Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4903 E. 2026/4614 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4903
- Karar No
- 2026/4614
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/29 E., 2024/53 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ..., ... vekili ve ... ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ... mevki 2 12... parsel sayılı 19.705 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 1976 tarihli ve 17 sıra numaralı tapu kaydı ile ...'e aitken, (A) harfli bölümünü .... Noterliğinde düzenlenen 03.04.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle ...'e sattığı, fakat Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/401 Esas sayılı dosyasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve arkadaşları tarafından, davalı ... aleyhine, ... mevkinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli, 9/18 defter varak sayılı, sınırları “...”, “... mevkinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli 9/19 defter varak sayılı, sınırları “...” ve “...” olan, ... mevkinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 12 90... /20 defter varak sayılı, sınırları “... ve ...” ve “...” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 13 26... , 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarihli 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak, davalı adına olan tapu kaydının iptali istemiyle dava açılmış ve yargılama sırasında dava konusu yerle ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27... . maddeleri gereğince Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı ..., 28.01.2009 tarihli dilekçesiyle taşınmazın 1.000,00 m² yüzölçümündeki bölümünü davalı ...'den satın aldığını, ekli krokide sarı ile gösterilen bu bölüm için yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ve adına tapuya tescili istemiyle; davacı ... İdaresi ise taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, tespitinin iptali ile orman vasfında Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmışlar ve bu davalar eldeki davayla birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve diğer davaların reddine, dava konusu 2 12... sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (B) harfiyle işaretlenen 1.392,83 m², (C) ve (C1) ile gösterilen 895,44 m² yüzölçümündeki bölümlerinin orman vasfıyla Hazine adına; (A) ve (A1) ile işaretlenen bölümlerinin ise tespitteki vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline ilişkin hüküm, davalılar Hazine vekili, ..., davacılar ... vekili, .... ve arkadaşları ile ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.02.2013 tarihli ve 2012/13145 Esas, 2012/1902 Karar sayılı ilamıyla “davacılardan ... öldüğünden, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebligat çıkarılarak, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, ayrıca, gerekçeli kararda Hazineye taraf olarak yer verilmediği, dosyada Hazinenin davaya ne şekilde dahil olduğunun belirlenemediği, gerekçeli kararda bundan söz edilmediği halde kendisine karar tebliğ edildiği ve Hazinenin kararı temyiz ettiği açıklanarak, Hazinenin davada ne şekilde yer aldığı saptanıp, taraf ise gerekçeli kararda gösterilmesi” gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine, dava konusu 2 12... sayılı parselin ek fen bilirkişi krokisinde (B) harfiyle işaretlenen 1.392,83 m², (C) ve (C1) ile gösterilen 895,44 m² yüzölçümündeki bölümlerinin orman vasfıyla Hazine adına; (A) ve (A1) ile işaretlenen 17.417,44 m² yüzölçümündeki bölümünün ise tespitteki vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ... ve arkadaşları, davacı ... İdaresi ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 19.04.2022 tarihli ve 2021/7558 Esas, 2022/ 3751 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "... ve arkadaşlarının, ... köylerinde yapılan kadastro tespitlerine itiraz ederek çok sayıda dava açtıkları uzun yıllardır yargılamalarının sürdüğü, ... köyü kadastro çalışma alanında kalan taşınmazlar hakkında İlk Derece Mahkemesince, davalılar/zilyetler lehine Arazi Kanunname'sinin 20... . maddelerinin lehlerine gerçekleştiği gerekçesiyle davaların reddine dair verilen kararların büyük çoğunluğunun Yargıtay denetiminden geçerek onandığı, bir kısım davaların da (eldeki davada da olduğu üzere) Arazi Kanunname'sinin 20... . maddelerinin zilyetleri lehine gerçekleşmediği anlaşılan taşınmazlar hakkında davacıların dayandıkları çiftlik tapularının uygulanması yönüyle araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulduğu, bu kararların temyiz incelemesi için Dairemizde bulunduğu ve başta Mahkemenin kılavuz dosya olarak kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dosya olmak üzere diğer dosyaların temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 2021/11106, 5537, 5538, 5540 ve diğer Esas sayılı ilamlarında özetle; “3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca tapu kaydına, ancak birbiriyle