Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4916 E. 2026/4613 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4916
Karar No
2026/4613
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/34 E., 2024/57 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan Kocakür mevkii 2 40... parsel sayılı 3.208,68 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle öncesinde dava dışı 2 40... ve 8 sayılı parsellerle bir bütün halinde ...nin atalarından intikalen zilyetliğindeyken, bu taşınmazı 1980 yılında bölerek 6 sayılı parseli 1990 yılında ... ve ... ....'ya sattığından söz edilerek, 1/2'şer payla ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... tarafından, davalılar Hazine, ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine, ... köyü Değirmenyanı Mahallesi Kürardı mevkiinde bulunan sınırlarını bildirdikleri taşınmazın zilyetlikle adlarına tescili istemiyle dava açılmış, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/213 Esas sırasına kaydedilen dava, müteriz davacılar ... mirasçıları ... arkadaşları tarafından, tescil davasına konu edilen taşınmazın ... mevkiinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/18 defter varak sayılı, sınırları “...”, “... mevkiinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/19 defter varak sayılı, sınırları “...” ve “...” olan, ... mevkiinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/20 defter varak sayılı, sınırları “....” ve “...” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarihli ve 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarihli ve 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıt kapsamında kaldığı ileri sürülerek, taşınmazın tapu malikinin mirasçıları adına tescili istemiyle açılan tescil davasıyla birleştirilmiş ve bilahare dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı Hazine tarafından, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle açılan dava Kadastro Mahkemesinin 12.10.2009 tarihli ve 2009/482 Esas, 2009/ 1152 Karar sayılı kararıyla kabul edilerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş; bu hükmün, davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.07.2010 tarihli ve 2010/6513 Esas, 2010/9414 Karar sayılı ilamıyla; “Davanın tesbit maliklerinden ... aleyhine açıldığı, diğer tespit maliki ...'ya husumet yönlendirilmediği açıklanarak, davalı sıfatı taşıyan kişi davadan haberdar edilmeden ve davaya karşı diyecekleri sorulmadan karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmasına karar verilmiş ve bozma sonrası yapılan yargılama sırasında davanın, dava konusu 2 40... sayılı parsele ilişkin olarak yargılaması devam eden Kadastro Mahkemesinin 2010/427 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Kadastro Mahkemesince davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama neticesinde verilen, davacı ... ile diğer davacılar ... mirasçıları ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, diğer davaların reddine, dava konusu taşınmazın 5/8 payının ..., 1/8'er payının ise ..., ... ve ... adlarına tapuya tesciline ilişkin hüküm, davalılar Hazine, ... ve davacılar ..., ... ve ... vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2012 tarihli ve 2012/5114 Esas, 2012/11713 Karar sayılı ilamıyla; “davacılardan ...'nin yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğ edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra; davacı ... varisleri ve ...’nın davasının kabulüne, dava konusu 2 40... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki niteliğiyle tamamı 8 pay kabul edilerek, 5 payının davacı ..., 1 payının ..., 1 payının ..., 1 payının ... adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, ... ve arkadaşları, davacı Hazine ve davalı ... İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 19.04.2022 tarihli ve 2021/7551 Esas, 202/3749 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının incelenmesinde; ... ve arkadaşlarının, ..., ., ... köylerinde yapılan kadastro tespitlerine aynı tapu kayıtlarına dayanarak çok sayıda dava açtıkları, ... köyü kadastro çalışma alanında kalan taşınmazlar hakkında Mahkemece, davalılar/zilyetler lehine Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddelerinin lehlerine gerçekleştiği gerekçesiyle davaların reddine dair verilen kararların büyük çoğunluğunun Yargıtay denetiminden geçerek onandığı, bir kısım davaların da Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddelerinin zilyetleri lehine gerçekleşmediği anlaşılan taşınmazlar hakkında davacıların dayandıkları çiftlik tapularının uygulanması yönüyle araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulduğu, bu kararların temyiz incelemesi için Dairemizde bulunduğu ve başta mahkemenin kılavuz dosya olarak kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dosya olmak üzere diğer dosyaların temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 2021/11106, 5537, 5538, 5540 ve diğer Esas sayılı ilamlarında özetle; “3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi