Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4901 E. 2026/4616 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4901
Karar No
2026/4616
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/25 E., 2024/49 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Kadastro sırasında, ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan Aspıran mevki 2 16... parsel sayılı 17,693,98 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle, Mart 1978 tarihli ve 12 sıra numaralı tapu kaydı ile davalı ... adına kayıtlı ve zilyetliğinde bulunduğu, ancak Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... çocukları.... mirasçıları..., ... ve arkadaşları, Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/786 Esasına kayıtlı dosyasıyla, taşınmazın Temmuz 1969 tarihli 63... ile Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek, davalı ... vekili adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile adlarına tescil istemiyle dava açmışlar ve bu dava, davacı ... İdaresi tarafından, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle açılan davayla birleştirildikten sonra, dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne, dava konusu ... köyü 2 16... sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile işaretli 15913,02 m² bölümünün tespit gibi ... adına tesciline, aynı krokide (B) harfi ile işaretli 841.52 m² ve (C) harfi ile işaretli 939.44 m² bölümlerinin orman tahdidi içinde kalmakla tesbit dışı bırakılmasına ilişkin hükmün, davacılar ... vekili ve ... mirasçıları ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.12.2013 tarihli ve 2013/9019 Esas, 2013/11789 Karar sayılı ilamıyla özetle; “yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli ve elverişli olmadığı, muteriz davacıların Temmuz 1969 tarihli 63... ile Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra sayılı tapuların kapsamında kaldığını savunarak davalı gerçek kişinin dayandığı tescil davası ile oluşan tapu kaydının mükerrer tapu olduğunu savunarak dava açtıkları, dayanılan tapu kayıtlarının ve delillerin taşınmaza, denetime elverişli ve yeterli kanaat oluşturacak şekilde uygulanmadığı, tescil harici bırakılmasına karar verilen bölüm yönünden, orman parseline ilişkin olarak tutanak düzenlenip düzenlenmediği veya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/son maddesi uyarınca tapu siciline aktarma yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, bilirkişi raporları arasında taşınmaz bölümlerine ilişkin yüzölçüm farklılıkları bulunduğu halde, hangi bilirkişi raporuna neden değer verildiği hükmün gerekçe bölümünde açıklanmadığı belirtilerek, aynı mahiyette pek çok dava bulunduğundan, bir klavuz dosya seçilerek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, orman, ziraat, jeolog ve fen bilirkişiler huzuruyla yeniden yapılacak keşifte davacıların tutundukları tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması, en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları, amenajman planları ve orman kadastro haritası ile kadastro paftası ve dayanılan tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösteren bilirkişi krokisi ve haritası, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yöntemince uygulanarak, tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alanlar içinde kalıp 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) hükümlerine göre Devletleştirilen orman alanlarının belirlenmesi, yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kalan orman alanlarının, 3116 sayılı Orman Kanun (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre zaten Devlet ormanı sayılması nedeniyle, Devletleştirmeye ve iadeye konu edilemeyeceğinin gözetilmesi, muteriz davacıların tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu çevre taşınmazlarla birlikte bu harita ve fotoğraflar üzerinde bir arada gösterecekleri, tapu kayıtlarının sınırları, yüzölçümü ile kapsadığı alanları ve Devletleştirilen orman alanlarını birlikte gösterir ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, kroki düzenlettirilmesi ve düzenlenen bu rapor ve krokiler aynı nitelikteki tüm dava dosyalarına konulması, uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı belirlendiği takdirde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan davacı gerçek kişi ve katılan taraf ile tapu kaydına tutunan muteriz davacı tarafların tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin kiracı yada malik sıfatıyla olup olmadığı, 4721 sayılı Türk Medenî Kanun'un yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik olup olmadığının araştırılması, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamında kalması ve tapuların sahih ve geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde, davalı adına belgesizden zilyetliğe dayalı olarak mahkeme hükmü ile oluşan tapu kaydının mükerrer tapu olup olmadığının değerlendirilmesi; dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi yada tapu kaydı kapsamında kalmakla birlikte tapu kaydının, davacı gerçek kişi yararına hukuki kıymetini kaybettiğinin kabul edilmesi halinde, davalı tarafın dayandığı ve kadastro sırasında tespite esas alınan Mart 1978 tarihli ve 12 sıra sayılı tapu kaydının ve Mahkeme kararı ile eki krokisinin, komşu parsellere uygulanan dayanak kayıtlarla birlikte yerel bilirkişi ve tanıklara sorulmak suretiyle uygulanması, tapu kaydının kapsadığı alanın belirlenmesi, bu şekilde belirlenecek tapu kapsamında kalan taşınmaza ilişkin olarak Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.1978 tarihli ve 1978/33 Esas, 1978/9 Karar sayılı kesinleşmiş kararının ... yönünden kesin hüküm oluşturduğunun gözetilmesi ve toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, müdahil ... Ticaret A.