Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4558 E. 2026/3753 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4558
- Karar No
- 2026/3753
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/109 E., 2024/94 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili tarafından ve duruşma istemli olarak davacılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; dava değeri itibariyle duruşma isteminin reddine ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar ... ve arkadaşları, Asliye Hukuk Mahkemesine sundukları dava dilekçelerinde; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan, dava dilekçesinde sınırları bildirilen taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, atalarından kalma olup uzun zamandır tasarruflarında bulunduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının lehlerine oluştuğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini talep etmişlerdir. 2. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçelerinde; dava konusu taşınmazda kendilerinin de hak sahibi olduklarını iddia ederek davaya katılmışlar ve yargılama devam ederken davacılar tüm haklarını müdahillere devretmişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ve 2016/211 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararı ile, "taşınmazların orman olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ve 2016/211 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararına karşı davacılar ... ve ... ile asli müdahiller ... ve ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.02.2023 tarihli ve 2021/11940 Esas ve 2023/763 Karar sayılı ilamıyla; "dava konusu alanda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre tespit işlemleri yapıldığı ve kadastro tutanağı düzenlendiği, bu durumda 3402 sayılı Kanun hükümleri uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerektiği" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak 9 43... ve 9 numaralı tutanakların düzenlendiği, 9 43... parsel sayılı taşınmazın 16.325,90 m² yüzölçümüyle ve çalılık vasfıyla Hazine adına tespit gördüğü, 9 parsel sayılı taşınmazın ise 5.197,35 m² yüzölçümüyle ve bahçe vasfıyla daha önce davalı olması nedeniyle malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edildiği belirlenerek, görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "taşınmazların orman vasfında olduklarının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine, 9 43... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, 9 43... parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağındaki yüzölçümü ile çalılık vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescili gerektiğini ve vekil edeni lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... ve asli müdahiller ... ve ... vekilleri temyiz dilekçesinde; taşınmazın orman vasfında olmadığını, zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu, ... adına talepte bulunulan ve eldeki dava dosyası ile birleştirilen 2002/103 Esas sayılı dosya ile ilgili olarak olumlu olumsuz bir karar verilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadıkları ve davacılar ve asli müdahiller yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Asli müdahiller ..., ... ve davacı ... vekilinin, dava konusu 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı ... İdaresinin, dava konusu 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazın çalılık vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, eldeki dava genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olup, davada 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle, taşınmazın niteliğinin ve kim adına ne şekilde tescil edileceğinin kadastro hakimi tarafından re'sen belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın vasfının belirlenmesi yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında, dava konusu alanda 1965 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu, 1989 yılında ise aplikasyon işlemi yapıldığından ve taşınmazın tahdit dışında kaldığından bahsedilmiş olup, her iki çalışmaya ilişkin işe başlama, çalışma ve işi bitirme tutanakları, orman tahdit haritaları, ilanlar ve tüm çalışma belgeleri dosya arasına alınmadığından bilirkişi raporlarının denetimi yapılamamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, az yukarıda bahsi geçen çalışmalara ilişkin tüm belgeler dosya arasına alınmalı, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir tahdit çalışması bulunup bulunmadığı, var ise dava konusu taşınmazın tahdide göre konumunun ne olduğu tahdit haritası üzerinde orman sınır noktaları ile çakıştırılmak suretiyle tespit edilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre, taşınmazın vasfı konusunda bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasını karar vermek gerekmiştir. 