Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5378 E. 2026/3235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5378
Karar No
2026/3235
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2022/4 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 11... , 1 29... , 1 38... , 183, 1 39... , 1 40... , 59... parsel sayılı yüzölçümleri kadastro tutanaklarında yazılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına, 1 40... parsel sayılı taşınmaz ise önce aynı nedenle ... adına tespit edilmiş, daha sonra hükmen eşit paylarla ..., ... ve ... adına tescil edilmiştir. 2. Davacılar ..., ... ve ... vekili asıl dosya dava dilekçesinde; irsen intikal, miras payı satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, müvekkillerinin hisseleri oranında adlarına tescilini talep etmiştir. 3. Davacı ... birleşen dosya dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazların ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, taşınmazların murislerinin sağlığında paylaştırıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2014 tarihli ve 2013/60 Esas, 2014/88 Karar sayılı kararı ile davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 1 11... , 1 29... , 1 38... , 183, 1 39... , 1 40... , 4, 59... parsel sayılı taşınmazların kök muris ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ..., ... ve ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarihli ve 2018/5572 Esas, 2019/4869 Karar sayılı ilamıyla temyiz edenlerin sair temyiz itirazları reddedilmiş ve davacılar ..., ... ve ... ile davacı ... dava konusu taşınmazların müşterek muris ...’den intikal ettiği ve bir kısım mirasçıların miras paylarını aldıkları iddiasıyla miras payları oranında adlarına tescilini istedikleri halde Mahkeme tarafından talep aşılarak muris ...'in tüm mirasçıları adına tescil hükmü kurulduğu, o halde İlk Derece Mahkemesince, görülen davada muris ...’in veraset ilamına göre davacıların davasının miras payları oranında kabulüne, kalan payların davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken dava konusu taşınmazların muris ...’in tüm mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamına karşına davalı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2021/2271 Esas, 2021/4243 Karar sayılı ilamıyla davalı ... vekilinin 1 40... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazlar dışındaki 1 38... ve 183, 1 39... , 1 40... ve 184, 1 40... ve 1 11... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin karar düzeltme istemi yerinde görülmediğinden reddine, dava konusu 1 29... ve 1 40... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile dava konusu 1 40... parsel sayılı taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmesi üzerine, dosya davacıları tarafından açılan ayrı bir kadastro tespitine itiraz davası sonucunda hükmen, eşit paylarla ..., ... ve ... adına tescil edilmiş olup, davacılar vekilinin, eldeki davanın yargılaması sırasında 22.10.2010 tarihli duruşmadaki beyanı ile dava konusu taşınmazın "1 40... " sayılı parsel olduğu halde dilekçede sehven "1 40... " sayılı parsel olarak yazdıldığını belirttiği ve davaya konu olan "1 40... sayılı" parsel hakkında hüküm kurulduğuna göre davanın konusu olmayan 1 40... sayılı parsele ilişkin kadastro parseline ait tutanağın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, bu parsel yönünden de hüküm kurulması, tespit gören, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 19/2. maddesinde taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise; bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmış olup, tespit maliki davalı ... 1 29... parsel sayılı, iki katlı kargir ev, ahır ve bahçesi niteliğiyle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kendisi tarafından yaptırıldığını, diğer bir anlatımla kök muristen kalmadığını ileri sürmüş olup tüm dosya kapsamından da muhdesatın davacıya ait olduğu anlaşıldığına göre bu hususun davacı lehine taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmemiş olmasının da isabetsiz olup hükmün, bozma ilamında bu yönlerin sehven gözden kaçırılmış olduğun anlaşılmakla, davalı ... vekilinin karar düzeltme istemi açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarihli ve 2018/5572 Esas, 2019/4869 Karar sayılı bozma ilamına açıklanan hususların da eklenmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bozma kararında belirtildiği üzere davacı hem 1 40... parsel hem de 1 40... parsele ilişkin dava açmıştır. Ancak yargılama neticesinde 1 40... parsel üzerinde hakkının olmadığını belirtip asıl niyetine uygun olarak halihazırda 1 40... parsele ilişkin hüküm kurulduğunu ifade etmiştir. Yapılan incelemede 1 40... parsele ilişkin taşınmazın kadastro tespit tutanağında ... malik olarak gözükmektedir. Bilindiği gibi, kadastro davalarında kadastro tutanağının edinme sebebi ve mülkiyet hanesinde adı yazılan kişilere karşı davanın yöneltilmesi gerekir. Ayrıca, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesine ilişkin ve resen araştırma kurallarının bulunduğu davalardan olan genel mahkemelerden kadastro mahkemesine devredilen bir dava söz konusuysa genel mahkemede açılan davanın taraflarının tümünün de kadastro mahkemesindeki davaya dahil edilmesi gerekir. 1 40... parsele ilişkin tutanakta malik olarak belirtilen ...'e dava yöneltilmemiş, ayrıca davacı vekili bu parsele ilişkin haklarının da bulunmadığını ifade etmiştir. Bu husus husumete ilişkindir. Husumet maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf sıfatıyla ilgilidir ve esasa ilişkindir. Dava şartı değildir. Hukuki bir kavram olarak itiraz niteliğindedir. Davanın her aşamasında resen gözetilmelidir. (Yargıtay HGK E. 2017/3016, K. 2021/649) Buna göre, 1 40... parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalıya usulünce dava yöneltilmediği için husumet yokluğundan esastan red kararı vermek gerekmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2021/2271 Esas ve 2021/4243 Karar sayılı ilama göre de belirtildiği üzere davacı vekili talebini davacıların kendi paylarına düşen miras hisseleriyle sınırlamıştır. Bu nedenle, dava konusu taşınmazların ...'e ait veraset ilamında belirtilen davacılara düşen pay oranında kendi adlarına tespitine, geri kalan payların ise davalı üzerinde bırakılması gerekmektedir. Davacının talebini kendi miras hisseleri ile sınırladığı durumlara ilişkin bu husus Yargıtayın diğer içtihatlarında da belirtilmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 40... