Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2025/3494 E. 2025/3482 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2025/3494
Karar No
2025/3482
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/3494 Karar No : 2025/3482

DAVACI : ...

DAVALI : 1- ... Genel Müdürlüğü / ... 2- ... Müdürlüğü / ...

DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, mirasçılık belgesinin iptali yolundaki yargı kararı üzerine, murisinden intikal eden gayrimenkuller yönünden düzeltme hükümleri tatbik edilmek suretiyle tescil işlemlerinin yeniden belirlenmesi için yapılan başvurunun reddine dair Silivri Tapu Müdürlüğünün 13/05/2025 tarihli işlemi ile bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce hazırlanan 31/05/2016 tarih ve 2016/2(1770) sayılı Tapu Sicilinde Düzeltmelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Genelge'nin "Mirasçılık sıfatının kaybedilmesi halinde veya yeni mirasçılık belgesi ibraz edilmesi halinde düzeltme" başlığını taşıyan 19. maddesinin 5. fıkrasının kanuni varisler arasında yapılan mülkiyet değişikliğini kapsayan kısmının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi gereğince anılan Kanun'un 3. ve 5. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca, dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı kurala bağlanmış; "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlığını taşıyan 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, görev ve yetki, (g) bendinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususları ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği; (d) bendinde de, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, bu maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükmü yer almıştır. Dava dilekçesi incelendiğinde; Davacı tarafından, Sincan 1. Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan mirasçılık belgesi üzerine, murisi Ergün Tok'tan intikal eden gayrimenkullerin mirasçıları adına tescil edildiğinin ve mirasçıların bir kısmının kendi aralarında mülkiyet devri işlemleri yaptığının, Ankara Batı 6. Asliye Hukuk Mahkemesince, daha önce Sincan 1. Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan mirasçılık belgesinin iptal edildiğinin ve mirasçılar ile paylarının yeniden belirlendiğinin, Bunun üzerine, yeni oluşan hukuki duruma göre düzeltme hükümleri tatbik edilmek suretiyle tescil işlemlerinin yapılması için Silivri Tapu Müdürlüğüne başvurulduğunun, Silivri Tapu Müdürlüğünce, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 31/05/2016 tarih ve 2016/2(1770) sayılı Tapu Sicilinde Düzeltmelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Genelge'nin "Mirasçılık sıfatının kaybedilmesi halinde veya yeni mirasçılık belgesi ibraz edilmesi halinde düzeltme" başlığını taşıyan 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, 13/05/2025 tarihinde bildirilen işlem ile başvurunun reddedildiğinin belirtildiği anlaşılmakta olup, Silivri Tapu Müdürlüğününce tesis edilen bu işlemin ve dayanağı olduğu ileri sürülen Genelge'nin 19. maddesinin 5. fıkrasının kanuni varisler arasında yapılan mülkiyet değişikliğini kapsayan kısmının iptaline karar verilmesi istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 3. Maddesi Uyarınca Yapılan Değerlendirme: Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiğinden, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması; iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Dava dilekçesinde, davacı tarafından, sonradan alınan mirasçılık belgesi ile oluşan yeni hukuki durum üzerine tescil işlemlerinin düzeltme hükümleri uygulanmak suretiyle tekrar gerçekleştirilmesi için yapılan başvurunun, Genelge'nin 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca daha önce alınan mirasçılık belgesine göre mirasçıların kendi aralarında yapmış oldukları mülkiyet devri işlemleri nedeniyle reddedildiği iddia edilmiş ve Genelge'nin 19. maddesinin 5. fıkrasının kanuni varisler arasında yapılan mülkiyet değişikliğini kapsayan kısmının iptali istenilmiş olmakla birlikte; Genelge'nin davaya konu 19. maddesinin 5. fıkrasında, "Bu maddenin uygulanabilmesi için elbirliği halindeki taşınmazda dava bulunmaması, mülkiyet değişikliği yapılmamış veya taşınmaz üzerinde ayni/şahsi hak tesis edilmemiş olması gerekir." kuralının getirildiği ve bu kuralda kanuni mirasçılar yönünden herhangi bir ayrıma yer verilmediği görüldüğünden, kanuni mirasçılar için herhangi bir istisna kuralı getirilmemiş olmasının hukuka aykırılığından bahisle bu düzenlemenin tamamının mı iptalinin istenildiği, yoksa "mülkiyet değişikliği yapılmamış olması" kısmının mı iptalinin istenildiği, ayrıca iptal isteminin düzenleyici işlemde eksik düzenleme bulunduğu iddiasına mı dayandığı hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Bu haliyle, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak hazırlanmış ve sağlıklı bir yargı denetimi yapılmasını olanaklı kılan bir dilekçe olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