3.a) Davalı ... İdaresi vekilinin dava konusu 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava konusu taşınmazın vasfı kadastro tespiti sırasında çalılık olarak belirlenmiş olup İlk Derece Mahkemesince de tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, eldeki dava genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğundan, davada 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesi geçerli olup, taşınmazın niteliğinin ve kim adına ne şekilde tescil edileceğinin kadastro hakimi tarafından re'sen belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın vasfının belirlenmesi yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında, dava konusu alanda 1965 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu, 1989 yılında ise aplikasyon işlemi yapıldığından ve taşınmazın tahdit dışında kaldığından bahsedilmiş olup, her iki çalışmaya ilişkin işe başlama, çalışma ve işi bitirme tutanakları, orman tahdit haritaları, ilanlar ve tüm çalışma belgeleri dosya arasına alınmadığından bilirkişi raporlarının denetimi yapılamamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, az yukarıda bahsi geçen çalışmalara ilişkin tüm belgeler dosya arasına alınmalı, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir tahdit çalışması bulunup bulunmadığı, var ise dava konusu taşınmazın tahdide göre konumunun ne olduğu tahdit haritası üzerinde orman sınır noktaları ile çakıştırılmak suretiyle tespit edilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre, taşınmazın vasfı konusunda bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasını karar vermek gerekmiştir. 3.b) Asli müdahiller ... ve ... vekilinin dava konusu 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından dava konusu taşınmazın imar ihya edilmediği, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalarının reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; az yukarıda açıklanan şekilde yapılacak araştırma sonucunda dava konusu taşınmazların orman vasfında olmadığının anlaşılması durumunda, bu kez davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekir. Mahallinde yapılan keşif sonrası dosyaya ibraz edilen 05.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazda 40-50 yaşlarında karışık şekilde dikilmiş elma, armut, kiraz, kavak, fındık, ıhlamur ağaçlarının olduğu, bahçenin son 50 yıldır bakımlı bırakıldığı, imar ihya edildiği bildirilmesine rağmen, 08.08.2023 tarihli orman ve ziraat mühendisleri tarafından hazırlanan raporda, taşınmazın 1973 hava fotoğrafına göre ormanlık alan olduğundan bahsedilmiş olması karşısında, taşınmazın imar ihya edilip edilmediği ve üzerinde ekonomik amaca uygun kullanım bulunup bulunmadığı konusunda duraksama oluşmuştur. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve İlgili Kadastro Müdürlüğü İle Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir. 3.c) Davacı ... vekilinin dava konusu 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davacı ... tarafından Sakarya Kadastro Mahkemesi' nin 2022/103 Esas sayılı dosyası ile 9 43... ve 9 09... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak kadastro tespitine itiraz davası açılmış ve 9 43... parsel sayılı taşınmazın eldeki dava dosyasında da dava konusu olması nedeniyle tefrikine ve işbu dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir. (Tefrik kararından sonra 2022/121 Esas numarasını alan dava dosyası eldeki dava dosyasıyla 05.08.2002 tarihinde birleştirilmiştir) Her ne kadar karar başlığında birleşen dava dosyalarına ilişkin bilgilere yer verilmemişse de, İlk Derece Mahkemesinin karar içeriğinde işbu davadan bahsedilmiş, hüküm kısmında da asıl dosya davacılarının, birleşen dosya davacılarının, asli müdahillerin davasının reddine şeklinde karar verilmiştir. Ancak, birleşen davada ... tarafından 9 43... parsel sayılı taşınmazın tamamı dava konusu edilmiş olup, eldeki dava dosyasında, 9 43... parsel sayılı taşınmazın davacılar tarafından müdahillere devredilen kısmı dışındaki bölümlerinde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamış, tanık, mahalli bilirkişi dinlenmemiş ve bilirkişi raporu alınmamıştır. İlk Derece Mahkemesince, davacı ...'in, 9 43... parsel sayılı taşınmazın müdahillere devredilen kısmı dışında kalan bölümüne ilişkin davası / talebi yönünden, olarak herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan ve delil toplamadan karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahiller ..., ... ve davacı ... vekilinin 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... İdaresinin, dava konusu 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (V.B.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile bu parsele ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Davalı ... İdaresi vekilinin, asli müdahiller ... ve ... vekilinin ve davacı ... vekilinin, 9 43... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (V.B.3.a-b-c) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile bu parsele ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.