Ş. vekili vasıtasıyla, davacılar ... ve müştereklerinin tapudan gelen bir kısım paylarını satın aldığını ileri sürerek, adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ... İdaresinin davasının reddine, davacı ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ...nin davasının kabulüne, dava konusu ... (köyü) Mahallesi 2 16... parsel sayılı taşınmazın, 3840 pay kabul edilerek 2400/3840 payının müdahil şirket adına, geri kalan payında hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.03.2022 tarihli ve 2021/12520 Esas, 2022/2372 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "... köyünde 2007 yılında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu 2 16... parsel sayılı taşınmazın tarla niteliğiyle ve davalı tarafın dayandığı Mart 1978 tarihli 12 no.lu tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak dava konusu olması nedeniyle malik hanesi açık bırakılarak tespitinin yapıldığı, bu nedenle 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince gerçek malikinin kim olduğunun İlk Derece Mahkemesince resen araştırılarak belirlenmesi gerektiği, davacı ... ve arkadaşları tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde, ... mevkinde kain 4.000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/18 defter varak sayılı, sınırları “... ve “... mevkinde kain 3.000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/19 defter varak sayılı, sınırları “...” ve “...” olan, ... mevkinde kain 7.000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/20 defter varak sayılı, sınırları “... ve ... ”, ”...” ve “...” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarihli ve 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarihli, 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tapu iptal ve el atmanın önlenmesi davası, dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacılar ... ve arkadaşları tarafından aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak bölgedeki diğer taşınmazlar hakkında açılan davalar sonucu verilen kararların temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin istikrar kazanan görüşü ve Marmaris Kadastro Mahkemesince yine benzer nitelikteki kararlarında direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar doğrultusunda, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları kök Mart 1290 tarihli, 18, 19... no.lu çiftlik tapu kayıtlarının maliki ile davacılar arasında ırsi bağın bulunduğu, davacıların kök tapu malikinin mirasçıları oldukları, çiftlik tapu kayıtlarının oluşumunda geçen Mihrişah Valide Sultan Vakfı; bir hanedan vakfı olup, bu gibi ... çerçevesinde yapılan tahsisler, bugünkü anlamı ile mülkiyetin (rakabenin) tahsisi değil, miri arazinin gelirinin tahsisi niteliğinde olduğu, çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazlar miri arazi niteliğindeki arazilerden olup, kurulan vakıf da gayrisahih nitelikli olduğu ve çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazların şartların varlığı halinde Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanılabileceği, bu itibarla; yerel mahkemenin, vakfın niteliğinin sahih olduğu ve tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığı yönündeki kabulünde isabet bulunmadığı, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarındaki hudutların, arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi, yörede bulunan mevki, dağ vb. yerlerin isimlerini sınır olarak okuması, sınırların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kalan ancak kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle, uygulanabilir olması halinde anılan tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kanun'un 20-C maddesi gereği sınırları ile değil miktarı ile geçerli olduğu, dava konusu 2 16... parsel sayılı taşınmazın ... köyünde bulunduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, dava konusu taşınmazın da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınır bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece, davacı ... ve arkadaşları ile adı geçenlerden pay satın almak suretiyle müdahil olan ... Ticaret A.Ş'nin, ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazın miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davalarının reddine karar verilmesi gerektiği,ne var ki; davalı ...'in tescil ilamı ile oluşan tapu kaydına dayanmış olup 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince, Mahkemenin gerçek hak sahibini tespit etme yükümlülüğü bulunduğundan, davalı tarafın dayandığı ve kadastro sırasında tespite esas alınan Mart 1978 tarih ve 12 sıra sayılı tapu kaydı ve mahkeme kararı ile eki krokisi, komşu parsellere uygulanan dayanak kayıtlarla birlikte yerel bilirkişi ve tanıklara sorulmak suretiyle uygulanması, tapu kaydının kapsadığı alanın belirlenmesi, bu şekilde belirlenecek tapu kapsamında kalan taşınmaza ilişkin olarak davacı ... Yönetimi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.1978 tarihli ve 1978/33 Esas, 1978/9 Karar sayılı kararının kesin hüküm oluşturduğunun gözetilmesi, Mahkemece ilk kurulan hüküm ve temyiz edilmediği için kesinleşen kısımlar da dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının davalının dayandığı ve tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı kapsamında kaldığı, söz konusu tescil ilamında Orman İdaresinin de taraf olup aleyhine kesin hüküm bulunduğu, çiftlik tapu kaydına dayanan davacıların dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçeleri ile davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, diğer davacıların davalarının reddine, Muğla ili .. ilçesi ... köyü 2 16... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 841,52 m²lik kısım ve (C) harfi ile gösterilen 939,44 m²lik kısmının orman tahdit sınırı içerisinde kaldığından tespit dışı bırakılmasına, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 15.913,02 m²lik kısmının kadastro tespit tutanağındaki vasıfla davalı ... adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili ile davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları ile ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Açıklanan sebeplerle; Davacılar ... ve arkadaşları vekili ile ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, 7139 sayılı Kanun'un 33.maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, Çamlı Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 25.06.2026

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4901, K. 2026/4616, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4901-e-2026-4616-k-33d3cce882e8