2577 sayılı Kanun'un 5. Maddesi Uyarınca Yapılan Değerlendirme: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinin 1. fıkrasında, taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı; 716. maddesinin 2. fıkrasında, bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişinin tescili doğrudan doğruya yaptırabileceği; 1008. maddesinde, taşınmaza ilişkin, mülkiyet, irtifak hakları ve taşınmaz yükleri ile rehin haklarının tapu kütüğüne tescil edileceği; 1013. maddesinin 1. fıkrasında, tescilin, tasarrufa konu olan taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine yapılacağı; 1014. maddesinde, bir tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesinin, ancak bu kaydın kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı üzerine yapılabileceği; 1015. maddesinin 1. fıkrasında, tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesinin, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî sebebi belgelemiş olmasına bağlı olduğu; 1016. maddesinin 1. fıkrasında, tasarruf yetkisine ve hukukî sebebe ilişkin belgelerin tamam olmaması halinde istemin reddedileceği; 1021. maddesinde, kurulması kanunen tescile tâbi aynî hakların, tescil edilmedikçe varlık kazanamayacağı; 1027. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memurunun, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebileceği hüküm altına alınmıştır. Hukukumuzda, kural olarak, tapu siciline tescil veya sicil kayıtlarının terkini ya da tadili gibi işlemlerden yahut bu işlemlerin tesisi yönündeki taleplerin reddine ilişkin işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünün, adli yargının görevinde olduğu kabul edilmektedir. Zira, bu gibi işlemler taşınmazın mülkiyet durumu üzerinde tashihe neden olan işlemler olduğundan bundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde, medeni hukuk hükümlerinin incelenmesi gerekmektedir. Esasen bu husus, 4721 sayılı Kanun'un 1007, 1011, 1016 ve 1026. maddelerinde de zımnen yer almıştır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 14/12/2020 tarih ve E:2020/662, K:2020/721 sayılı kararında, "... talebin doğrudan, miras yoluyla taşınmaz mülkiyetinin intikaline ve tesciline yönelik olduğu, bir başka ifade ile tescil sonucu doğuracak bir talep olduğu gözetildiğinde, ortada idari yargı yetkisi kapsamına giren bir idari dava bulunmadığı ve uyuşmazlığın çözümlenmesinde, Medeni Kanun hükümlerine göre adli yargı yerlerinin görevli bulunduğu..." ifadelerine yer verilmiştir. Buna göre, dava dilekçesinde iptal istemine yer verilen tescil talebinin reddine yönelik Silivri Tapu Müdürlüğü işleminin, yukarıda yer alan Kanun hükümleri uyarınca idari yargı yerlerinde dava konusu edilmesi imkan dahilinde olmayıp, anılan işleme karşı adli yargı yerlerinde dava açılması gerektiği açıktır. Bu durumda, bakılan davada, Genelge'nin 19. maddesinin 5. fıkrasının iptaline ilişkin istemin Danıştayın görev alanına giren işlerden olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamakla birlikte, iptal istemine konu uygulama işlemi adli yargı yerlerinin görevinde olduğundan ve farklı yargı kollarının görev alanına giren işlemlere karşı tek dilekçe ile dava açılabilmesine hukuken olanak bulunmadığından, dava konusu düzenleyici işlem ile uygulama işleminin iptali istemine aynı dilekçede yer verilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca mümkün bulunmamakta ve bu haliyle, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, davacı tarafından, Silivri Tapu Müdürlüğü işlemine yönelik olarak adli yargı yerinde görülmesi gereken dava ile idari yargı yerinde (Danıştayda) görülmesi gereken Genelge'nin ilgili hükmünün iptali istemli davanın ayrı ayrı dilekçelerle doğru yargı kolunda açılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alınarak 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun şekilde, gerekli harç ve posta ücreti yatırılmak suretiyle Dairemiz nezdinde dava açmakta serbest olunmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2) 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceğinin davacıya duyurulmasına, 3) Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan kısmın davacıya iadesine, 16/07/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2025/3494, K. 2025/3482, T. 16.07.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2025-3494-e-2025-3482-k-a07096027dbd