çakışan iki sabit hududun bulunması halinde bu hudutlardan başlanmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilmesinin mümkün olduğu, Yargıtayın gayrimenkul davalarının incelemesinin yapıldığı (Kapatılan) 7., 16. ve 17. Hukuk Dairelerinin ve Hukuk Genel Kurulunun uygulamasının da bu yönde olduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebildiği, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, her ne kadar vergi kayıtlarının tam ve doğru bir şekilde keşif esnasında uygulaması yapılıp dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiş ise de; davacı çiftlik tapu maliklerinin 1936 yılında tek taraflı beyanına dayalı olarak düzenlenen tahrir vergi kayıtlarının zilyetlik iradesinin devam ettirildiğine dair karine sayılamayacağı, zira tahrir kayıtlarının düzenlendiği 1936 yılından kadastro tespitlerinin yapıldığı 2007 yılına kadar aynı Kanun’un 20/C maddesi gereğince tapu maliklerince dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen bir zilyetliğin olmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde hem 1970 yılında hem de 2007 yılında yapılan kısmi kadastro çalışmalarında tapu malikleri adına tapuya dayalı olarak tespit görüp kesinleşen ya da yine tapu kaydına dayalı olarak tapu malikleri adına hükmen kesinleşen bir taşınmazın mevcut olmadığı, bu haliyle tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayinin mümkün bulunmadığı, ortada sabit sayılabilecek tek bir sınır bile olmadığından, bunun aksine olarak her ne şekilde olursa olsun tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmeye çalışılması halinde subjektif bir uygulamaya yol açılacağı, diğer bir anlatımla; davacı ... ve arkadaşlarının tutundukları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarına kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığı açıklandıktan sonra, İlk Derece Mahkemesince, ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazların miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşlarının davalarının reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek, Mahkeme kararlarının bozulduğu, temyize konu dosya bakımından ise; davacıların dayandıkları miktarıyla geçerli bulunan çiftlik tapu kayıtlarının ... köyünde bulunan taşınmazlar yönüyle kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığı Dairemizin 2021 Esasına kayıtlı dosyalarda yapılan temyiz incelemesiyle belirlenmiş bir gerçek olup, dava konusu 2 12... parsel sayılı taşınmazın ... köyünde bulunduğu, davacının dayandıkları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak ve tepe gibi yerlerin bulunduğu, dava konusu taşınmazın da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınırının bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu haliyle ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazın miktarıyla geçerli çiftlik tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazın Mayıs 1976 tarihli 17 sıra numaralı tapu kayıt kapsamında kaldığı, tapu kaydının Asliye Hukuk Mahkemesin 09.03.1976 tarihli ve 241/43 Esas ve Karar sayılı ilamıyla oluştuğu, söz konusu tescil ilamında Hazine, ... ve Köy Tüzel Kişiliğinin taraf olduğu, Mahkeme hükmünün tarafları bağlayıcı kesin hüküm vasfı taşıdığı anlaşıldığından, davacılar ... ve arkadaşları ile davacı ... İdaresi vekili temyiz itirazlarının reddi gerektiği, davalı ...’in temyiz itirazları bakımından ise; dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B), (C1) - (C2) ile gösterilen bölümlerinin kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, Mayıs 1976 tarihli ve 17 sıra numaralı 19.440 m² yüzölçümlü tapu kaydının dava konusu taşınmazın tamamını kapsadığı ve aradaki farkın o zamanki ölçü tekniğinden kaynaklandığı, uygulamaya ve denetime elverişli fen bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olup, söz konusu tapu kaydının orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tescil ilamıyla oluştuğu, hem Orman İdaresinin hem de Hazinenin tescil ilamının tarafı oldukları ve hükmün onlar açısından kesin hüküm teşkil ettiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tamamının davalı ... adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacıların davasının reddi ile Muğla ili Marmaris ilçesi ... köyü 2 12... parsel sayılı taşınmazın davalı ... mirasçıları adına olmak üzere; 1/3'ü ..., 1/3'ü ..., 1/3'ü ...'na isabet etmek suretiyle, kadastro tespit tutanağındaki vasıfla tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ... ve ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine, davacı ...'nın aleyhine aynı vasıfta verilen önceki tarihli hükmü temyiz etmediği, yeni hükümle aleyhine yeni bir durum yaratılmadığına anlaşıldığına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ... vekili ve ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar ..., ... vekili ve ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
M U H A L E F E T Ş E R H İ
Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.