Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5726 E. 2026/3224 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5726
Karar No
2026/3224
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/65 E., 2025/303 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... çalışma alanında 2020 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 10... parsel sayılı 10.185,92 m² yüzölçümündeki taşınmaz, sulu narenciye bahçesi vasfıyla davalı olduğundan bahisle malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1941 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılıp kesinleşen orman tahdidi 24.12.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması çalışmaları vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1954 yılında yapılmış, dava konusu yer dere yatağı olarak tapulama harici bırakılmıştır. 2. Davacı ... vekili 28.07.2006 tarihli dava dilekçesinde; bağış ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, 1982 yılından itibaren 20 yıldan fazla süreyle kullanılan, 1 10... ve 4 parsellerin sınırındaki taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın öncesinin orman olduğunu, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılan yerlerden bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2009 tarihli ve 2006/245 Esas, 2009/8 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişiler ... ... ve ... tarafından ibraz edilen 22.02.2008 tarihli rapora ekli krokide sarı renk ile gösterilen 10.524,71 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 03.06.2010 tarihli ve 2010/365 Esas, 2010/2943 Karar sayılı ilâmıyla "Dava konusu taşınmazın, 1954 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ... çayı yatağı olarak tespit dışı bırakıldığı, davacının dilekçesinde imar-ihya olgusuna dayandığı, yerel bilirkişi ve tanıkların bu konuda herhangi bir açıklamada bulunmaksızın kazanmayı sağlayan zilyetlikten söz ettikleri, dava konusu taşınmazın dere yatağı niteliğiyle tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu bildirildiğine göre, böyle bir yerin imar ve ihya edilmedikçe zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün bulunmadığı, başka bir anlatımla; imar ve ihya ile başlamayan zilyetliğin, kazanma bakımından hukuken bir değer taşımayacağı, kural olarak, ... yatağı niteliğiyle tespit dışı bırakılan yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17. maddesi uyarınca imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğununun kabulünün gerektiği, dosya içerisinde bulunan kayıt ve belgelerden taşınmazın bulunduğu yerde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ıslah çalışması yapıldığı, ıslah yapıldıktan ve derenin yatağını bulmasından sonra tescil konusu yerin ortaya çıktığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince, ıslah çalışmalarına ilişkin harita ve belgelerin Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünden getirtilmediği, ıslah çalışmalarının tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmediği, ... Çayının aktif yatağında veya etki alanında bulunup bulunmadığının uzman jeolog bilirkişisi dinlenilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmadığı, ayrıca usulüne uygun orman araştırması da yapılmadığı belirtilip, anılan eksikliklerin giderilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2014 tarihli ve 2013/209 Esas, 2014/549 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne 23.10.2014 havale tarihli fen ve jeoloji bilirkişileri raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 10.524,71 m²lik kısmın davacı ... adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.12.2017 tarihli ve 2016/6405 Esas, 2017/10213 Karar sayılı ilâmıyla "bozma gereklerinin yerine getirilmediği, orman araştırmasının yeterli olmadığı, taşınmazın derenin taşkın etki alanı içinde kalıp kalmadığının tereddütlü olduğu, eski tarihli hava fotoğrafları irdelenerek zilyetlik hususunun tespit edilmediği, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmediği, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki kazanım sınırlarının araştırılmadığı belirtilip, anılan eksikliklerin giderilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli ve 2018/115 Esas, 2019/472 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 17.04.2019 tarihli bilirlikişi raporuna ekli teknik bilirkişi kadastro teknisyeni ... imzalı ölçü krokisinde (A) harfiyle gösterilen 10.524,71 m²lik taşınmazın sulu narenciye bahçesi vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 03.10.2023 tarihli ve 2021/12709 Esas, 2023/4902 Karar sayılı ilâmıyla "Dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlediği, bu nedenle kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2024/1 Esas, 2024/102 Karar sayılı kararı ile görevsizlik karar verilerek dosya kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğu ve davacı şahıs lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu, bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen kısım hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği gerekçesiyle davacının dava konusu 1 10... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının kabulüne, bilirkişi raporunda (B) harfiyle belirtilen kısım yönünden Mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 10... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında düzenlenen kadastro tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçüm korunarak taşınmazın ... ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, davacının ismi kararda sehven "..." yazıldığı için, tashih ile "..." olarak düzeltilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini, dava konusu taşınmaz hakkında zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığına ve davacı şahıs lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usûl ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5726, K. 2026/3224, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5726-e-2026-3224-k-67969accc73c