Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5990 E. 2026/2071 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5990
- Karar No
- 2026/2071
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/847 E., 2024/1547 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/356 E., 2022/640 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .... ili ... ilçesi ......... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 328,23 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanıcının belirlenemediği" belirterek Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare taşınmazın kullanıcısının ... olduğu hususu hükmen şerh edilmiştir. 2. Davacılar vekili asıl dava dosyasındaki dava dilekçesinde; 1 02... parsel sayılı 328,23 m² yüzölçümlü taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olduklarını, müvekkillerinin zilyetliklerinin taşınmazı satın aldıkları tarihten itibaren devam ettiğini, taşınmaz üzerinde 2/B şerhi bulunduğu ve mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın müvekkillerinin kullanımında olmasına rağmen beyanlar hanesine yazılmadığını belirterek, taşınmazın davacıların tasarrufunda olduğunun tespiti ile bu hususun kadastro tutanağına ve tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesini talep etmiştir. 3. Davacılar vekili birleşen dava dosyasındaki dava dilekçesinde; 1 02... parsel sayılı 328,23 m² yüzölçümlü taşınmazın üzerinde 2/B şerhi bulunduğu ve mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında fiili kullanımının müvekkillerinde olmasına karşın kadastro tutanağı ve tapunun beyanlar hanesinde yazılmayarak kullanıcı kısmının boş bırakıldığını, taşınmazın müvekkillerinin tasarrufunda bulunduğunun tespiti hususunda müvekkilleri tarafından Hazine aleyhine İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/386 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ilgili dosyada dava konusu taşınmaza yönelik İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin (eski ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi) 2011/732 Esas ve 2012/682 Karar sayılı ilamıyla dava konusu taşınmaz yönünden ... adına zilyetlik kaydı tesis edildiğini öğrendiklerini ve Mahkemece ...'e karşı dava açmaları için taraflarına süre verildiğini, bu nedenle davanın belirtilen dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini ve dava konusu taşınmazda müvekkillerinin zilyet olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 1 02... parsel sayılı taşınmaza yönelik davalı tarafından açılan dava sonucunda taşınmazın davalının tasarrufunda olduğuna karar verilerek kararın kesinleşmiş olduğunu, bu nedenle davanın kesin hüküm varlığı nedeniyle reddi gerektiğini, davacılar tarafından dayanılan emlak vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığını, davalıya ait emlak vergi kayıtlarının ise dava konusu taşınmaza yönelik olduğunu, taşınmazın davalı tarafından kullanıldığının davalı tarafından açılan dava dosyasında ispat edildiğini davalının lehine verilmiş Mahkeme kararına dayanarak taşınmazı satın almak için başvuruda bulunduğunu ve davacıların zilyetliklerini kanıtlayamadıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut dosya kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında da belirtildiği üzere ispat yükü davacı tarafa aittir. Davacı taraf söz konusu taşınmazda kullanım kadastrosu öncesi taşınmazı fiilen kullanan üstün zilyet olduğunu ispatla mükelleftir. Somut dosya kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrası beyanlarına başvurulan davacı tanığı ........ tarafından davacı iddiaları ile uyumlu şekilde beyanda bulunulmuş ise de dinlenen davalı tanıklarınca aksi yönde beyanda bulunulmuştur. Bu bağlamda tanık ......... beyanlarına tek başına itibar edilmesi mümkün değildir. Diğer tanık anlatımları için de aynı durum geçerlidir. Zira tanık beyanları arasında çelişkiler söz konusu olup, çelişkilerin giderilmesi için yüzleştirme yapılmış ise de çelişkilerin giderilmesi mümkün olmamıştır. Bu bağlamda dosya kapsamındaki diğer delillerin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı ...'a ait ......... ili ... ilçesi .......... Mahallesi, .......... Sokak No: 20/1 adresinde 24.04.2001 tarihli su abonelik kaydının bulunduğu bilgisi İSKİ tarafından verilmiş ise de, en bilirkişisi tarafından sunulan ek raporda; söz konusu abonelik kaydında belirtilen adresin davaya konu taşınmaz ile uyumlu olmadığının tespit edildiği belirtilmiş olmakla, abonelik kayıtları ile davacı tarafça söz konusu üstün zilyet iddiasının ispatlandığından söz etmek mümkün değildir. Bu bağlamda, somut uyuşmazlıkta üstün zilyet olduğunu ispatla mükellef davacı tarafça, söz konusu bu hususun dosya kapsamı itibarıyla ispatlanamadığı, davacı adına mevcut abonelik kaydının dava konusu taşınmaz ile uyumlu olmadığı, davacının üstün zilyet olduğu iddiasına elverişli herhangi bir delilin de dosyaya sunulmadığı" gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamından, yerel mahkemece Dairemiz kaldırma ilamı gereğince inceleme ve araştırmalar yapıldığına, her ne kadar Daire kaldırma ilamında taraf tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesine değinilmiş yerel mahkemece kaldırma kararı öncesi davacı tarafın tanık listesinde bulunmayan ve dinlenilmeyen ......... dinlenilmesi yerinde olmamış ise de mahkemece anılan tanığın beyanına itibar edilmediğine, davacıların kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazda ekonomik amaca uygun olarak fiili zilyetliği bulunmadığı dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığına, dosya kapsamından zilyetlik olgusu davacı tarafça ispat edilemediğine göre, taşınmazın kaydındaki davalı lehine şerhin, davalı yararına üstün hak teşkil ettiği yerel mahkemece nazara alınarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; delillerinin ve dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan keşifte dinlettikleri tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığını, müvekkillerinin dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğini ispata yarayan dava dosyasında yer alan tüm deliller ile dava konusu taşınmaza bitişik komşu taşınmaz maliki tanıkların beyanlarıyla davalarını ispatladıklarının, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesi ve sonrası dinletmiş oldukları tanık beyanları ile dava dosyasına delil olarak sundukları 12.05.1994 tarihli satış sözleşmesi'nin doğruluğunun ispat edildiğini, satış sözleşmesinin dava konusu yere ait olduğunu ve yaklaşık 30 yılı aşkın süredir aynı yerde ikamet eden tanık ........... ve ............ beyanlarında belirttiği üzere müvekkilleriyle dava konusu taşınmazın eski zilyedi olan tanıkların kayınvalidesi .......... arasında akdedilerek dava konusu taşınmazın zilyetliğinin müvekkillerine devredildiğini, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesi tanık olarak dinlettikleri ... da, beyanında dava konusu taşınmazın bitişiğinde bulunan diğer komşu taşınmazda 1972 yılından itibaren oturduğunu, müvekkillerinin 1994-1995 yıllarında dava konusu yeri satın alarak önce yazıhane ve daha sonra kömür deposu olarak kullanılmak üzere taşınmazın üzerine yapı yaptıklarını ve daha sonrada dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalleye taşındıklarını beyan ettiğini, davalı tarafından sunulan TEDAŞ faturası ile elektrik abone sözleşmesinin adres bilgisinin taşınmaz ile uyumlu olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı tarafından açılan ve lehine hüküm davanın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, söz konusu dava dosyasındaki tanıkların gerçeğe aykırı ve çelişkili beyanda bulunduklarını kaldırma kararı sonrası dinlenen aynı tanıkların yine çelişkili beyanlarda bulunduklarını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar adına kullanıcı şerhi verilmesine ilişkin koşulların olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.