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın esastan reddi ile yüzölçümü ve nitelikleri aynı kalmak şartıyla tespit gibi tesciline, dava konusu 1 38... , 1 38... , 1 39... , 1 40... , 1 40... , 1 40... , 1 29... ve 1 11... parsel sayılı taşınmazların her biri için ayrı ayrı hesaplanmak üzere tamamı 8.467.200 pay kabul edilerek; 604.800 payın ölü ... kızı ...'ye, 241.920 payın ölü ... kızı ...'ye, 151.200 payın ölü ... eşi ...'na, 75.600 payın ölü ... kızı ...'na, 75.600 payın ölü ... kızı ...'na,75.600 payın ölü ... kızı ...'na, 75.600 payın ölü ... kızı ...'na, 75.600 payın ölü ... kızı ...'na, 75.600 payın ölü ... kızı ... ...'a, 241.920 payın ...'na, kalan 6.773.760 payın ölü ... oğlu ... adına tapuya tesciline, dava konusu 1 29... parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 katlı kargir ev, ahır ve bahçenin 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca ... oğlu ... adına muhdesat olarak tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; 1 40... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili ... Kadastro Mahkemesinin 2007/172 Esas ve 2008/94 Karar sayılı kararıyla hüküm kurulmuş olduğunu, 1 40... parsel sayılı taşınmaz dava konusu edilecekken dava dilekçesinde sehven 1 40... parsel sayılı taşınmazın yazıldığı ve bu hatanın yargılama aşamasında giderildiğini, bu durumda 1 40... parsel sayılı taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığını, dava konusu diğer taşınmazlar yönünden ise bu taşınmazların muris ...'den geldiğini ve ölümünden sonra çocukları arasında taksim edildiğini, Abdulgani, Abdulvahap ve Ahmet Nadi dışındaki mirasçıların kendi haklarını aldığını ve adlarına düşen taşınmazları bir bütün olarak aralarında kullandıklarını, sonradan bu taşınmazları kendi aralarında taksim ettiklerini ve buna göre de kadastro tespitinin yapıldığını, dolayısıyla dava konusu taşınmazların 1/3 ..., 1/3 ... ve 1/3 oranında ... mirasçıları adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken, diğer kök mirasçılar tarafından açılan bir dava bulunmadığından bahisle müvekkillerinin sadece miras hisseleri yönünden tapu iptali ve tescile karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, aynı şekilde ... Kadastro Mahkemisin 2007/1 71... /172 Esas sayılı dosyalarında da kök muris ...'den gelen diğer taşınmazlar için de taraflarından açılan davaların, davalılar tarafından kabul edildiği ve üç mirasçının adına 1/3 er oranında taşınmazların tesciline karar verildiğini, ve bu kararların da kesinleştiğini, yapılan inceleme ve değerlendirmenin eksik, usul ve kanuna da aykırı olduğunu, ayrıca müvekkil ...'nun vefat etmiş olmasına rağmen taraflarına müvekkilin vefatı nedeniyle veraset ilamının sunulması, mirasçılarından vekalet ibrazı ve davaya dahil edilmesi hususunda herhangi bir ara karar tesis edilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. 1. Davacı ... ve ... vekilinin davaya konu olmayan 1 40... parsel sayılı taşınmaza ilişkin verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince az yukarıda izah edilen gerekçeyle dava konusu 1 40... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın esastan reddi ile yüzölçümü ve nitelikleri aynı kalmak şartıyla tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de verilen karar bozma ilamına ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Yargıtay bozma ilamına uyulmakla bozma ilamı lehine olan taraf yararına bir usuli hak doğmaktadır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması ve bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi gerekir. Yani, bozma ilamına uymuş olan Mahkeme bu uyma kararı ile bağlı olup, bozma gereklerine uygun olarak işlem yapmak zorundadır. Eldeki davada; davacılar ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde 1 40... parsel sayılı taşınmazın da dava konusu olduğunu bildirmiş ise de 22.10.2010 tarihli duruşmadaki beyanında, dava konusu taşınmazın “1 40... ” sayılı parsel olduğu halde dilekçede sehven “1 40... ” sayılı parsel olarak yazıldığını belirtmiş ve İlk Derece Mahkemesince davaya konu olan "1 40... sayılı" parsel hakkında hüküm kurulmuştur. Bu durumda, 1 40... parsel sayılı taşınmazın eldeki davaya konu olmadığı sabittir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma ilamının gereği yerine getirilerek 1 40... parsel sayılı taşınmaza ait tutanağın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle esas hakkında karar verilmesi doğru değildir. 2. Kamu düzeninden olan taraf teşkiline ilişkin temyiz incelemesine gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 27. maddesi uyarınca, davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içermektedir. Bu kapsamda, bir davada taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. 6100 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca, taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Eldeki davada; davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiği ve yargılama devam ederken 07.03.2020 tarihinde öldüğü ve bir kısım mirasçılarının mirası reddettikleri anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513/1. maddesi uyarınca ölümle birlikte vekalet ilişkisi kendiliğinden sona erer. İlk Derece Mahkemesince ...'nun mirasçılarının davaya dahil edilmediği anlaşılmıştır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin tamamlandığından söz edilemez. İlk Derece Mahkemesince yöntemince taraf teşkili sağlanarak ve dosyada yer alan mirasın reddi kararı dikkate alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken usule uygun taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5378, K. 2026/3235, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5378-e-2026-3235-k-ed802fa727ad