uyarınca tapu kaydına, ancak birbiriyle çakışan iki sabit hududun bulunması halinde bu hudutlardan başlanmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilmesinin mümkün olduğu, Yargıtay'ın gayrimenkul davalarının incelemesinin yapıldığı (Kapatılan) 7., 16. ve 17. Hukuk Dairelerinin ve Hukuk Genel Kurulunun uygulamasının da bu yönde olduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebildiği, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, her ne kadar vergi kayıtlarının tam ve doğru bir şekilde keşif esnasında uygulaması yapılıp dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiş ise de; davacı çiftlik tapu maliklerinin 1936 yılında tek taraflı beyanına dayalı olarak düzenlenen tahrir vergi kayıtlarının zilyetlik iradesinin devam ettirildiğine dair karine sayılamayacağı, zira tahrir kayıtlarının düzenlendiği 1936 yılından kadastro tespitlerinin yapıldığı 2007 yılına kadar aynı Kanun’un 20/C maddesi gereğince tapu maliklerince çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürülen bir zilyetliğin olmadığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... köyünde hem 1970 yılında hem de 2007 yılında yapılan kısmi kadastro çalışmalarında tapu malikleri adına tapuya dayalı olarak tespit görüp kesinleşen ya da yine tapu kaydına dayalı olarak tapu malikleri adına hükmen kesinleşen bir taşınmazın mevcut olmadığı, bu haliyle tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayinin mümkün bulunmadığı, ortada sabit sayılabilecek tek bir sınır bile olmadığından, bunun aksine olarak her ne şekilde olursa olsun tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmeye çalışılması halinde subjektif bir uygulamaya yol açılacağı, diğer bir anlatımla; davacı ... ve arkadaşlarının tutundukları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarına kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığı açıklandıktan sonra, Mahkemece, ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazların miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşlarının davalarının reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek, Mahkeme kararlarının bozulduğu, temyize konu dosya bakımından davacı tarafın dayandığı miktarıyla geçerli bulunan çiftlik tapu kayıtlarının ... köyünde bulunan taşınmazlar yönüyle kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığı Dairemizin 2021 Esasına kayıtlı dosyalarda yapılan temyiz incelemesiyle belirlenmiş bir gerçek olup, dava konusu ... köyü 2 40... parsel sayılı taşınmazın ... köyünde bulunduğu, davacıların dayandıkları ... ve... mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, çekişmeli taşınmazın da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınırının bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu haliyle ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazların miktarıyla geçerli çiftlik tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı ispatlanamadığından, davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının reddinin gerektiği, davacı - davalı Hazine ve davalı ... İdaresinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1966 yılında yapılan orman tahdidine ait tutanaklarda 142 numaralı parsel tarif edilirken “... İşgalindeki tarlanın kuzeybatısındaki su arkı kenarındaki çam ağacına yazılan 871 nolu noktadan başlandı.... 879 numaralı noktadan ... İşgalindeki tarla ormanın güney batı sınırını, ... işgalindeki tarla doğu sınırını teşkil ederek ... tarlasının batı kenarında ... tarlasıyla müşterek sınırlarındaki büyük çam ağacına yazılan 880 nolu noktaya Mahkeme kararları ile ...'in müdahalesi men edilen ve orman sayılan 5 dekarlık saha ormana bırakılarak bu yerlerin görüntülerine göre fotoğrafında çizildiği şekilde gelindi.....881 nolu noktadan ... tarlası ormanın güney, ... tarlası doğu sınırını teşkil edecek şekilde 871 nolu başlangıç noktasına gelindi bu parselin fiili durumunun tespiti ile iktifa olundu” ifadesine yer verildiği, buna göre; çekişmeli taşınmaz, fiilî durumu tespit edilerek orman sınırı dışında bırakılmış ise de, bu şekilde bir tespitte bulunulmasındaki amacın hak sahiplerinin geçerli bir tapusu varsa o tapuya dayanarak orman kadastrosuna itiraz davası açmalarına imkan vermek olduğu ve fakat aslında taşınmazın yukarda açıklanan yasal düzenlemeler ile orman kadastrosu içinde bırakıldığının kabul edildiği, hak sahipleri tarafından orman kadastrosunun iptali için hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava da açılmadığı gözönüne alındığında, taşınmazın esasında halen orman sınırları içerisinde bulunduğu, orman sınırları içerisinde bulunan taşınmazda sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun bu zilyetliğe değer verilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davacı Hazinenin davasının kabulüne dava konusu 2 40... parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4916, K. 2026/4613, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4916-e-2026-4613-k-88e33e0f95c0