrerlik şerhinin iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacı kooperatif adına kayıtlı taşınmazların, davalı adına kayıtlı taşınmaz ile mükerrer olan kısımlarının iptaline karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesinde de kabulünde olduğu üzere, hak düşürücü süre içerisinde açılan mükerrer kaydın iptali davasında, davacı adına kayıtlı taşınmazlar içerisinde kalan ve mükerrer olduğu belirtilen taşınmaz bölümlerinin, ilk önce kadastrosu yapılan davalı tarafa ait taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 1958 itibari ile davacıya ait olduğunun ispatlanamadığı ortadır. Bu durumda, davalı tarafından harcı yatılarak açılmış karşılık bir dava da olmadığından davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.